Fosil yakıtların sınırlarını ve gezegenimize verdiği zararları her geçen gün daha derinden hissettiğimiz modern dünyada, insanlığın geleceğinin etrafında şekillendiği kavram dönüşüm... Yenilenebilir enerji, sadece tükenmeyen doğal kaynaklardan elektrik üretmek anlamına gelmiyor, aynı zamanda doğayla aramızda bozulan dengeyi yeniden kurmayı vadediyor. Küresel ölçekte yaşanan bu yeşil dönüşümün en somut ve heyecan verici adımlarından biri ise tam şu günlerde ülkemizde, rüzgarın başkenti İzmir'de atılıyor. Dünyanın en köklü rüzgar enerjisi devlerinden biri olan Alman ENERCON, Türkiye'yi küresel enerji liginde bir üst seviyeye taşıyacak devasa bir hamleye imza attı. Şirket, İzmir'in Bergama ilçesinde hayata geçireceği 50 milyon avroluk yeni rotor kanadı fabrikasıyla, hem bölge ekonomisine can suyu olmaya hem de Türkiye'yi Avrupa'nın yeşil enerji üssü haline getirmeye hazırlanıyor. Peki, bu dev yatırım Türkiye ve dünya pazarı için ne anlama geliyor? Şirket neden üretim üssü olarak Bergama'yı seçti? Merak edilen tüm bu soruları, Yeni Asır'a özel açıklamalarda bulunan ENERCON Küresel Tedarik Direktörü Sebastian Schmidt'e sorduk.

● Neden Bergama'yı seçtiniz?
Bergama tercihimizin arkasında hem yasal zorunluluklar hem de bölgenin sunduğu lojistik ve endüstriyel güç yatıyor. Türkiye'de Enerji Bakanlığı tarafından yürütülen YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) ihalelerinde çok akıllıca bir "Yerli İçerik Şartı" yönetmeliği uygulanıyor. Bu yönetmelik, rüzgâr türbini bileşenlerinin belirli bir yüzdesinin ülke içinde üretilmesini zorunlu kılıyor. Biz de Bergama'daki yeni tesisimiz sayesinde bu yasal şartları eksiksiz karşılıyoruz. Böylece müşterilerimiz, en yeni üst modelimiz olan E-175 EP5 E2 ile devlet ihalelerine katılabilecek veya mevcut YEKA projelerini gerçekleştirebilecekler. Ayrıca Bergama'daki yerleşik ortaklarımızla geçmişte çok olumlu deneyimlerimiz oldu; bölgenin sanayi altyapısı ve konum avantajı bu kararı vermemizi sağladı.
'ÖZEL ÜRETİM YAPACAĞIZ'
● Türkiye, ENERCON'un büyüme stratejisinde hangi rolü oynuyor?
Türkiye, ENERCON'un dünyadaki en önemli uluslararası stratejik hedef pazarlarından biridir. Biz Türkiye'de yeni değiliz, 1990'lardan beri buradayız, Türk rüzgâr enerjisi sektörünün öncüsüyüz ve yerli üretimin ilk savunucularından biriyiz. Sektöre yabancı olan okurlarımız için bu gücü şöyle somutlaştırabiliriz, 4 Gigavat, Türkiye'nin en büyük hidroelektrik santrali olan devasa Atatürk Barajı'nın (2,4 GW) neredeyse iki katı büyüklüktedir. Bu kapasite, yaklaşık 4 ila 5 milyon hanenin, yani neredeyse koca bir İzmir'in tüm konutlarının yıllık elektrik ihtiyacını tek başına rüzgârdan karşılayabilecek devasa bir boyuttur. Ayrıca ülkede sadece üretim veya satış yapmıyoruz; montajdan bakıma kadar hizmet veren dev bir proje yönetimi ve servis organizasyonuna sahibiz.
● Yıllık üretim kapasitesi ne olacak?
Planlamamıza göre tesisin yıllık üretim kapasitesi 150 rotor kanadı seti (yani toplam 450 adet devasa kanat) olacak. Bu fabrikada şirketimizin en gelişmiş teknolojisi olan, iki futbol sahası genişliğinde rüzgâr yakalama alanına sahip ve aerodinamik olarak en üst seviyeye çıkarılmış yeni nesil E-175 EP5 E2 modeli rüzgâr türbinleri için özel üretim yapacağız.
● Doğrudan ve dolaylı olarak kaç kişinin istihdam edilmesi bekleniyor? Yerel tedarikçiler ve bölgesel şirketler üretim sürecine dahil olacak mı?
Fabrikamızda yaklaşık 700 kişiye iş imkanı yaratacağız. Bu, 700 ailenin doğrudan bu tesisten geçimini sağlaması anlamına geliyor. Ancak etkisi bununla sınırlı değil; yeni tesisimiz tamamen bölgesel tedarikçilerle ve yerel şirketlerle iş birliği yapacak. Yani devasa kanatların üretiminde kullanılacak malzemelerden lojistiğe kadar bölgedeki yan sanayiyi de üretim sürecine dahil edeceğiz. Bu sayede Bergama bölgesindeki yerel ekonomi için çarpan etkisi yaratarak yüzlerce dolaylı istihdamı da güvence altına alacağız.
● Bu yatırım, ENERCON'un Türkiye'deki yerelleştirme stratejisi için ne kadar önemli?
