Çanakkale'de restoratör Tuğba Yavaş 30 Ekim 2024 tarihinde, evinin beşinci katından düşerek şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Gizemli ölümün sanığı olan Yavaş'ın eşi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş ise, tutuksuz yargılanıyor. Yavaş'ın ölümüne ilişkin yarın görülecek 7. duruşma öncesi kardeşi Muhsin Babayiğit, açıklamalarda bulundu.

"BİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN"
Babayiğit, ablasının şüpheli ölümüne ilişkin, cevaplanması gereken sorular olduğunu, kendisi ve ailesinin 2 yıldır acılar içinde yaşadığını söyledi. Tuğba Yavaş'ın öldüğü gece eşiyle 2 saat boyunca kanlı bir boğuşmanın yaşandığına dikkati çeken Babayiğit, ablasının ölümünden sonra sanık Alptekin Yavaş'ın kendileriyle iletişimi kestiğinin altını çizerek "Sanık mahkemelere bile gelmiyor. Ablamın düşme anını gören tanık var. Bina önünü gösteren kamera görüntüsü var. Ablamın balkondan itildiğini düşünmek için birçok sebebimiz var" dedi. Şarkıcı Güllü'nün ölümünde TÜBİTAK'la yapılan etkin soruşturmanın ablasının davası için de gerçekleştirilmesini isteyen Babayiğit, "Duruşmalar kasten öldürme yerine acaba intihara yönlendirme mi var diye yüzeysel sorgulamalar ile geçti. Güllü olayındaki gibi ne etkin soruşturma yapıldı ne de TÜBİTAK devreye girdi" diye konuştu.

Muhsin Babayiğit, TÜBİTAK tarafından olay yeri incelemesi yapılmasını istiyor.

Şüpheli eş Prof. Dr. Alptekin Yavaş tutuksuz yargılanıyor.
BAKAN GÜRLEK'E SESLENDİ
Sanık eş Alptekin Yavaş'ın 78. gün serbest kaldığını hatırlatan Babayiğit, "Bin gün sürse de peşini bırakmayacağız. Biz ablama inanıyoruz. Tuğba bu ülkede balkondan düşerek ölen kadınlardan yalnızca bir tanesi. Bizi yalnız bırakmayın" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul dosyalarda gösterdiği başarılara dikkat çekerek Gürlek'e seslenen acılı kardeş, ablasının davasının da bu kapsamda ele alınmasını talep etti. Babayiğit, "Toplum vicdanını yaralayan davalar ile ilgili gelişmeler yaşanıyor. Ablam o gece eşiyle evinde yalnızdı. Bu süreçte davamız önce ağır ceza mahkemesi olarak başladı ve bir anda ilk iddianame usulsüzce silinerek 1 gün arayla intihara yönlendirme olarak asliye ceza mahkemesine alınmak üzere ikinci bir iddianame yazıldı. Sanık 78. gün serbest bırakıldı ve davamız süresince gerek tanık ifadeleri gerek sanığın tutarsızlıkları gerek deliller ışığında tekrar ağır ceza mahkemesine sevk edilse de ardından hemen asliye ceza mahkemesine geri döndürüldü" iddiasında bulundu. Son mahkemede savcılığın şüpheler ışığında 'kasten öldürme' suçundan davayı tekrar başsavcılığa yönlendirdiğini aktaran Babayiğit, "Biz aile olarak perişan olduk. Güllü davasında TÜBİTAK'ın devreye girmesi gibi konuları gördükçe bizim davamızda neden ilgili adımların alınmadığını sorgular olduk. Sadece şüphelerin üzerine gidilmesini, sorulması gereken soruların sorulmasını ve cevaplara ulaşılmasını istiyoruz. Bu sayede adaletin de tecelli edeceğine inanıyoruz. Kahrolmuş durumdayız. Bayramlar gelip geçiyor. Ablamın sesi, gülüşü, varlığı olmadan hiçbir bayram eskisi gibi değil. Ablamı kaybettik. Başka Tuğba'lar hayatını kaybetmesin" şeklinde konuştu.
"ŞÜPHEYE YER BIRAKILMAMALI"
Yavaş'ın avukatı Türkan Kara ise davaya ilişkin yaptığı açıklamada "Hiçbir şüpheye yer bırakmadan maddi gerçeğin ortaya çıkartılması tek talebimizdir. Tuğba Yavaş dosyası bu şekilde yüksekten düşmeye bağlı şüpheli kadın ölümlerinin artış gösterdiği ve ayrıca titizlikle araştırıldığında ağırlıklı olarak altından cinayet gerçeğinin çıktığı pek çok dosyanın varlığı karşısında hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılmalıdır. Hukuki mücadelemiz devam edecektir" ifadelerini kullandı.