Son dakika haberleri... Başkan Recep Tayyip Erdoğan 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu.
Başkan Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni'ndeki konuşmasında, "Yeditepe üstünde zamanın gergef işlediği aziz İstanbul'da" katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını dile getirdi.
Bu sene "Sonsuzun fethine çık" temasıyla 12'ncisi tertiplenen Necip Fazıl Ödülleri'nin ilim, kültür ve sanat camiası başta olmak üzere ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Üstad'ın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugünlere taşıyan Necip Fazıl'ın fikri ve edebi mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında şairler sultanı, büyük mütefekkir, hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmayan büyük dava ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle yad ediyorum." dedi.

Erdoğan, 2023'te dualarla son yolculuğuna uğurladıkları Kısakürek'in büyük oğlu Mehmet Kısakürek'e de Allah'tan mağfiret niyaz ettiğini belirten Erdoğan, "Yine bu vesileyle 2025'in şubat ayında emaneti sahibine teslim eden hattatların reisi Hasan Çelebi hocamızla birlikte geçmişte Necip Fazıl Ödülleri'ni tevdi ettiğimiz Nuri Pakdil'e, Teoman Duralı'ya, Rasim Özdenören'e, Ahmet Özalp'e ve Nevzat Atlığ'a da Cenab-ı Mevla'dan rahmet diliyorum. Bu isimlerin her biri inşallah daha nice yıllar boyunca hep minnetle, hep şükranla hep kemal-i hürmetle yad edilecek. Hepsi inanıyorum ki gelecekte de bir fener misali yolumuzu, ufkumuzu ve zihnimizi aydınlatmaya devam edecek. Cümlesine rahmet olsun." ifadesini kullandı.
Başkan Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni'ndeki konuşmasında, içinde bulunulan çağın tükenmeye yüz tutan fikir ve sanat madenine eserleriyle yeni damarlar açan sanatçılara ve son derece titiz değerlendirme süreciyle ödül sahiplerini belirleyen jüri üyelerine teşekkür etti.
Necip Fazıl Kısakürek'in fikir ve sanat mirasına dört elle sarılıp bu sene de ödül törenini başarıyla tertipleyen Star Gazetesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığını kutlayan Erdoğan, "Necip Fazıl demek, her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran Üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak, ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ama daima dik durmakla mümkündür." diye konuştu.
Erdoğan, Kısakürek'in bu prensibini, "Allah ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez." sözüyle açık ve net şekilde dile getirdiğini aktararak, "Şurası da mühimdir. O, Müslüman'ı 'yüzünün her hattında tevhit kaleminden bir satır okunan' kimse olarak görmüştür. Az önce ifade edildi ya yüzünün o kırışıklıkları, işte o çok önemli. Onu yakından tanıyan zaten Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda adeta toprağı görür. Bizler de Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda hep 'Topraktan geldik, toprağa gideceğiz.' derdik ya işte bunu görürdük. Allah rahmet eylesin." ifadelerini kullandı.

Kısakürek'in, Müslüman'ın yüzünün yere eğilmesine ve fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bir defasında iştirak ettiği bir dost meclisinde bir arkadaşı söze şöyle başlar: 'Efendim fikri acizaneme göre...' Üstat hemen araya girer ve muhatabına celalli bir çehreyle şöyle mukabele eder: 'Fikrin varsa aciz değilsin. Acizsen, fikir sahibi değilsin.' Üstat bu işte. Sadece bu cümle bile Necip Fazıl'ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterlidir. Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk, vect ve iman gençliği işte bu şuurla büyümüş, yetişmiş, Anadolu'nun dört bir yanında kök salmıştır. Şiirden tiyatroya, hikayeden romana, tasavvuftan tenkit ve biyografi yazılarına kadar farklı türlerde verdiği onlarca ciltlik eserler, diğer pek çok hususiyetlerine ek olarak esasında bir hakikat arayışıdır. Hakikate ulaşmak, maveranın izini sürmek, onda yegane amaçtır. Üstat, bunu bir şiirinde şöyle ifade etmiştir, 'Allah'a hakikatten yola çıkmak meşakkat. Allah'tan yola çıkıp varılan şey hakikat.' İşte Üstat bu."

"İFTİRA VE HAKSIZLIKLAR NECİP FAZIL'IN VE ONA GÖNÜL VERENLERİN HAKİKAT YÜRÜYÜŞÜNÜ ENGELLEYEMEDİ"
Başkan Erdoğan, şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle süsleyen Kısakürek'in tefekkürü ise sanatının hem kalesi hem de temeli haline getirdiğini kaydederek, "Türk şiirinin zirve bir şairi olarak Üstadın sesi kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır ve kendi zamanını da aşarak geleceğe uzanır." dedi.
Necip Fazıl Kısakürek'le tanışma sürecine değinen Erdoğan, şunları anlattı:
"Üstatla tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz 'Onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir?', Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Şair Mehmet Emin Yurdakul, 'Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.' diyor. Merhum Necip Fazıl da milleti, inandığı değerleri ve davası için tahkikate uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? 'Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.' diyen Üstat, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti."
Başkan Erdoğan, Kısakürek'in bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizdiğini, özgüven aşıladığını, tarih ve benlik şuuru kazandırmış bir kişi olduğunu belirterek, "Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir. Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte bizimle buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, 'Kim var?' diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan 'Ben varım.' diye kükreyecek bir gençlik." ifadelerini kullandı.

