Konuk yazar Selahatin Gezer yazdı...
Önce şunu belirteyim: Bu öfke oklarım asla mazlum Batılı insanlara değildir; vicdanla hareket edenlere değildir; her ülkenin bağımsızlığına saygı gösterenlere hiç değildir. Bu sözlerim; emperyalist güçlere, adaletten uzaklaşmış, gözleri hırs bürümüş Batılı yamyamlaradır ve elebaşı Amerikan yönetiminedir.
Neden bir gece vakti Netanyahu'yu alıp, "Binlerce çocuğu katlettin, şimdi gel bakalım hesap zamanıdır" deyip götürmediler? Ya da gerçekten uyuşturucuyla gençleri mahveden, insanlığı ifsat eden şebekelere neden operasyon çekmediler?
Bütün darbelerin mihmandarı Amerika'dır. Akıtılan bütün gözyaşlarının, ölümlerin, katliamların sebebi Amerika'dır. Sadece bizim ülkemizde defalarca ihtilaf çıkarmış, darbecileri milletin başına bela etmiştir. 15 Temmuz'da tankları bedenlerin üzerinden yürütüp insanları paramparça ettirmiştir. Unutmuyoruz. 15 Temmuz'u unutmuyoruz. 27 Mayıs'ı, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü unutmuyoruz. Sadece bizde değil; dünyanın masum toplumlarında da güzel idarecileri yok edip zalimleri işbaşına getirdiniz. Mısır'ı hiç unutmuyoruz. Kimyasal silah bahanesiyle Irak'ın başına getirdiğiniz zulümleri hiç unutmuyoruz.

BATI'DA MEDENİYET YOK
Ve siz gerçekten medeni değilsiniz. Belki Amerikan sokaklarında aç, susuz, evsiz; bir bina dibine uzanmış bir sokak insanı, siz yöneticilerden çok daha insaflıdır, çok daha merhametlidir. Siz yamyamsınız. Girdiğiniz hiçbir yerde bir merhamet eseri görünmedi; sadece gözyaşı bıraktınız.
Dünya, doğruları öğrenmemesinin cezasını çekiyor. Her şey yanlış öğretildi. O yanlış öğretiler pusula olmadı, mihmandar olmadı. İnsanlar; inançta, iş hayatında, sosyal hayatta, sanatta, edebiyatta kısaca her alanda yanlış yapar oldu.
Sadece bir misal yeter: Eğer Batı'nın hakiki manada medeni olmadığını bilseydik, içimizdeki kriptolar olmasaydı, bize gerçek ve bizden insanlar bu hakikatleri öğretebilseydi; elbette asıl medeniyetin ne olduğunu bilirdik. Gözümüzü oraya diker, İslam medeniyetinin bir ferdi olmak için elimizden gelen çabayı gösterirdik.
Çünkü Batı'da medeniyet yoktur. Hele Amerika Batı'nın patronu olarak her geçen gün hadsizliğine, ölçüsüzlüğüne bir yenisini ekliyor. İster doğru olsun ister yanlış olsun; sen bağımsız bir ülkenin içine nasıl girer, onun liderini bir gece vakti eşiyle birlikte, yaka paça, terliklerle alıp götürürsün?
Hiç mi Selçuklu'yu, Osmanlı'yı okumadınız? Selçuklu'da da Osmanlı'da da savaşın en şiddetli anlarında bile karşılıklı rıza vardı. Malazgirt yeter: Bizans komutanı yenildiği hâlde çadıra alındı, ikram edildi, kılıcı alınmadı. Alparslan'ın taşıdığı ruh, gerçek medeniyetin ne olduğunu gösterir. O ruh, İslam medeniyetidir.
Bizi boşuna Batı'ya hayran etmeye çalıştılar. Ne yaparlarsa yapsınlar, hakikat olmayan şey eninde sonunda ortaya çıkar. Boya tutmuyor; çünkü içeride cevher yok. Dökülüyorlar. Osmanlı'nın üstelik yendiği hâlde devlet adamına, krala, komutana gösterdiği hürmeti başka nerede görebilirsiniz?
