Uluslararası Müzecilik Derneği Başkanı Derya Manav, çağdaş müzecilik anlayışının dijitalleşme ve deneyim odaklı uygulamalarla birlikte büyük bir dönüşüm yaşadığını söyledi. Müzecilik Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Uluslararası Müzecilik Derneği Başkanı Derya Manav, Türkiye'de müzeciliğin artık yalnızca eser koruma anlayışıyla değerlendirilemeyeceğini belirterek, müzelerin yaşayan kültür alanlarına dönüştüğünü ifade etti. Son yıllarda dijital müzecilik uygulamaları, interaktif sergiler, artırılmış gerçeklik teknolojileri ve yapay zeka destekli anlatım sistemlerinin yaygınlaştığını belirten Manav, "Müzeler artık yalnızca geçmişi koruyan yapılar değil; ziyaretçiyle etkileşim kuran, deneyim yaşatan ve düşünce üreten alanlara dönüşüyor" dedi.
'ÜLKEMİZDE MÜZECİLİK GELİŞİYOR'
Türkiye'de müzeciliğin dünya standartlarını takip eden dinamik bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Manav, uluslararası müzecilik kriterlerinin birçok kurum tarafından yakından izlendiğini söyledi. ICOM'un (International Council of Museums) belirlediği çağdaş müzecilik ilkelerine dikkat çeken Manav, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık, erişilebilirlik ve dijitalleşmenin artık müzecilik politikalarının önemli bir parçası haline geldiğini belirtti. Müzelerde çocukların ilgisinin kendisini en çok etkileyen unsur olduğunu vurgulayan Manav, "Çocuklar müzeye yalnızca bakmak için değil; anlamak, hayal etmek ve soru sormak için giriyor. Bir yetişkinin hızla geçtiği vitrinin önünde uzun süre durabiliyorlar. Müzeciliğin geleceği de aslında o merak duygusunun içinde saklı" diye konuştu. Müzelerin toplumların ortak hafızasını taşıyan en önemli alanlardan biri olduğunu ifade eden Manav, "Bir toplum hafızasını kaybettiğinde geçmişiyle bağını da kaybetmeye başlar. Müzeler yalnızca eser saklamaz; geçmiş ile bugün arasında görünmez bir köprü kurar" dedi. Gençlerin müzelere ilgisini artırmak için yeni nesil anlatım tekniklerinin önemine dikkat çeken Manav, müzelerin yalnızca bilgi veren değil; sorgulatan ve düşünce üreten alanlar olması gerektiğini söyledi. Dijital teknolojilerin müzeciliği düşünsel olarak da dönüştürdüğünü belirten Manav, yapay zekâ destekli anlatım sistemleri, sanal müze uygulamaları ve dijital arşivleme çalışmalarının ziyaretçi deneyimini tamamen değiştirdiğini ifade etti. Sanal müzelerin fiziksel müzelerin yerini tamamen alamayacağını dile getiren Manav, "Bir eserin karşısında durmanın, onun dokusunu ve atmosferini hissetmenin yerini hiçbir ekran tam anlamıyla tutamaz. Ancak sanal müzeler erişilebilirlik ve eğitim açısından çok güçlü bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı. İzmir'in çok katmanlı kültürel yapısıyla müzecilik açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Manav, şehrin liman kültürü, Levanten geçmişi ve tarihsel hafızasıyla öne çıktığını söyledi. Efes Antik Kenti ve Bergama Antik Kenti gibi dünya mirası alanlarının Türkiye'nin kültürel gücünü dünyaya taşıdığını belirten Manav, "İzmir gelecekte yalnızca eser sergileyen değil; kültürel deneyim üreten yaşayan bir müze kenti olabilir" dedi. İzmir'de yeterince bilinmeyen ancak önemli kültürel alanların da bulunduğunu ifade eden Manav, Radyo ve Demokrasi Müzesi ile Köstem Zeytinyağı Müzesi gibi müzelerin yalnızca eser sergilemediğini, aynı zamanda güçlü bir kültürel hafıza deneyimi sunduğunu söyledi. Tarihi eser kaçakçılığına karşı toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyleyen Manav, "Kaçırılan her eser yalnızca fiziksel bir nesne değil; aynı zamanda bir toplumun hafızasının kaybıdır" diye konuştu. Manav, "Bir ülkenin geleceği müzelerinde saklıdır" görüşüne kesinlikle katıldığını belirterek, kültürel mirasın korunmasının yalnızca mesleki değil; etik ve toplumsal bir sorumluluk olduğunu sözlerine ekledi.

