Çevreciler, sivrisinek popülasyonlarını kontrol altına almak ve bitki örtüsüne can simidi sağlamak için çözüm arıyorlar. Bunlardan biri de drone'larla getirilip, Hawaii ormanlarına gökyüzünden bırakılan sivrisinekler oldu. Ancak bunlar sıradan sinekler değil. HAWAII ormanlarına gökyüzünden, düzinelerce biyolojik olarak parçalanabilir kapsül düştü. Drone'larla getirilen her kapsülde yaklaşık bin kadar sivrisinek vardı. Bunlar sıradan sivrisinekler değildi. Isırmayan, laboratuvarda yetiştirilmiş, yaygın bir bakteri taşıyan erkek sivrisineklerdi. Bu bakteri, erkeklerin vahşi dişilerle çiftleştiğinde yumurtadan çıkmamasına neden oluyor. Umuluyor ki, takımadalardaki istilacı sivrisinek popülasyonunu kontrol altına almaya yardımcı olsunlar.

HASTALIK YAYIYORLAR
Bu istilacılar, nadir görülen yerel kuş türlerini de yok ediyor. Önemli tozlayıcılar ve tohum dağıtıcılar olan ve aynı zamanda Hawaii kültüründe merkezi bir rol oynayan bal kuşları, halen zor durumda. Hawaii'de bir zamanlar 50'den fazla bilinen bal kuşu türü vardı. Ancak bugün sadece 17 tanesi kaldı ve bunların çoğu nesli tükenme tehlikesi altında. Bunda sanayileşme ve ormansızlaşmanın da etkisi oldu. Amerikan Kuş Koruma Örgütü'nün (American Bird Protection Community-ABC) Hawaii program direktörü Dr. Chris Farmer'a göre "varoluşsal tehdit", sivrisinekler tarafından yayılan kuş sıtması. Böcekler Hawaii'ye özgü değil. İlk olarak 1826'da, muhtemelen balina avcılığı yapan gemiler tarafından kasıtsız olarak adalara taşındı. "Tırmanıcılar gibi birçok yerli kuşun hastalığa karşı direnci olmadığı için, bu böcekler dalgalar halinde oluşa neden oldu" diyor Farmer.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Sivrisinekler, Hawaii adalarının alçak kesimlerindeki daha sıcak tropikal ortamlarda çoğaldığından, geriye kalan bal sarmaşıkları Maui ve Kauai gibi adaların dağlarında kendilerine daha yükseklerde sığınak buldular. Şimdi bu durum tersine bir seyir izliyor. "İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıklar artıyor ve sivrisinekler, dağlara doğru hareket ediyor. Sıcaklıklar izin verdikçe sivrisinekler sürekli yukarı doğru hareket edecek. Kuşlar da hayatta kalabilecekleri hiçbir yaşam alanı kalmayana kadar daha da yukarılara itilecekler. Bu döngünün kırılması gerek." Çevreciler, sivrisinek popülasyonlarını kontrol altına almak ve bitki örtüsüne can simidi sağlamak için çözüm arıyorlar. Böcek ilaçlarının kullanımının ekosistemler için hayati önem taşıyan yerel böcek popülasyonlarına da zarar vereceğini açıklayan Farmer, sivrisineklerle arazi ölçeğinde mücadele etmenin zor olduğunu söylüyor. Sivrisinekler insan sağlığı için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Sıtmayı, dang hummasını ve zika virüsünü yayıyorlar. Bilim insanları onlarca yıldır bu sorunu inceliyordu. Bu, doğal olarak bulunan ve vahşi dişilerle çiftleştiklerinde yumurtalarının yaşama şansını yitirmesine neden olan erkek sivrisineklerin serbest kalması anlamına geliyor. Zamanla, tekrarlanan salınımlarla, vahşi popülasyonun azalması bekleniyor. Kendini, Hawaii'deki eko-sistemi korumaya adamış çok sayıda kurumun ortaklığından oluşan "Birds, Not Mosquitoes" (Kuşlar, Sivrisinekler Değil) akımının, başarılı olma şansının yüksek olduğu anlaşıldı. Aynı tekniğin, kuşlara sıtmayı bulaştıran sivrisineklere nasıl uygulanabileceğini araştırmaya başladılar.

