Türkiye'nin ilk kadın bakanı ve İzmir siyasetinin en önemli isimlerinden birisi olan Işılay Saygın'ın vefatının ardından patlak veren miras krizi, merhum ismin kemiklerini sızlatacak bir şekilde sonuçlandı.

KAMUOYUNDA RAHATSIZLIK YARATTI
Saygın'ın sağlığında, "Gençlerin gelip ders çalışacağı, çayını kahvesini içeceği, 24 saat yaşayan bir müze olsun" diye vasiyet ettiği Buca'daki iki katlı tarihi Rum evi ise özel bir inşaat firmasının merkez ofisi haline getirildi. Saygın'ın hatıralarıyla dolu olan köşkün ticari bir iş yerine dönüşmesi İzmir kamuoyunda rahatsızlık yarattı.

YEĞENLERİ KARŞI ÇIKMIŞTI
Işılay Saygın'ın vefatının hemen ardından başlayan mal paylaşımı süreci, aile fertlerini mahkeme koridorlarında karşı karşıya getirmişti. Saygın'ın kardeşleri Işık ve Metin Saygın, köşkün satılmasını talep ederken, kardeşi Namık Saygın'ın çocukları ise halalarının vasiyetine sahip çıkarak yapının müze olmasını istedi. Ancak aile içindeki uzlaşmazlık derinleşince, Buca'daki köşken Alsancak'taki dairelere, Çeşme ve Bodrum'daki villalardan bankadaki nakit varlıklara kadar tüm mal varlığı yargı yoluyla satışa çıkarıldı. Hatta Saygın'ın bankadaki özel kasası bile mahkeme kararıyla ve noter huzurunda açıldı.

İZMİRLİLER TEPKİ GÖSTERDİ
Buca Şirinyer'deki bir banka şubesindeki özel kasa, Işılay Saygın'ın varisleri tarafından bir süre açtırılmadığı için gizemini koruyordu. Rahmetli Saygın'ın kardeşleri açılmasını isterken, yeğenleri ise açılmamasından yanaydı. Mahkemelik olan kasa açma krizi, hakimin duruşmada verdiği karar sonrası noter huzurunda açılmıştı. Kasa içindeki özel bölümde ziynet eşyaları ve Cumhuriyet altınları da vardı ve bunlar mahkeme tarafından mirasçılar arasında paylaştırılmıştı. Saygın'ın Buca'daki iki katlı tarihi Rum evi de yine benzer kavgalara kurban gitti. Saygın'ın vasiyetinde 24 saat yaşayan bir müze olarak düzenlenmesini istediği ev, bir inşaat firmasına yaklaşık 50 milyon lira bedelle satıldı. Tarihi bir yapının, ticari bir şirketin ofisi haline gelmesi İzmirlilerin tepkisini çekti.
"ŞİRKETTEN SATIN ALINMALI"
Işılay Saygın'ın son günlerinde yanından ayrılmayan ve vasiyetinin en yakın tanıklarından olan Bucalılar Sosyal Yardımlaşma Sayfası yöneticisi Süleyman Gülova, yaşanan süreci "Büyük saygısızlık" olarak nitelendirdi. Gülova, "O yüce insanın hatıralarını yaşatmak yerine parayı paylaşmayı seçtiler. Sağlığında aramayanlar, vefatının ardından miras için birbirine düştü. Işılay Hanım'ın kemiklerini sızlattılar. Onu bir kez de kendi ailesi öldürdü" sözleriyle sitemini dile getirdi. Gülova, "Bu köşk pek ala tekrar bu firmadan satın alınarak müze haline getirilebilir. O yüce insanın hatıraları ve vasiyeti yaşatılabilir. Ama bunun için hiç bir şey yapmadılar. Buca'daki köşk, Alsancak'taki daire, Bodrum ve Çeşme'deki yazlık satıldı. Parayı paylaşırken bile kendi aralarında anlaşamadılar. Şu an Işılay Saygın mezarında bile rahat değil" ifadelerini kullandı.