Çocuk yaşlarda eline aldığı cümbüşle müziğe adım atan Bahri İşlek, yıllar içinde Türkiye'nin en önemli sanatçılarına sahnede eşlik eden usta bir müzisyen haline geldi. İzmir'in Menderes ilçesine bağlı Çatalca Mahallesi'nde dünyaya gelen Bahri İşlek'in ailesi Selanik göçmeni. Henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Fethiye'ye taşınan İşlek, çocukluğunu yokluk içinde geçirdiğini anlatıyor. Deprem sonrası barakalarda yaşadıklarını, çoğu zaman aç karnına okula gittiğini söyleyen usta müzisyen, müzikle tanışmasının hayatını tamamen değiştirdiğini ifade ediyor.
CÜMBÜŞ İLE BAŞLADI
İşlek'in müzik serüveni, annesinin ona aldığı bir cümbüşle başladı. O dönem radyolardan duyduğu türküleri ve fasılların notalarını kendi kendine çıkarmaya çalışan genç Bahri, zamanla kulaktan öğrenerek farklı enstrümanları çalmayı başardı. Cümbüş sayesinde uda geçiş yaptığını anlatan İşlek, yıllar içinde kendisini geliştirerek profesyonel müzik hayatına adım attı. Kardeşleriyle birlikte kurdukları "Orkestra Kardeşler" grubu, uzun yıllar boyunca Fethiye ve çevresindeki düğünlerin aranan orkestralarından biri oldu. Bahri İşlek, "5 erkek kardeşiz. Allah'ın takdiriyle müzisyen olduk. El ele verdik kardeşler olarak. Kendimizi yetiştirdik. Güzel yerlere geldik. 'Orkestra Kardeşler' olarak bir araya gelip, güzel repertuvarlar yaptık. Bizi dinleyenler, başarılı performanslarımızı görünce tekliflerde bulundu. Yıllardır orkestra olarak yöremizde görev yaptık. Şimdilerde de özel davetlerde yine sanatımızı ortaya koyuyoruz" dedi.
'ZEKİ MÜREN BİZİ DAVET ETTİ'
Pek çok ünlüye müzisyenlik yaptığını ifade eden Bahri İşlek, "Konservatuvara gitmedim. Alaylıyım. Rahmetli Zeki Müren, kardeşimle beni konserine davet etti. Elbette bizim için çok gurur vericiydi. Ayrıca Coşkun Erdem, Özer Altın, Ercüment Batanay gibi büyük sanatçıların arasında benim de olmam bana gurur verdi. İzmir'de de Muazzez Abacı'ya eşlik ettik. Muazzez Ersoy, Zekai Tunca, Bedia Akartürk'e çaldık. Hatta fotoğrafımız bile var. Böyle sanatçılarla birlikte iş yapmak bizi hep onurlandırdı. Bir zamanlar Fethiye'de 'Fiorita' vardı. Kadınların bir çayı vardı. Atilla Atasoy da sahne aldı. Kadınlar Birliği başkanına sormuşlar, orkestra yok mu? O da demiş var ama bilemiyoruz eşlik eder mi? Bu konu bize intikal etti. Gemideki çay partisine biz gittik. Atilla Atasoy, nasıl olduğunu biliyor musun? Fethiye'de böyle bir orkestra var mı? dedi. Ve onun güzel bir parçasını çaldık. Repertuvara aldık. O kadar memnun oldu ki, Atilla Atasoy ile adeta bir dost olduk. Ünlülerle çok güzel anılarımız oldu" dedi.
'MÜZİKTEN KOPAMIYORUM'
İşlek, "Fethiye'de eskiden düğünler süper olurdu. Zaten bizden başka bir orkestra yoktu. Düğünlerde herkes aileleriyle oturuyordu. Çok güzel dans programları olurdu ve bir saat hazırlanırdık. Değerli, Fethiye'de sözü geçen, bilinen bir kişiyi anons ettiğimiz zaman kendisine de yağmur gibi bahşişler gelirdi ve müzisyene bir saygı vardı. Ama şimdi o güzellikler kalmadı. Düğünlerin tadı tuzu yok. Şimdiki müzisyenler bilgisayarlarla düğünleri yapıyorlar. Bizim zamanımızda düğünlerde giyimimizle, müziğimizle her şeyimizle bir ahenk vardı. Sanatsal olarak artık iş yapmıyoruz. Çünkü yaşımızı aldık. Orkestra durumu artık bitti. Ama bizim zamanımızda böyle elektronik cihazlar veya bilgisayar yoktu. Amfili cihazlarımız vardı ve çok güzel bir müzik icra ediyorduk. Bir bateri ve ork olmayınca müzik olmuyordu. 5 kişi gümbür gümbür sahneye çıkıyorduk. Kesinlikle müzikten kopamıyorum. Yani mezara kadar böyle devam edecek. Ayaklarımız, elimiz artık ne zaman tutmayacak, o zaman bırakacağım ama yaşadığım müddetçe bırakmam, müzikten kopamıyorum. Müziğe devam ediyorum. Ve sanatıma değer veriyorum" diye konuştu.

