INRES 2026 (2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi), Turkuvaz Medya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğinde dün Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Zirveye katılan Başkan Erdoğan önemli mesajlar verdi. Erdoğan, "Enerji arz güvenliğinin her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç unsuru olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak, bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdiğinde gündeme gelen en önemli konulardan biri enerji tedarikiydi. 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan saldırılarda da enerji ticareti geliyordu. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariki ile ilgili de ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Enerji kaynakları günlük hayatı, üretimi, turizmi, ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür, kavşak noktasıdır" dedi.

"GABAR'DA ADETA TARİH YAZDIK"
"BÖLGEMİZDE meydana gelen son krizler Türkiye'nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir" diyen Erdoğan şöyle devam etti: "Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimleriyle de sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğimize inanıyorum. Rusya'dan 2, Azerbaycan'dan 2, İran'dan 1 olmak üzere 5 boru hattıyla doğalgaz temin ediyoruz. Türkiye'yi Avrupa'nın en güçlü merkezlerinden biri haline getirdik. Türkiye, enerjide pardigmayı değiştirdi. 10 yılda enerji alanına çok büyük yatırım yaptık. Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Sadece Karadeniz'de değil Gabar'da da tarih yazdık. Yurt içi petrol üretimimizin yüzde 44'ü Gabar'dan. Şırnak'taki petrol keşfi Cumhuriyet tarihinin en büyüğü. On yıllar boyunca terörle anılan bölgeler yatırımla, istihdamla anılıyor. Yıllarca atıl kalan yerde turizm artıyor, tarım gelişiyor, esnafımızın yüzü gülüyor. Diyarbakır'da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda daha çalışma planlıyoruz, bunun dışında başka hazırlıklarımız da söz konusu. Türkiye, küresel enerji diplomasisinde önde. İklim ve hava şartları elverirse Somali'deki sondaj 6-9 ayda tamamlanacak. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elma'sıdır."

'BİZ EN GÜVENİLİR ORTAĞIZ'
BAŞKAN Erdoğan, "Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali'deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan'da planlanan çalışmalarımız, Libya'dan Orta Asya'ya uzanan işbirliklerimiz bunun en somut göstergesidir. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajı olması hasebiyle tarihi önemdedir. İklim ve hava şartları elverirse sondaj operasyonunu 6 ila 9 ay arasında tamamlamayı öngörüyoruz. Arzumuz, uzun yıllar iç istikrarsızlıkla ve kıtlıkla boğuşan kardeş Somali halkına bekledikleri müjdeli haberi vermektir. Komşumuz Suriye'de de hem maden hem petrol tarafında yeni hükümetle Suriye'deki entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni işbirliği fırsatları için zemin çok daha uygun olacaktır. Türkiye olarak sürecin suhuletle hitama ermesi için Suriye hükümetine gereken desteği veriyoruz" dedi.

MADEN ÇESİTLİLİĞİ
MADENCİLİK alanında da büyük bir dönüşüm içinde olduklarını dile getiren Başkan Erdoğan, Türkiye'nin maden çeşitliliği bakımından dünyada 9. sırada olduğunu söyledi. Erdoğan, "Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova'da keşfedilen dev rezerv, Türkiye'yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Eskişehir Kırka'da kurulan pilot tesiste yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız aralıksız sürüyor" ifadelerini kullandı.

'YENİ BİR ÇIĞIR AÇTIK'
BAŞKAN Recep Tayyip Erdoğan, "Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali'yle bu alanda yeni bir çığır açtık. Güneş ve rüzgar enerjisinden hidroelektrik santrallerine, temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Türkiye'nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bu kaynakların Türkiye'nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız" dedi.

'KAPSAMLI VE GENİŞ BİR VERİMLİLİK PLANIMIZ BULUNUYOR'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin "Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği" başlıklı Bakanlar Oturumu'nda konuştu.

