Avustralya Açık, 4 büyük Grand Slam arasında ilk olan, sezonun başladığını müjdeleyen, yeni umutlar ve yeni hedeflerin adresi sayılan bir turnuva. Bu turnuvaya "Happy Slam" lakabını takan ise tenisin en büyük efsanelerinden Roger Federer. Sebebi de sezonun ilk turnuvası olmasından dolayı oyuncuların zinde ve hazır gelmesi, sakatlığın az olması ve her tenisçinin yeni bir umutla başlangıç noktası olması. Ayrıca Wimbledon gibi katı kurallar ve protokoller burada yok. Daha çok bir festival havasında, müzik, yeme - içme ve oyuncuların şehre yakın olması da bu turnuvayı turun en sevilen ve en mutlu geçirilen duraklarından biri yapıyor.

Tabii ki bu festivale, sempatisi, vicdanı ve duruşuyla fark katan temsilcimiz Zeynep Sönmez ve akın eden Türk seyircilerin oluşturduğu büyük coşku, turnuva başından beri farklı bir hava estirdi... Her şey güllük gülistanlık değil elbette. Turnuva sırasında sıcaklıkların bazen 40 derecenin üzerine çıkması ve ayakkabı tabanları eriyen tenisçilerin bile olduğundan bahsetmemek olmaz. Turnuva yöneticilerinin bu konuda bulduğu çözüm ise meşhur Extreme Heat Policy (Aşırı Sıcak Politikası). Isı stresi belli bir seviyeyi aşarsa hakemler maçı durdurur, stadyumların devasa çatıları kapatılır ve klima sistemi devreye girer. Bu yüzden tenisçiler için fiziksel kondisyon çok önemli. Teknolojiyle de çok haşır neşir bir turnuvadan söz ediyoruz. Kortlarda artık 'OUT' diye bağıran çizgi hakemleri yok. Tüm kortlarda Hawk-Eye Live (Canlı Şahin Gözü) sistemi kullanılıyor. Top çizgiyi milimetrik bir farkla geçse bile sistem otomatik olarak 'OUT' sesini (önceden kaydedilmiş bir insan sesiyle) veriyor. Bu da tartışmalara mahal vermeden oyunun hızını artırıyor. İtiraz hakkı (Challenge) da zaten bir süre önce kaldırılmıştı.
TARTIŞMASIZ BİR İSİM: DJOKOVIC
Avustralya Açık için zirvede tartışmasız bir isim var: Novak Djokovic. Melbourne'de çıktığı 10 finalin tamamını kazanan efsane, bu yıl belki de son şampiyonluklarından birini kutlamak için korta çıkıyor. Roger Federer de 6 kez şampiyon olarak bu turnuvanın erkeklerde en iyi 2 oyuncusundan biri konumunda. Turnuva tarihine yavaştan giriyorsak eğer, kadınlarda 7 kez şampiyon olan Serena Williams'ın "açık dönem" rekorunun yanı sıra, hem amatör hem profesyonel dönemde toplam 11 kez bu kupayı kaldıran Margaret Court için zirvenin gerçek sahibi diyebiliriz. Avustralyalılar için kendi ülkesinden bir şampiyonu alkışlamayalı tam 50 yıl olmuş. Avustralyalı tenisçi Mark Edmondson, 1976 yılında kupayı kaldırırken dünya sıralamasında 212. sıradaydı ve turnuva tarihinin en düşük sıralamalı şampiyonu olarak müthiş bir hikaye yazmıştı. Hikaye demişken, Nadal ve Djokovic, 2012 finalinde tam 5 saat 53 dakikalık efsanevi bir maç oynadı. Öyle ki; maç sonundaki ödül töreninde ayakta bile duramayıp sandalye istediler. Günümüze geri dönersek, Elit rekabetin yeni ikilisinden biri olan Jannik Sinner, son iki sezonun şampiyonu olarak geldiği Melbourne'de en büyük favori olsa da, bir diğer büyük favori ise 'dünya 1 numarası' Carlos Alcaraz. Kadınlarda ise Sabalenka, son dönemde kadın tenisindeki istikrarsızlıktan dolayı rekabeti kendisiyle olan ve gücünü ortaya koyunca sınır tanımayan bir isim olarak öne çıkıyor.

