Adamın biri sürekli oradan oraya koşturuyormuş. Birisi dayanamayıp sormuş: "Bu ne acele?" O da, "Geç kaldım" demiş. "Neye geç kaldın?" Adam durmuş, düşünmüş: "Bilmiyorum... ama kesin önemli bir şey." Bugün çoğumuz tam olarak böyle yaşıyoruz. Nereye yetiştiğimizi bilmeden hızlanıyor, o hızın içinde kayboluyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir okul ziyaretimizde öğretmen arkadaşlarla sohbet ederken dikkat çekici bir noktaya değinildi: Her geçen yıl, okula başlayan çocukların temel yaşam becerlerinde belirgin bir gerileme gözlemleniyor. Yemek yeme, ayakkabı bağlama, kendi işini yapabilme, iletişim kurma... Bu becerilerdeki zayıflama artık istisna değil, giderek yaygınlaşan bir durum. Sebebini sorduğumda bir öğretmenimiz çok net ifade etti: "Çok hızlı yaşıyoruz." Gerçekten de öyle.
AİLEYLE SINIRLI DEĞİL
Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, zamanla yarışan bir hayatın içindeyiz. Bu telaş içinde çoğu zaman fark etmeden çocukların yerine biz yapıyoruz. Denemelerine fırsat vermiyor, zaman tanımıyoruz. Oysa beceri, zaman ve tekrar ister. Ve biraz da sabır. Bugün çocukların eksikliği olarak gördüğümüz pek çok şeyin, aslında yetişkinlerin hızından kaynaklandığını kabul etmek gerekiyor. Bu durum sadece aileyle sınırlı değil. Okullarda da benzer bir hız baskısı hissediliyor. Daha fazla içerik, daha kısa sürede, daha hızlı aktarılmaya çalışılıyor. Oysa öğrenme, hızla değil, anlamla derinleşir. Daha az içeriğin, daha derin işlenmesi; bağ kurulması, anlamlandırılması ve yaşamla ilişkilendirilmesi öğrenmeyi kalıcı hale getirir. Son yıllarda öne çıkan bilinçli farkındalık (mindfulness) gibi yaklaşımların eğitim ortamlarına uyarlanması da bu açıdan kıymetlidir. Kısa süreli odaklanma çalışmaları bile dikkat ve öğrenme üzerinde belirgin farklar oluşturabilir. