TÜRKİYE yürüttüğü enerji diplomasisi ve milli enerji çalışmaları ile güvenli enerjinin merkez üssü oldu. Savaşların yaşandığı coğrafyada jeopolitik konumunu avantaja çeviren Türkiye, nükleer, doğalgaz ve petrol depoları, uluslararası boru hatları ile yalnızca kendisinin değil, Avrupa'nın da enerji arz güvenliği için önemli bir rol oynamaya başladı.
ÜLKEMİZ SORUN YAŞAMADI
TÜRKİYE küresel ölçekte yaşanan enerji krizini arz tarafında yakaladığı çeşitlilik ve uluslararası işbirlikleri sayesinde minimum seviyede hissetmeyi başardı. Avrupa'da araçlarına yakıt bulamayan ülkeler olmasına rağmen Türkiye ürün bulmada hiçbir sorun yaşamadı. Petroldeki her bir dolarlık artışın Türkiye'ye maliyeti ilave 400 milyon dolar olarak kayıtlara geçerken, bu durumdan vatandaşın etkilenmemesi için eşel mobil sistemi devreye alındı. Enerji uzmanı Serhat Bingöl bugün enerji güvenliği denildiğinde yalnızca yeterli miktarda petrol ya da doğal gaz temin edilmesi anlaşılmaması gerektiğini belirterek, "Bu nedenle Türkiye'nin enerji güvenliği politikalarında son yıllarda attığı adımlar daha önemli hale gelmiştir. Türkiye'nin doğal gazda kaynak ve güzergâh çeşitliliğini artırmaya yönelik politikaları bu açıdan dikkat çekicidir. Farklı ülkelerle yapılan uzun vadeli doğal gaz ve LNG anlaşmaları da Türkiye'nin enerji tedarikinde tek bir kaynağa bağımlı kalmaması açısından değer taşımaktadır" dedi.

