TAHSİN KOÇYİĞİT YAZDI...
KURBAN ibadetinin özünü anlamak için Kur'anı Kerim'in Hac Suresi 37. ayeti son derece önemli bir ufuk açmaktadır: "Onların ne etleri Allah'a ulaşır ne de kanları. Allah'a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır." Bu ayet, kurban ibadetinin merkezine "takva" kavramını yerleştirerek meselenin yalnızca hayvan kesmekten ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
GELENEKTEN FAZLASI
İSLAM'DA ibadetlerin tamamı insanı dönüştürmeyi amaçlar. Namaz insanı kötülükten uzaklaştırmayı, oruç sabrı ve iradeyi güçlendirmeyi, zekât paylaşma ahlâkını geliştirmeyi hedefler. Kurban da aynı şekilde insanın Allah ile ilişkisini derinleştiren, fedakârlık bilincini güçlendiren ve sosyal dayanışmayı artıran bir ibadettir. Hac Suresi 37. ayet, özellikle kurban ibadetinin özünü kaybetme ihtimaline karşı güçlü bir uyarı niteliği taşımaktadır. Çünkü tarih boyunca insanlar bazen ibadetlerin sembolik tarafına yoğunlaşmış, onların ahlâkî ve manevî boyutunu geri plana itmiştir. Kur'an, "Allah'a etlerin ve kanların ulaşmayacağını" söyleyerek dikkatleri biçimden çok niyete çevirmektedir. Allah'ın insanın yaptığı fiziksel eyleme değil, o eylemin arkasındaki samimiyete baktığını vurgulamaktadır. Bir hayvanı kesmek tek başına kişiyi Allah'a yaklaştırmaz. İnsanı Allah'a yaklaştıran; teslimiyet, ihlas, paylaşma duygusu ve kulluk bilincidir.
'GÜVENİN SEMBOLÜDÜR'
KURBAN ibadetinin arkasındaki temel ruhu anlayabilmek için Hz. İbrahim ve Hz. İsmail kıssasını hatırlamak gerekir. Hz. İbrahim, Allah'ın emri karşısında en değer verdiği varlığını bile O'nun rızası uğruna feda etmeye hazır olduğunu göstermiştir. Hz. İsmail ise teslimiyetin, sadakatin ve güvenin sembolü olmuştur. Burada asıl önemli olan kesilen kurban değil, ortaya konulan teslimiyettir.Allah Teâlâ'nın Hz. İbrahim'den istediği şey evladının kanı değildi. İstenen şey, kulun Allah'a bağlılığını ortaya koymasıydı. Kurban ibadeti işte bu büyük teslimiyetin her yıl yeniden hatırlanmasıdır. Bugün Müslümanlar kurban keserken aslında yalnızca bir hayvanı değil; bencilliği, cimriliği, aşırı dünya tutkusunu ve nefsin taşkın arzularını da sembolik olarak terk etmeyi öğrenmektedir. Kurban, insanın kendi iç dünyasında verdiği ahlâk mücadelesinin de adıdır.
KURBAN-TAKVA İLİŞKİSİ
HAC Suresi 37. ayetin merkezinde yer alan "takva" kavramı üzerinde özellikle durmak gerekir. Takva yalnızca korku değildir. Takva; Allah bilinciyle yaşamak, O'nun rızasını gözetmek, hayatı ilahî ölçülere göre düzenlemeye çalışmak demektir. Bir insan kurban kesebilir; fakat eğer merhametten uzaksa, kul hakkına dikkat etmiyorsa, adalet duygusunu kaybetmişse, insanlara karşı kırıcı ve merhametsiz davranıyorsa kurban ibadetinin ruhunu tam anlamıyla kavrayamamış demektir. Çünkü Allah'ın istediği yalnızca bir ritüelin yerine getirilmesi değildir. Allah; daha dürüst insanla, daha merhametli toplumlar, daha adil ilişkiler ve daha güçlü kardeşlik bağları istemektedir. Takva işte tam da burada ortaya çıkar. Kurbanın kabulü yalnızca kesim işleminin doğru yapılmasıyla değil; kişinin Allah'a yönelişi, samimiyeti ve ahlâkî duyarlılığıyla anlam kazanır.
DAYANIŞMANIN İBADETİ
KURBAN ibadeti aynı zamanda sosyal yönü çok güçlü bir kulluk eylemidir. Modern dünyada bireyselleşme arttıkça insanlar birbirinden uzaklaşmakta, paylaşma kültürü zayıflamakta, ekonomik farklılıklar daha görünür hâle gelmektedir. Kurban, bu kopuşlara karşı güçlü bir toplumsal bilinç üretir. İmkânı olanın olmayanı hatırlaması, sofraların genişlemesi, ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi ve kardeşlik duygularının güçlenmesi kurbanın sosyal hikmetleri arasında yer alır. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Yardım etmek yalnızca et dağıtmak değildir. İhtiyaç sahibinin onurunu korumak, gösterişten kaçınmak, iyiliği reklam malzemesine dönüştürmemek de kurban ahlâkının önemli parçalarıdır. Takva yalnızca Allah ile ilişkinin değil, insanlarla kurulan ilişkinin de kalitesini belirler.
KURBAN NE SÖYLER
HER Kurban Bayramı aslında insanın kendisine şu soruyu sorması için önemli bir fırsattır: "Ben Allah'a yakınlaşıyor muyum?" Çünkü "kurban" kelimesinin kök anlamlarından biri zaten "yakınlaşmak"tır. İnsan Allah'a neyle yaklaşır? Daha fazla merhametle... Daha fazla dürüstlükle... Daha fazla fedakârlıkla... Daha fazla adaletle... Hac Suresi 37. ayet bize ibadetlerin özünü kaybetmeden yaşanması gerektiğini öğretmektedir. Eğer kurban bizi daha iyi bir insan hâline getirmiyorsa, daha fazla paylaşmaya yöneltmiyorsa, kalbimizi yumuşatmıyorsa ve Allah bilincimizi güçlendirmiyorsa üzerinde yeniden düşünmemiz gereken bir durum var demektir. Çünkü Allah'a ulaşan et değildir. Kan değildir. Gösteriş değildir. Allah'a ulaşan; samimiyetle atan bir kalp, ihlasla yapılan bir ibadet ve takvayla yoğrulmuş bir hayattır. Kurban Bayramı'nın gerçek anlamı da tam olarak burada saklıdır: İnsanın Rabbine yaklaşırken aynı zamanda insanlığa da yaklaşabilmesi... Hayırlı bayramlar dilerim.