Şiir Ödülü'müzü Celal Fedai'ye takdim ediyoruz. Şiirlerinin yanı sıra eleştiri ve poetika yazılarıyla edebiyatımızın kök metinlerinden güç alarak, geleneksel olanı dönüştüren, yerleşik kabulleri sorgulayıp dünyaya yeni ve etkileyici perspektifle bakan Celal Fedai kardeşimi tebrik ediyorum. Bu yılki Hikaye Roman Ödülü'müzün sahibi ise Tarık Tufan. Gündelik hayatın hüznünü, inceliğini, kırılganlığını eserlerine özenle taşıyarak bugünün nabzını tutan, özgün anlatım teknikleriyle kurguladığı romanları geniş ve nitelikli okur kitlesine ulaşan Tarık Tufan'ı yürekten kutluyorum."
Fikir araştırma ödülünün Peren Birsaygılı Mut'a tevdi edildiğini ifade eden Erdoğan, nabzı Filistin'le atan, Gazze'de soykırımı kalemiyle, kelamıyla kayıtlara geçiren Filistinli şairleri, yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprülerinin kurulmasına vesile olan Mut'u emeklerinden ötürü tebrik etti.
"FİLİSTİN HALKINA BURADAN DAYANIŞMA DUYGULARIMI İLETİYORUM"
Başkan Erdoğan, Gazze'deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli'ye Allah'tan rahmet dileyerek, şunları kaydetti:
"Mekanları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan, şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde kışta, yağmurda, çamurda 7'den 70'e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz değil mi? 'Konteyner gönderelim.' diyoruz. Birleşmiş Milletler'i devreye sokuyoruz, Batı'yı devreye sokuyoruz. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu denilen firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyor. Ayetikerimede Rabb'imiz buyuruyor: 'Hesapların üzerinde bir hesap var.' Bunun da vakti, saati inşallah gelecek."
Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü'nü bu sene iki genç kalem Merve Uygun ve Hasan Bozdaş'a verdiklerini bildiren Erdoğan, "Öykülerinde gerçeklik zemininden kopmadan, okura masalsı bir atmosfer sunan Merve Uygun'u ve şiirlerinde insanın madde olmayan kısmını adeta kanaviçe gibi işleyerek gönüllere dokuyan Hasan Bozdaş'ı kutluyor, edebiyat ve düşünce yolculuklarında her iki isme de başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü de Ayşe Sevim'e verdiklerini aktararak, "Çocuklara ve gençlere edebiyatın göz hizasından bakan, didaktik olmayan bir dille hayallerden bahçeler kuran, değerlerimizi harf harf, kelime kelime evlatlarımıza aktaran Ayşe Sevim kardeşimi tebrik ediyorum." dedi.
Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü'nün bu yılki sahibinin Dia Al-Azzawi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Görsel sanatın modern imkanlarıyla, kendi coğrafyasının derin acılarını, renkli ayrıntılarını, Doğu'nun zengin birikiminden beslenerek anıtlaştıran Dia Al-Azzawi'yi canıgönülden tebrik ediyorum." şeklinde konuştu.
"YARIN HER ALANDA DAHA İYİ YERLERDE OLACAĞIMIZA YÜREKTEN İNANIYORUM"
Erdoğan, Müzik Ödülü'nü de Bayram Bilge Tokel'e tevdi ettiklerini belirterek, "Biliyorsunuz Yahya Kemal, 'Musiki bizim romanımız.' demişti. Bu tespiti biraz daha özelleştiren Tanpınar ise 'Türküler bizim romanımızdır.' demişti. Milli varlığımızın, hislerimizin hayata bakışımızın hazinesi olan türküleri, gerek icrasıyla, gerek teorik yazılarıyla yaşayan ve yaşatan Bayram Bilge Tokel'i yürekten tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.
Necip Fazıl Saygı Ödülü'nün ise çizgileriyle konuşan, çizgileriyle anlatan, dünyaya çizgileriyle bakan Hasan Aycın'a verildiğini kaydeden Erdoğan, "Dünya standartlarını aşarak kendine özgü bir çizgi dili geliştiren, kalemini insani olan her değere, insanlığın vicdan sızısına adayan büyük usta Hasan Aycın'ı tebrik ediyorum. Hasan Aycın hocamızla birlikte Necip Fazıl Ödülleri'ne layık görülen kültür, sanat ve edebiyat erbabımızı bir kez daha ayrı ayrı tebrik ediyorum." dedi.

Başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye, dış politikada, savunma sanayiinde, ekonomide olduğu gibi kültür sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi hamdolsun orada da yırtıp atıyor. Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabile üyeleri dışında kimseye nefes aldırmayanların, kendisini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da son buluyor. Batı'nın ülkemizdeki distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleriyle kültür sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler, edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok önemsiyorum. Yarın her alanda daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum."
Necip Fazıl Kısakürek'in mahkemeye çıktığında, "Artık senden bıktık." diyen hakimlere verdiği cevabın enteresan olduğunu hatırlatan Erdoğan, "'Siz burada hakim, ben de burada yolcu olduğum sürece ben buraya daha çok uğrarım.' diyor. Üstat bu. Onun için de unutmayın, bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça biz bu hana daha çok uğrarız. Rabb'im yolumuzu, bahtımızı açık etsin." şeklinde konuştu.