Farmer, "Kuşlara sıtmayı bulaştıran sivrisinek, insanlara sıtmayı bulaştıran sivrisinekten farklı" diye açıklıyor. Sürecin, "bilim, toplum katılımı ve düzenleyici sürecin bir kombinasyonu" nedeniyle birkaç yıl süreceğini söyleyen Farmer, "Ormana milyonlarca sivrisinek salmak istiyorum" dediğinizde insanların aklına çok sayıda meşru soru gelmesinin doğal olduğunu sözlerine ekliyor. Farmer, "Doğada ne kadar sivrisinek olduğuna dair kabaca bir tahminimiz var. Bu sivrisinekler dişileri bulup onlarla çiftleşebiliyor ve yumurtalarından yavru çıkmıyor. Adalara sivrisinek bırakmak için hem drone hem de helikopter kullanıyoruz" diyor. Farmer, program başarılı olursa, başka yerlerdeki uygulamalara da ilham vereceğini umuyor. Böceklerin Hawaii'de serbest bırakılmasının önündeki en büyük engellerden biri, kuvvetli rüzgarlara ve öngörülemeyen hava koşullarına maruz kalan sarp ve dağlık arazi. Farmer, programın serbest bırakma işlemleri için çoğunlukla helikopterlere güvenmek zorunda kaldığını, ancak bunların işletme maliyetlerinin yüksek olduğunu ve takımadalarda sınırlı sayıda helikopter bulunması, yangın söndürme, güvenlik ve turizm ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söylüyor.

Görevlerin çoğu zaman hava koşulları nedeniyle son dakikada iptal edildiğini de ekliyor. Bu noktada devreye drone'lar giriyor. Aylarca zorlu koşullarda hava araçlarını test ettikten, menzillerini kontrol ettikten ve sivrisinekleri güvenli bir şekilde taşıyabilen ve vücuda sabitelenebilen koruyucu, sıcaklık kontrollü paketler tasarladıktan sonra, drone'larla sivrisinekleri başarıyla dağıtmaya başladılar. Projenin yöneticisi Adam Knox, "Drone'lar tarafından özel sivrisinek kapsüllerinin bırakılması, bilinen ilk örnek. Genellikle çok öngörülemeyen hava koşullarına sahip bölgelerde konuşlandırma zamanlaması konusunda daha fazla esnekliğe sahibiz. Bu yöntem, maliyetleri, ekip uçuş sürelerini, emisyonları ve gürültüyü azaltıyor. Bu da daha ucuz ve daha sürdürülebilir dağıtımlar anlamına geliyor" diye konuşuyor. Farmer, yöntemin işe yarayıp yaramadığını görmelerinin epey zaman alacağını tahmin ediyor.
İNSANLIĞIN KATİLİ
Yaz aylarında plaja gidenler için köpekbalıklarının tehdidi büyük olabilir, ancak doğanın en ölümcül avcısı aslında çok daha küçüktür. Tarihçi Dr. Timothy C. Winegard'a göre, sivrisinek yalnızca sıcak havaların baş belası olmakla kalmıyor, aynı zamanda "varoluşumuz boyunca insanlığın 1 numaralı katili" unvanını da taşıyor. Bu yırtıcı böcek, ölümcül hastalıklar bulaştırarak her yıl bir milyondan fazla can alıyor. Bu arada, köpekbalıklarının yılda 10'dan az insanı öldürdüğü tahmin ediliyor. "Sivrisinek: En Ölümcül Yırtıcımızın Tarihi" kitabının yazarı Winegard, "İnsanlar nereye giderse, sivrisinekler de oraya gider. Kaşındırıcı ısırıkları ve taşıdıkları hastalık yapıcı patojenler kötü şöhretlidir ve bu böcekler aynı zamanda insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birçoğunun da sorumlusudur" diyor. Colorado Mesa Üniversitesi'nden tarih doçenti Winegard, çok satan kitabının ilk fikrini babasının sıtmaya olan ilgisinden almış. Bu minik haşere başta, Winegard'ın pek ilgisini çekmemişti. "Onu biraz küçümsedim. Ama (Elbette baba, sivrisinekler hakkında bir kitap yazacağım) dedim" diye hatırlıyor. Winegard'a göre Kuzey Yarımküre ülkelerinde endemik sıtma yok.

SİVRİSİNEĞE KARŞI 5 KORUYUCU ÖNLEM
Sivrisineklerle başa çıkmanın birkaç yolu var. Winegard'ın beş ipucu şöyle:
Alkollü içeceklerden uzak durun: Winegard, içkinin sivrisineklerin sizi görmesini kolaylaştırdığını söylüyor.
Sakin olun: Winegard kendinizi mümkün olduğunca serin tutmanızı öneriyor.
Güçlü bir zırh takımı oluşturun: Sivrisinek kovucu, birkaç püskürtmeyle tüm vücudunuzu kaplayabilen parfüm gibi değildir. Eğer püskürtüyorsanız, iyice sıktığınızdan emin olun. Suya dikkat edin: Winegard, sivrisineklerin üreme alanlarını en aza indirmek için evinizin ve bahçenizin etrafındaki durgun suyu ortadan kaldırmanızı öneriyor.
Bakterileri getirin: Winegard kokulu ürünlerden uzak durulması gerektiğini söylüyor: "Deodorantlar, sabunlar ve diğer sürülen kokular sivrisinekler için cezbedicidir. Kokusuz banyo sabunlarını kullanın."
Kan grubunuz şans ya da şanssızlık: Bir sivrisineği ne cezbedebilir? 0 (sıf) kan grubu, A ve B kan grupları veya bunların karışımlarına göre daha çok tercih ediliyor gibi görünüyor.