BENGISU Avcı, 1996 yılında İzmir'de doğdu. Denize yakın büyüyen her çocuk gibi suyla erken yaşta tanıştı ama onunki sıradan bir tanışma değildi; daha başından belliydi, bu ilişki uzun ve tutkulu olacaktı. Küçük yaşlarda yüzmeye başladı, kısa sürede havuzlar ona dar geldi. Çünkü Bengisu'nun ruhu klor kokusundan çok tuz, dalga ve rüzgar istiyordu. Üniversite eğitimini Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde tamamladı. Yani sadece yüzen biri değil, bedenini ve sınırlarını bilen, sporu bilimle harmanlayan bir atlet oldu. Bu da onu açık su yüzmede farklı bir yere koydu: Planlı, bilinçli ama aynı zamanda sezgilerine güvenen bir sporcu.
İRADEYE MEYDAN OKUMAK
BENGISU Avcı, kariyerini özellikle açık ve buzlu su yüzücülüğü üzerine inşa etti. Soğuk onun için bir düşman değil, bir sınavdı. Defalarca kış yüzücülüğü dünya şampiyonalarında dereceler aldı, madalyalar kazandı. Ama onu asıl tanımlayan şey madalyalardan çok, zorluk seçme konusundaki cesaretiydi. Ve sonra... Açık suda yüzmenin Everest'i sayılan Ocean's Seven (Okyanus Yedilisi) hedefi geldi. Bu seri: Manş Kanalı, Kuzey Kanalı, Catalina Kanalı, Cebelitarık Boğazı, Cook Boğazı, Molokai Kanalı ve Tsugaru Boğazı gibi dünyanın en tehlikeli, en soğuk, en akıntılı geçişlerinden oluşur. Sadece fiziksel güç değil; yalnızlıkla, korkuyla, vazgeçme isteğiyle baş edebilme sanatı ister.
KORKUYA KULAÇ ATMAK
ONUN deyimiyle Ocean's 7 ve ultra maraton sadece fiziksel bir mücadele değil, tam bir mental savaştı. Catalina Kanalı'nı geçtiğinde, aynı parkuru 1979 yılında 15 saat 47 dakikada yüzen ilk Türk kadın olan Nesrin Olgun'un derecesini geride bırakarak 11 saat 59 dakika ile kanalı en hızlı geçen Türk kadını oldu. Bengisu Avcı, yıllara yayılan bir mücadele içerisinde 3 Ağustos 2017'den 4 Ağustos 2025'e kadar, 7 yıl ve 1 gün süren bu meydan okumada üç kez hipotermi geçirdi. Manş Denizi ve Kuzey Kanalı'nı ikinci denemesinde geçti. Cook Boğazı'nda son anları neredeyse hatırlamadan karşı kıyıya çıktı. Molokai'de zehirli denizanası temasıyla ve Tsugaru'da 8,8'lik depremin yarattığı akıntılarla mücadele etti. Sonunda bu yedi parkurun tamamını yüzerek geçen ilk Türk sporcu oldu. Bu başarı onu Türkiye'den öte, Dünya açık su yüzme tarihine de yazdı. Bengisu Avcı bir yüzücü olmanın ötesinde: Kadınlara "zor" denilen şeylerin yapılabileceğini gösteren bir rol model, Genç sporculara disiplinin ve sabrın ne demek olduğunu anlatan canlı bir örnek ve açıkçası, suya girerken korkusunu yanına alıp devam eden herkesin iç sesi oldu. Parkur bitiminde "Türk gençliğine armağan olsun." sözü onun Türk milletine olan hassasiyetini ve onun yolundan gelecek gençlere güvenini anlatıyor. Onlara şunu aşılıyor: "Cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuyla birlikte kulaç atmaktır."