'MÜCADELE EDİYORUZ'
Enerji arzını güvence altına almanın her geçen gün son derece zor ve karmaşık hale geldiğini vurgulayan Bayraktar, Kovid-19 salgını süreciyle başlayan ve farklı bölgelerdeki çatışmalarla devam eden krizlerin yol açtığı tedarik zinciri kırılmalarına dikkati çekti. Bayraktar, tüm bu belirsizliklerin enerji güvenliği açısından çok ciddi sorunlar oluşturduğunu belirterek, "Tüm bu zorluklarla küresel enerji görünümünde yaşanan büyük bir tektonik dönüşümün tam ortasında mücadele ediyoruz. Türkiye olarak son derece kapsamlı ve geniş bir enerji stratejisine sahibiz. Bu konulara yaklaşımımızdaki ilk ve en temel araç, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın kullanımı. Çünkü yenilenebilir enerjinin tüm bu zorluklara çözüm sunduğuna inanıyoruz" diye konuştu. Bayraktar, Türkiye'nin artan enerji talebinin karşılanmasında yenilenebilir enerjinin rolüne, güneş ve rüzgar enerjisinde 2035 için belirlenen 120 gigavat kurulu güç hedefine dikkati çekerek, "Bu yıl ise 2035 için daha da büyük ve iddialı bir hedef üzerinde çalışıyoruz. COP31 sürecinde Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan bu hedefi dünya kamuoyuna duyuracak. Güneş, rüzgar, deniz üstü rüzgar, jeotermal ve biyokütle dahil olmak üzere tüm yenilenebilir potansiyelimizi kullanacağız" dedi.
'DENİZLERDE AKTİFİZ'
Enerji verimliliğine yönelik çalışmalara değinen Bayraktar, "Ulaşımdan binalara, sanayiden ekonominin tüm sektörlerine kadar uzanan çok kapsamlı bir enerji verimliliği planımız var ve ekonominin her alanında enerjiyi daha verimli kullanacağız" ifadesini kullandı. Bayraktar, Türkiye'nin 2016'da hayata geçirdiği "Milli Enerji ve Maden Politikası" kapsamında petrol ve doğal gaz faaliyetlerini artırdığını belirterek, şunları kaydetti: "Bugün Türkiye'nin açık denizlerinde, özellikle de Karadeniz'de oldukça aktif durumdayız. Sakarya Gaz Sahası'nda büyük doğal gaz rezervleri keşfettik ve şu anda üretim yapıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye açık denizlerinde yeni arama faaliyetleri ve alternatif sahalar üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye dışında da milli şirketimiz Türkiye Petrollerinin son derece aktif olduğunu görüyorsunuz. Şu anda Somali'de faaliyet yürütüyoruz. Bu son derece zorlu ve teknik açıdan ileri düzey bir operasyon. Bununla birlikte bu faaliyetleri Libya'ya, Pakistan'a ve dünyanın farklı bölgelerine de taşımak istiyoruz. Dolayısıyla petrol ve doğal gaza yaklaşımımız oldukça pragmatik. Çünkü bu kaynakların belirli bir süre daha piyasada var olacağına inanıyoruz."
'ATIL KAPASİTE KULLANILMALI'
BAKAN Bayraktar, enerjide karşı karşıya kalınan zorluklarla ilgili çözüm önerilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bayraktar, "Her şeyden önce belirsizliklerin hakim olduğu bir çağda yaşadığımız gerçeğini kabul etmeli ve bununla yüzleşmeliyiz. Bugün 600 bin varilden 1 milyon varile çıkabiliriz. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) atıl kapasitesini kullanmalıyız. Dolayısıyla, ilk olarak mevcut kapasiteyi tam olarak kullanmak, ikinci olarak da bu altyapıyı genişletmek ya da elektrik, gaz ve petrol için yeni bir altyapı kurmak. Ya Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışında bir aksaklık olursa, Irak'ın ve diğer ülkelerin ihracatı için B planı nedir? Dolayısıyla bu alternatifi ve çeşitlendirme projelerini önerdik. Bu boru hattını Basra'ya kadar kolayca uzatabiliriz, kapasiteyi artırabiliriz" dedi.