Denizli'nin Acıpayam ilçesi Yumrutaş Köyü'nde çobanlık yaparken öğretmenleri içindeki dehayı fark etti. Yıllar sonra Einstein'ın teorisinde eksikler buldu... Bugünün teknolojisinde kullanılan bilgisayarlarla konuşmanın yani sesli komut programlarının temelini attı. Einstein'in kuramına karşı 'Yılmaz Kütle Çekim Kuramı'nı bilim literatürüne soktu. En temel iddiası ise geliştirdiği kütle çekim teorisinin kuantum mekaniği ile uyumlu olduğu... Türk fizikçi ve bilim insanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz'ın başarılarla dolu inanılmaz hayat öyküsüne Yeni Asır olarak ışık tuttuk.

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz için "Evrene fısıldayan adam" desek inanın yalan olmaz. Sözü daha fazla uzatmadan onun hayatından kısa kesitler verelim. Acıpayam'ın Yumrutaş Köyü'nde çobanlık yaparken öğretmenleri içindeki dehayı fark etti. Yıllar sonra Einstein'ın teorisinde eksikler buldu... Bugünün teknolojisinde kullanılan bilgisayarlarla konuşmanın yani sesli komut programlarının temelini attı.
ÇOBANLIKTAN PROFESÖRLÜĞE
Evet, Hüseyin Hoca'nın hikayesi Acıpayam'ın Yumrutaş Köyü'nde başladı. Çok yoksul bir ailede dünyaya gelmişti. Henüz 4 yaşındayken canından çok sevdiği annesi Rukiye Hanım'ı sonsuzluğa uğurladı. Okula başlamak için köyden ayrılmaya karar verdi. Acıpayam'da, babasının tanıdığı bir fırıncıya "Okulda benim velim olur musun?" dedi. Bunu duyan babası adeta sinirinden küplere bindi. Hüseyin'i kolundan tuttuğu gibi köye geri getirdi. Küçük Hüseyin köye dönünce ne kadar istese de okula gidemedi. İçindeki okuma aşkı ise günden güne büyüdü. Köye gelen kamyonlar onun çok ilgisini çekiyordu. Uçakların pervaneleri ve motorları ise adeta onu büyülüyordu. Henüz onlu yaşlardayken kendi kendine makineler hayal ediyor, tasarımlar yapıyordu. Adam olacak çocuk daha o yıllarda belliydi... 11 yaşında babası vefat edince ablası ve eniştesinin yanına yerleşti. Okula gitmesine izin verilmiyordu. Okula gitme isteği neredeyse aşka dönüşmüştü. Soy ismi gibi hiçbir şeyden yılmadı. Kararını verdi ve amcasının yanına kaçarak, çobanlık yapmaya başladı. Onun kaderini değiştiren hikaye ise 1936 yılında gerçekleşti. Acıpayam'da görevli öğretmenler pikniğe gitmişti. Bu sırada keçilerini otlatan küçük çobanı gördüler. Yanlarına davet edip çay ikram ettiler. İsmini sorunca titreyen sesiyle "Hüseyin" diyebildi. Öğretmenler yanlarında bulunan bir gazeteyi Hüseyin'e uzattıklarında onun okuma bilmediğini anladılar. Hayat hikayesini sordular, aldıkları yanıtlar onları derinden üzdü. Ondaki ışığı fark eden öğretmenler küçük çocuğa sahip çıkarak Acıpayam Gölcük Yatılı Bölge Ortaokulu'nda öğrenim görmesini sağladılar. Hüseyin'in hayalleri gerçekleşmek üzereydi. Şans yüzüne gülmeye başlamıştı... Halası onu yolcu ederken beline kuşak bağlar, yanına yolluk verir. Eline de bir oğlak tutuşturur. Hüseyin bu oğlağı köy pazarında satar ve kamyona binip Denizli'ye gider. İşte ne olduysa o kamyonda olur... Kamyonun sahibi Denizli'nin varlıklı iş adamlarından Ali Rıza Kaşıkçı'dır. Kaşıkçı ailesinin çocukları yoktur. Hüseyin'i de çok sever. Ona, "Okumayı bırak. Sana sahip çıkayım, fabrikada iş vereyim" der. Hüseyin, kabul etmez. "Okuyamazsam gelirim" der. Ali Rıza Bey bu cevaptan çok etkilenir. Hüseyin'in tüm eğitim masraflarını üstlenir.

TEK BAŞINA YAPMASI MUAZZAM
Lise yılları başlamıştır... Matematiği çok sever. Bir matematik yarışmasında hediye edilen kitabı bir gecede bitiriverir. Ertesi sabah ilk iş olarak fen bilgisi öğretmeninin yanına gider ve okuduğu kitapta bir eksiklik olduğunu belirtir. Hüseyin'in öğretmeni, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde kendisinin hocalığını da yapmış olan fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu'na mektup yazar. Kürkçüoğlu ise bu durumdan etkilenir ve Hüseyin'in liseyi bitirdiği anda İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik Mühendisliği Bölümü'ne gelmesini ister. Aklındaki bilimsel soruları Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) görev yapan Prof. Morse'a mektupla iletir. Morse'un yanıtı ise çok ilginçtir. "Hüseyin'in ulaştığı sonuca 5 yıl önce başka bir araştırma grubu ulaşmıştı, ancak Hüseyin'in bunu tek başına gerçekleştirmesi gerçekten muazzam. Tüm masraflarını karşılayacağız, MIT'ye gelsin" diye haber gönderir. 1952'de, İTÜ'den mezun olan Hüseyin, 2 yıl sonra MIT'den "doktor" unvanını alır.
DÜNYA TANIYOR, YA BİZ?
Özellikle Kütle Çekim Teorisi üzerine çalışan Yılmaz, sonradan renk algısı ve konuşma algılama konularına da ilgi duymaya başladı. 1960'larda Edwin Land'in Evrim Teorisi'yle ilgili görüşlerinden yola çıkarak renk algısına yönelik yeni bir evrimsel teori geliştirdi. Ancak en çok ses getiren çalışması ise 1958 yılında kütle çekim üzerine yayınladığı teorisidir. Bu teoride, Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi'nin zayıf alanlarla ilgili açıklamasının genellenmesi üzerine yoğunlaştı. En temel iddiası, geliştirdiği kütle çekim teorisinin kuantum mekaniği ile de uyumlu olduğu, süper sicim teorisine ise alternatif bir teori geliştirdiği yönündedir. Bunu bugüne kadar başarabilen kimse olmamıştır. Prof. Dr. Yılmaz'ın çalışmaları, Einstein'ın ölümünün ardından yayınlandı. Bilimsel literatüre "Yılmaz Kütle Çekim Teorisi" olarak girdi. Princeton'da yaptığı çalışmalarla profesörlüğe kadar yükseldi. Dünyaya kafa tutan Türk fizikçi ve bilim insanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz 27 Ocak 2013'te aramızdan ayrıldı...

'YILMAZ KÜTLE ÇEKİM KURAMI' İLE BİLİM DÜNYASINI SARSTI
Prof. Dr. Yılmaz, MİT'den sonra Boston'a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Büyük bir başarıya imza atarak sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960'ların başında Hüseyin Yılmaz yapar. 1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein'ın kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein hayatını kaybeder. Yılmaz boş durmaz. Bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada yer yerinden oynar. Bilim dünyası ikiye bölünür ve Einstein'in ünlü kuramına karşı 'Yılmaz Kütle Çekim Kuramı' da literatüre girer.