Bergama tesisine yaptığımız yatırım, Türkiye'deki üretim ağımızı genişletmek ve yeni E-175 EP5 E2 rüzgar türbinimizi Türk pazarına sunmak için önemli bir kilometre taşıdır. Kanıtlanmış yerelleştirme stratejimizi sürdürüyor ve müşterilerimizin yeni üst modelimizle devlet ihalelerine katılabilmelerini sağlamak için güvenilir koşullar yaratıyoruz. Yatırımımız, Türk pazarına olan bağlılığımızın bir başka göstergesidir. Üretim ve satıştan kurulum ve servise kadar tüm süreç zinciri boyunca müşterilerimizin yanındayız; böylece birlikte Türkiye'de karasal rüzgar enerjisinin genişlemesini ve enerji dönüşümünü daha da ileriye taşıyabiliriz.

'TEKNOLOJİ İHRAÇ EDECEĞİZ'
● Üretilen rotor kanatlarının Avrupa'ya ihracatı planlanıyor mu?
Evet, kesinlikle. Yeni fabrika öncelikli misyon olarak Türkiye iç pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak. Ancak rüzgâr enerjisinde Türkiye'yi bir lojistik üs olarak görüyoruz. İlerleyen süreçte bu fabrikada üretilen E-175 EP5 E2 rotor kanatlarını, Doğu ve Güney Avrupa'daki büyük rüzgâr santrali projelerine ihraç etmeyi amaçlıyoruz. Bergama'dan Avrupa'ya teknoloji ihraç edeceğiz.
● Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyelini ve rüzgar enerjisi pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, özellikle karasal rüzgar enerjisi olmak üzere, yenilenebilir enerjiler için büyük bir potansiyele sahip. Hükümet, enerji dönüşümüne ve ulusal iklim koruma hedeflerine açıkça bağlı. Son olarak, Türkiye, YEKA ihalelerini yürüterek rüzgar enerjisi sektörü için olumlu çerçeve koşulları sağlıyor. Hükümetin rüzgar enerjisi projeleri için başlattığı bu ihale sistemi, sanayi politikasıyla birleşerek işletmecilere, proje geliştiricilerine ve üreticilere cazip iş fırsatları sunuyor.
● Bu yatırım, Türkiye'de daha fazla ENERCON projesine veya genişlemesine yol açabilir mi?
Umarız öyle olur. Bergama'daki yeni fabrika yatırımıyla YEKA ihalelerinin yerel içerik şartlarını karşılıyor ve müşterilerimizin projeleri için rotor kanatları teslim etmeye hazırız. Türkiye'deki enerji dönüşümüne katkımızı sürdüreceğiz.
İzmir'in yıllık evsel elektrik tüketimini karşılayacak
ENERCON'UN üretmeyi planladığı 4 GW'lık (Gigavat) enerji, rüzgar enerjisi bağlamında düşündüğümüzde gerçekten devasa bir üretim kapasitesini ifade eder. Bunu gözümüzde canlandırabilmek için şu verilere bakmak yeter;
TÜRKİYE'DEKİ ortalama bir hanenin yıllık elektrik tüketimi dikkate alındığında, 4 GW kurulu güce sahip rüzgar santralleri, ürettikleri temiz enerjiyle yaklaşık 4 ila 5 milyon hanenin (yani neredeyse tüm İzmir'in ya da Ankara'nın evsel tüketiminin) yıllık elektrik ihtiyacını tek başına karşılayabilir.
4 GW, İzmir gibi sanayisi ve nüfusu gelişmiş dev bir megakentin anlık elektrik ihtiyacının en yoğun olduğu (pik) zamanları bile rahatlıkla tek başına sırtlayabilecek bir güçtür.
TÜRKİYE'NİN en büyük hidroelektrik santrali olan Atatürk Barajı'nın kurulu gücü $2.4text{ GW}$ ($2400text{ MW}$)'dır. Yani 4 GW'lık bir rüzgar gücü, neredeyse iki adet Atatürk Barajı kadar bir kapasiteye denk gelir.
Yeni model tribünlerin özellikleri
E2 versiyonu temel modele göre 1 MW daha güçlü.
GELİŞTİRİLEN jeneratör mimari ile verim %5 daha fazla.
ADINI 175 Metrelik rotor çapından alan türbinin kanatların taradığı alan tam 24.053 m² yani 3.5 futbol sahası büyüklüğündedir ve Bergama'daki yeni tesiste üretilecek olan bu özel rotor kanatları, aerodinamik olarak en hafif rüzgarlardan bile maksimum enerjiyi yakalar.
DOĞRUDAN Tahrikli (Gearless / Dişlisiz) Sistemi olduğu için mekanik aşınma çok düşüktür, bu da bakım maliyetlerini azaltır ve türbin ömrünü uzatır.
BU devasa jeneratör, karayolu taşımacılığını ve lojistiği kolaylaştırmak adına iki parçaya ayrılabilen akıllı bir modüler tasarıma sahiptir.
EN Yüksek Kule Portföyü ile daha kararlı ve güçlü rüzgarlara ulaşmak mümkün olur.
TÜRBİN, kurulduğu arazinin anlık rüzgar yapısına ve şebeke durumuna göre kendini akıllıca optimize eden yazılımlarla donatılmıştır.
GECE veya yerleşim yerlerine yakın bölgeler için özel "ses azaltılmış çalışma modları" bulunur. Bu modlar devredeyken bile minimum güç kaybıyla yüksek verimde çalışmaya devam edebilir.
STANDART olarak entegre edilebilen gölge kapatma (Shadow Shutdown), buz algılama ve yarasaları koruma (Bat Protection) sistemleri mevcuttur.

