Güney Koreli araştırmacılar gündüz güneş ışığını, gece ise iç mekan aydınlatmasını kullanarak 24 saat boyunca elektrik üretebilen şeffaf bir güneş penceresi teknolojisi geliştirdi. Yeni sistem, hem yüksek şeffaflığı koruması hem de istikrarlı enerji üretimi sağlamasıyla şeffaf fotovoltaik çözümlerin yıllardır karşılaştığı temel sorunlara güçlü bir alternatif sunuyor. Araştırma ekibine göre bu teknoloji, özellikle enerji verimli binalarda pencerelerin rolünü kökten değiştirebilecek bir potansiyele sahip. Projenin lideri Prof. Dr. Jun Yong-seok, teknolojinin gelecekte binalarda ve elektrikli araç camları gibi farklı endüstriyel alanlarda kullanılabileceğini vurguluyor.
STABIL GÜÇ
Yeni geliştirilen güneş penceresi, zamandan ve hava koşullarından bağımsız olarak stabil güç üretimi sağlarken yüksek düzeyde şeffaflığını da koruyor. Geleneksel şeffaf güneş hücreleri çoğu zaman verimlilik uğruna görünürlükten taviz verirken ya da ışığın renklerini bozarken bu yeni yaklaşım, ışık berraklığını ve renk doğruluğunu aynı anda muhafaza edebiliyor. Araştırmacılar, özellikle ince film güneş hücrelerinde görülen renk bozulmasının, binaya entegre fotovoltaik (BIPV) uygulamalarının önündeki en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Teknolojinin temelinde, dağıtılmış Bragg yansıtıcı (DBR) yapı ile çift yüzeyli silikon güneş hücrelerinin bir arada kullanılması yatıyor. Bu optik yapı, insan gözüyle
görülmeyen yakın kızılötesi ışığı seçici şekilde güneş hücrelerine yönlendirirken görünür ışığın büyük bölümünün camdan geçmesine izin veriyor. Böylece pencere, doğal görünümünü korurken normalde boşa giden ışınımdan enerji elde ediliyor. Deneysel sonuçlara göre sistem, yüzde 8,29 güç dönüşüm verimliliği ve yüzde 6,27 ışık kullanım verimliliği değerlerine ulaşarak, geleneksel şeffaf fotovoltaik çözümlerin teorik sınırlarını aşmayı başarıyor.Test sonuçları, sistemin yüzde 75,6 görünür ışık geçirgenliği sunduğunu ortaya koyuyor. Bu değer, geliştirilen modülün parlaklık açısından geleneksel bir pencereye oldukça yakın bir deneyim sağladığını gösteriyor. Bununla birlikte, renklerin gerçekçi şekilde algılanmasını ölçen CRI oranı da 93,8 seviyesine ulaşarak, önceki şeffaf güneş pencerelerinde karşılaşılan renk sapmalarının büyük ölçüde önüne geçildiğini ortaya koyuyor.

