LEONARDO da Vinci'nin ustalığını, gözlem gücünü ve sanat felsefesini yansıttığı Mona Lisa tablosu, Rönesans döneminin yalnızca bir portre geleneği değil, aynı zamanda düşünce biçimi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bugün Paris'teki Louvre Müzesi'nde kalın camın ardında sergilenen bu tablo, sadece ressamın değil, sanat tarihinin de en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyor. Kimliği hâlâ tartışılan kadın, ifadesi çözülemeyen bir gülümseme ve hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir arka plan... Mona Lisa, izleyicisine yalnızca bakmakla kalmayıp, onunla bir bağ kurmasını sağlayan nadir eserlerden biridir.

FLORANSA'DA YAŞAMIŞ
MONA Lisa'nın kim olduğu sorusu, yüzyıllardır sanat tarihçilerini meşgul etmeye devam ediyor. En yaygın ve kabul gören görüşe göre, tablodaki kadın, 16. yüzyılda Floransa'da yaşamış Lisa Gherardini'dir. Zengin bir ipek tüccarı olan Francesco del Giocondo'nun eşi olması nedeniyle tablo, İtalyanca'da "La Gioconda" olarak da anılır. Ancak bu açıklama, herkes için tatmin edici değildir. Bazı araştırmacılar, Leonardo'nun kadını hayal gücünden yaratarak resmettiğini savunurken, kimileri de onun androjen yüz hatlarının ressamın kendisini yansıttığını iddia eder. Yani Mona Lisa, bir kadının portresi olmaktan öte, Leonardo'nun iç dünyasının bir yansıması, belki de kendisinin idealize edilmiş ruhsal hali olabilir. Mona Lisa'yı özel yapan yalnızca Leonardo'nun elinden çıkmış olması değil, aynı zamanda birçok farklı anlam katmanına sahip olmasıdır. Bunlar arasında yer alan unsurlar: Tablodaki gizemli gülümseme, izleyiciyi takip ediyor hissi yaratan gözler, arka plandaki hayali coğrafya, ve
Leonardo'nun kusursuz teknik hakimiyeti... Bu unsurlar, Mona Lisa'yı yalnızca bir resim değil, bir anlatı, bir soru, hatta bazen bir cevap haline getiriyor. Özellikle sfumato tekniği ile yaratılan yumuşak geçişler, ışık ve gölgenin doğallığı, insan yüzünün ifadesini benzersiz bir gerçekçilikle yansıtıyor. Leonardo, resimde teknik ustalığı kadar duygusal ve düşünsel derinliği de birleştirmeyi başarmıştır.
DÜNYA STARI YAPAN HIRSIZLIK
1911 yılında Louvre Müzesi'nden çalınan Mona Lisa, bir gecede dünya çapında bir üne kavuştu. İtalyan bir restoratör olan Vincenzo Peruggia, tablonun ait olduğu yere, yani İtalya'ya dönmesi gerektiğine inanarak eseri çaldı. Bu olay, tabloyu bir suç hikayesinin parçası haline getirerek medyanın ve halkın ilgisini artırdı. İki yıl sonra tablo Floransa'da bulunduğunda, Mona Lisa artık sadece bir sanat eseri değil, bir uluslararası fenomen olmuştu. O günden sonra ünü giderek arttı, kültür dünyasında simge haline geldi ve popüler kültürde binlerce kez yeniden üretildi.

DÖRT YILLIK USTALIK
Leonardo'nun detaylara olan saplantısı, Mona Lisa'nın dudaklarında doruğa ulaşır. Sanat tarihçileri, sanatçının dudaklardaki gölgelendirmeyi tamamlamasının dört yıl sürdüğünü belirtmektedir. Bu uzun süre, yalnızca teknik bir ustalık değil, aynı zamanda duygusal bir inşa süreci olarak da değerlendirilir. Çünkü Leonardo, gülümsemeyi sabit bir ifade yerine, değişken bir duygu alanı haline getirmeyi amaçlamıştır. Gözle değil, bilinçle fark edilen bu ifade, her bakışta farklı bir ruh halini yansıtmasıyla, tablonun en büyüleyici detayı olmuştur
FRANSA YOLCULUĞU
Leonardo da Vinci, ömrünün son yıllarını Fransa'da geçirmiştir. 1516 yılında Kral I. François'ın davetiyle Amboise kentine taşınan Leonardo, yanında Mona Lisa tablosunu da götürmüştür.
Sanatçının 1519'da ölümünden sonra tablo, Fransız kraliyet koleksiyonuna dahil edilmiştir. Zamanla Louvre Müzesi'ne taşınan eser, Fransız Devrimi sonrası halka açılan ilk sanat eserlerinden biri olmuştur. Günümüzde Fransa'nın ulusal hazinelerinden biri kabul edilen tablo, Louvre'un en değerli parçası olarak, özel koruma altında sergilenmektedir. Bugün hâlâ bazı komplo teorileri, müzede sergilenen tablonun bir kopya olduğunu iddia etse de, yapılan bilimsel analizler (x-ray taramaları, pigment incelemeleri, katman analizleri) bu teorileri çürütmektedir.
Uzmanlar, Louvre'daki eserin Leonardo da Vinci'nin orijinal eseri olduğunu defalarca onaylamıştır.

