• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
İzmir ve sıra dışı dini figürler

ZEKİ HOZER

İzmir ve sıra dışı dini figürler

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 09 Haziran 2026

İzmir , kadim bir medeniyet kenti olarak tüm dinlerin yaşam sürdüğü özgün bir kimliği de bünyesinde taşır. Birinci yüzyılda İzmir'de yaşayan Policarp, tüm Hristiyan tarikatların ortak olarak aziz kabul ettiği bir din büyüğü idi. Romalılar tarafından Agora'da yaşamına yakılarak son verilmiştir. Ondan 16 yüzyıl sonra İzmir sokaklarında gördüğümüz Sabetay Sevi de, geliştirdiği farklı öğretileri, mesihlik iddiası ve daha sonra Müslüman olması ile çağının Yahudi dünyasını allak pullak etmişti. Şeyh Bedrettin de, müritlerinin Karaburun civarında isyanı ile 14. yüzyılda yaşayan ve hala gündeme gelen, Müslüman bir din alimi idi.

'HOMOJEN BİR YAPI YOK'
Şeyh Bedrettin'in yaşadığı 14.yy, özellikle Osmanlı coğrafyasında her zamankinden daha kaotik bir zaman dilimine rast gelmişti. Genel olarak baktığımızda bu yüzyıl (1300-1399), Anadolu coğrafyası için kelimenin tam anlamıyla bir "büyük dönüşüm ve geçiş dönemi"ydi. Yüzyılın başında Selçuklu otoritesinin çöküşüyle tam bir kaos ve parçalanmışlık hâkimken, yüzyılın sonuna doğru Osmanlıların liderliğinde yeni bir merkezi yapının temelleri atılıyordu. O dönemini siyasi, politik ve ekonomik durumuna yakından baktığımızda, bir parçalanmışlık ve güç mücadelesine tanıklık ederiz. Homojen bir yapı yoktur. Türk beyliklerini Bizans'ın erimesini ve Moğolların gölgesini izleriz.

'CANLI TİCARİ YAŞAM'
Öte yandan da en radikal politik gelişme olarak, küçük bir uç beyliği olarak kurulan Osmanlıların Bizans'ın zayıflığından, 'gaza' ideolojisinden ve diğer beyliklerle ilk etapta çatışmama politikasından (istimalet/hoşgörü) faydalanarak hızla büyümesine şahitlik ederiz. Yüzyılın sonunda I. Bayezid döneminde Anadolu Türk birliği büyük ölçüde sağlanmış olsa da, 1402 yılındaki Ankara Sava'nda bu birliğin geçici olarak sarsıldığını görürüz. Devam eden yıllarda siyasi istikrarsızlık hakim bir görüntüdür ancak Anadolu, jeopolitik konumu sayesinde ekonomik canlılığını büyük ölçüde korumakta idi. Uluslararası ticaret yolları, limanlar, tarım ve hayvancılık ile dokuma ve madencilik çok canlı bir ticari yaşamı oluşturuyordu. Öte yandan ekonomik ve siyasi yapıyı birbirine bağlayan en önemli sosyo-politik unsur olarak Ahilik Teşkilatı söz konusudur. Yanı sıra Osmanlıların fethettikleri topraklarda kalıcı bir yapıyı oluşturmak için kendine özel iskan politikaları uygulayarak, demografik ve siyasi çıktıları olan bir süreci başlatmışlardır.

'RENKLİ BİR COĞRAFYA'
Özetle Şeyh Bedrettin'in yaşadığı Anadolu, Moğol baskısının sürdüğü ama bitişinin yakın olduğu, Bizans'ın ağır ağır çöktüğü, beyliklerin birbiriyle yarışırken, Avrupalı devletlerle ticarete ara vermediği ve yüzyılın sonunda Osmanlı çatısı altında yeni bir imparatorluğun doğum sancılarının gözlendiği heterodoks, dinamik ve çok renkli bir coğrafya idi. Dünyada ise gerçekten büyük müelliflerin arzı endam ettiği bir yüzyıl oldu. İran'da Seyid Ali İmadeddin Nesimi (1370-1417), Avrupa'da Çek asıllı bir din adamı olan Jean (Johannes) Huss (1369-1415), Kuzey Afrika'da İbn-i Haldun(1332-1406) tarih sahnesindeydiler.

'İZMİR İLGİNÇ BİR KONUMDA'
Yaşadığı çağlarda sıradışı yeteneklere vakıf din büyükleri, elbette yaşadığı toplumları öncelikle teolojik ama bazen de yaşanılan sosyoekonomik sorunlara yönelik yorumları ile etkileme potansiyelinde idiler. Onların bir çoğu münzevi hayatları tercih ederek, çöllerde ya da uzak manastırlarda herkesten uzakta ibadet yapmayı tercih etse de, bazıları kendi müritleri ile kentlerde yaşamayı uygun gördüler. Dolayısıyla, güç odağını oluşturan dönemin siyasi otoriteleri için "istenmeyen kişiler" halindeydiler, nitekim yakıldıklarına (Aziz Policarp), idam edildiklerine (Şeyh Bedrettin) ve sürgüne gönderildiklerine (Sabetay Sevi) tanık oluruz... Sonuçta, İzmir hem İncil'de isimleri zikredilen ve Hz. İsa tarafından mektup gönderilen yedi antik kilisenin kent ve çevresinde olması, hem de "üç büyük İbrahimi din" olan Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta sıradışı din büyüklerine ev sahipliği yapması ile dinler tarihi açısından da başlı başına ilginç bir konumdadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.