Hz. Ali'nin yüzüne tüküren düşmanını öldürmekten vazgeçmesi bile nasıl bir yüksek ruh taşıdığını göstermeye yeter.
Venezuela her ne kadar sıkıntıda olsa da en azından başında kendi insanı vardı. Eksikleri olabilir; fakat bağımsızlık mücadelesi veriyor, milletini zenginleştirmeye gayret ediyordu. Dünyadaki mazlumlara kucak açıyor, onların sesi oluyordu. Filistin'i defalarca sözleriyle, feryadıyla, çığlığıyla desteklemiştir.
Amerika, Venezuela'nın başına kimi getirirse getirsin artık Venezuela'yı özgürleştiremeyecek. Takılmış zincirleri kıramayacak. Venezuela yeni bir perdenin açılmasına kadar esirdir; petrolü de üflenecektir. Zaten bütün mesele budur.
BATI'YA GÜVEN OLMAZ
Uyuşturucu bahane, insan hakları bahane... Asıl mesele oradaki petrolü açgözlüce talan etmektir. Yoksa Amerika'nın umurunda mı özgürlük, halkın perişanlığı? Uyuşturucunun en büyüğünü zaten kendi bünyesinde üretir, kendi baronlarıyla dünyaya yayar, bundan da para kazanır. Bu mesele bile gösterdi ki; bir gece vakti bir devlet başkanının eşiyle birlikte alınıp götürülmesi, dünyanın suratına atılmış bir tokattır. Artık yanlış bildiklerimizden kurtulmalıyız. Özellikle son iki üç yılda dünyada dönen hileleri çocuklarımıza iyi öğretmeliyiz ki mevcut bilgilerine şuur katsınlar; herkesi tanısınlar, ona göre adım atsınlar. Batı'ya güven olmaz. Batı'nın patronu Amerika'ya hiç güven olmaz. Dolayısıyla özellikle İslam dünyası aklını başına almalı; hakiki manada bir İslam birliği kurmalı, bir İslam ordusu tesis etmeli, birlik hakikatini göstermelidir. Aksi hâlde bugün Venezuela'ya yapılan, yarın başka bir ülkeye yapılır.
Evet; Amerika mafyavari bir gece baskınıyla Venezuela'nın iradesine el koymuş, fidye olarak da petrolüne çökmüştür. Bu kadar basit.
Orta Doğu, Asya bir an evvel uyanmalıdır. Yoksa uyanacak toprak, başını koyacak yastık, sığınılacak vatan kalmayacaktır. Çünkü Avrupa'nın hırsızı, suçlusu, arsızı bir zamanlar toplanmış; Amerika denen devleti kurmuştur. Ne kuralları vardır ne ahlakları. Sadece sinema filmlerinde merhametlidirler; hakikatte ise zalimdirler. Kendi milletlerine bile acımazlar.
Bugün Venezuela, yarın başka bir ülke... Hatta bu haydutluk sürerse, yarın bir gece vakti başka saraylardan haberler duyarsınız. Ta ki insanlık uyanana, hakikati öğrenene ve öğrendiği hakikatle adalet yolunda birleşene kadar.
Kabadayılar, yiğit yoksa racon keser. Ama adaletli bir yumruk, adaletli bir yürek varsa; bütün kabadayıların sonu gelir.
Allah, Amerikan masum halkı hariç; zalim, derin ve medeniyetsiz Amerika'nın ve İsrail'in belasını versin. İnsanlık huzura kavuşsun.
Son söz: Amerika; mafyavari gece baskınıyla Venezuela'nın iradesine el koyarak insanlığın gözünde madara olmuştur. Zaten kirliydi; ruhundaki kiri de ortaya dökmüştür.

