CHP'nin antidepresanı: İzmir
Bir elimizi yağda bir elimizi balda gezdirmeleri lazım...
Elimizi sıcak sudan soğuk suya sokmamalılar...
İzmir'de bütün apartmanlar "pembe panjur"lu olmalı...
Ya da ne bileyim Hansel ve Gretel'in evi gibi şekerden, çikolatadan yapılmalı...
Öyle bir "tatlı hayat" sunmalılar bize...
****
Metro, otobüs, aktarma, kentkart çilesi de neymiş...
Bırakalım efendim artık bu "toplu ulaşımı"...
Gün "kişisel ulaşım" günüdür...
Toplu ulaşım sistemini kaldırıp, yerine "tahtırevan" modeli getirmeliler...
Öyle bir sistem...
Evimizden tahtırevan ile alınıp, işyerlerimize götürülüp getirilmemiz lazım.
****
Sadece bu mu?
Kılıçdaroğlu'nun her sabah İzmirlilere tek tek "Günaydın canııımmm" diye mesaj yollaması lazım.
Komşumuz olan CHP'li milletvekillerinin, eve yaklaşırken arayan eş misali, "Bir şey lazım mı, yoğurt ekmek falan" demesi, rutin haline gelmeli...
İl Başkanı Serter, İzmirlilerin facebooktaki tüm paylaşımlarını "like"layıp tweetlerimizi retweet etmeli...
Çok mu çok şey istiyoruz!
Valla rakamlar ortada...
CHP'nin 2011'de Türkiye genelinde aldığı oy: 25.94; bu seçimde ise oran: 25...
Yani tıbbi bir benzetme yaparsak, "hasta stabil" ...
****
Peki ya İzmir CHP sonuçları...
CHP oylarını İzmir genelinde yüzde 43.08'den yüzde 45.09'a çıkardı...
İzmir, CHP'nin antidepresanı gibi...
Her sandıkta bizimle sakinleşip kendilerini iyi hissediyorlar...
Daha ne yapalım?
Biz bu kadarını yapabiliyoruz...
Sıra sizde...
Yani "like"a, "like" ile karşılık ver CHP...
Bir katilden boşanmak istemek
Seçim ve siyaset karmaşasında yeterince yer bulamayan bir haber vardı geçen hafta...
Özgecan'ın katilinin eşi, bu caniyi hayatından çıkarmak istedi ve boşanma davası açtı.
Açıkçası "bu zavallı eş"in ne yapacağını çok merak ediyordum.
Yediği dayağa rağmen "beyimdir yapar" anlayışındaki kadınlar gibi davranır mı acaba diyordum...
Yapmadı...
Aslanlar gibi açtı boşanma davasını...
Dava gerekçesi ne yazık ki Türk hukuk sisteminin tuhaf gerekçeleri arasında sıkıştı önce.
Gerekçe: Şiddetli geçimsizlik
"Evlendiğim adam manyak çıktı" diye açamıyorsun ne yazık ki davayı...
Neyse... Bu ilk "önemsiz etap" zaten...
Sorun, eş Neslihan Altındöken'in avukatı Ebru Çatıkkaş'a gelen tehdit telefonu...
Şöyle diyor arayan meçhul kişi: "Kimsenin yuvasını yıkamayacaksın. Davadan çekileceksin. Eğer çekilmezsen sonun Özgecan gibi olur."
Yuva derken!
Hangi yuva!
Bunu arayan katilin akrabası veya arkadaşı işte...
Psikopatlık ya genetik ya da bulaşıcı bu durumda...
Aksi takdirde akıl ve vicdan sahibi hiç kimse, böyle bir adamdan kurtulmak isteyen kadını engellemeye; görevini yapan bir avukatı hele ki "kadın avukatı" tehdit etmeye teşebbüs bile edemez...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.