Dünya genelinde yaşlı nüfus hızla artıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre; 2050 yılına kadar 65 yaş üstü nüfusun iki katına yaklaşması bekleniyor. Türkiye'de de benzer bir tablo yaşanıyor. Uzmanlar, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte 'Alzheimer' ve 'Demans' vakalarının da ciddi şekilde yükseldiğine dikkat çekiyor. Davranış nörolojisi alanında çalışmalar yürüten Doç. Dr. Mustafa Seçkin'e göre modern tıp insan ömrünü uzattı ancak yaşam kalitesini aynı ölçüde korumakta zorlanıyor. Doç. Dr. Seçkin, "90-100 yaş artık olağan hale geldi. Hatta yeni hedef 150 yaş ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde kaliteli yaşam eklenemedi. Bunun en önemli nedenlerinden biri Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklar" diye konuştu.

BEYİN SİSİNE DİKKAT
Toplumda sıkça karıştırılan iki kavramın 'Alzheimer' ve 'Demans' olduğunu belirten uzmanlar, demansın tek başına bir hastalık değil, ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu ifade ediyor. Bu doğrultuda uzmanlara Alzheimer'a karşı en güçlü savunmalardan birinin 'Bilişsel rezerv' olduğunu da belirtti. Yani beynin yaşlanma ve hastalıklara rağmen işlevlerini sürdürebilme kapasitesi... Sosyal yaşamdan fiziksel aktiviteye, eğitim düzeyinden uyku kalitesine kadar birçok unsur Alzheimer ise demansa yol açan en yaygın hastalık olarak öne çıkıyor. Bellek kaybı, dikkat bozukluğu, karar verme güçlüğü, konuşma problemleri ve kişilik değişiklikleri gibi belirtiler demans tablosunda görülebiliyor. Ancak uzmanlar, her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediği konusunda da uyarıyor. Doç. Dr. Seçkin'e göre beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen "beyin sisi" gibi farklı sağlık sorunları da benzer belirtilere neden olabiliyor. Bu nedenle erken ve doğru tanı büyük önem taşıyor.

20 YIL ÖNCE BAŞLAYABİLİYOR
Alzheimer'ın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise sinsi ilerlemesi. Uzmanlara göre beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin birikmesiyle başlayan süreç, çoğu zaman belirtiler ortaya çıkmadan 10 ila 20 yıl önce başlıyor. Hastalığın ileri evrelerinde oluşan beyin hasarı geri döndürülemez hale gelirken, erken dönemde alınan önlemler süreci ciddi ölçüde yavaşlatabiliyor. Bu nedenle uzmanlar özellikle orta yaş döneminden itibaren beyin sağlığını koruyacak yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor. Yaş ilerledikçe hipertansiyon, diyabet ve damar hastalıklarının beyin üzerindeki etkileri de artıyor. Ancak uzmanlara göre yaşlanmanın yalnızca olumsuz yönleri yok. Bunun yanında uzmanlara göre beynin yaşlanma süreci sanıldığından çok daha erken başlıyor. Doç. Dr. Mustafa Seçkin, "Beynimiz 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu durum özellikle 60 yaşından sonra daha belirgin hale gelir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Seçkin, 60'lı yaşların aynı zamanda "bilgeliğin zirvesi" olduğunu belirterek, beynin sinaptik bağlantılar açısından bu dönemde oldukça güçlü bir kapasiteye ulaştığını ifade etti. Doç. Dr. Seçkin ayrıca hafif unutkanlıklar görülse de muhakeme gücü, deneyim ve karar verme becerisinin bu yaşlarda güçlenebildiği vurgulandı.
YAYGIN BİR DEMANS TÜRÜ
Uzmanlara göre Alzheimer'dan sonra en sık görülen demans tipi "Lewy cisimcikli demans." Bu hastalık zaman zaman Parkinson ile karıştırılabiliyor. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler, uyku sırasında bağırma ve hareket etme gibi REM uykusu davranış bozuklukları önemli belirtiler arasında gösteriliyor. 65 yaş altında ise en sık görülen demans türü "frontotemporal demans." Bu hastalarda unutkanlıktan çok kişilik ve davranış değişiklikleri ön plana çıkıyor. Ani öfke patlamaları, empati kaybı, sosyal davranışlarda bozulma ve dürtü kontrol sorunları erken belirtiler arasında yer alabiliyor.
TEDAVİLER UMUT VERİYOR
Bilim dünyasında Alzheimer tedavisine yönelik çalışmalar da hız kazanmış durumda. Son yıllarda geliştirilen anti-amiloid ilaçlar, hastalığın temel mekanizmasını hedef alan ilk tedaviler arasında gösteriliyor. Genetik tedaviler ve kişiye özel yaklaşımlar üzerinde de çalışmalar sürerken, uzmanlar yaşam tarzı değişikliklerinin hâlâ en etkili korunma yöntemi olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Alzheimer'a karşı mücadele çocuklukta başlayan bir süreç. Eğitim seviyesi, yaşam biçimi, sosyal ilişkiler ve fiziksel aktivite düzeyi, ilerleyen yaşlardaki beyin sağlığını belirleyen temel faktörler arasında yer alıyor.
YAŞAM BİÇİMİYLE BAĞLANTILI
UZMANLARIN üzerinde özellikle durduğu kavram ise "Bilişsel rezerv." Beynin hasara rağmen alternatif sinir ağları oluşturarak işlevlerini sürdürebilme kapasitesi olarak tanımlanan bilişsel rezerv, yaşam biçimiyle doğrudan bağlantılı.
Uzmanlara göre şu alışkanlıklar bilişsel rezervi artırıyor:
-SOSYAL olarak aktif bir yaşam sürmek,
-YENİ beceriler öğrenmek,
-MÜZİK enstrümanı çalmak,
-DÜZENLİ spor yapmak,
-KİTAP okumak ve zihni aktif tutmak,
-KALİTELİ uyku düzeni oluşturmak,
-AKDENİZ tipi beslenme alışkanlığı,
-EĞİTİM seviyesini yükseltmek,
-İŞİTME ve görme kayıplarını tedavi ettirmek.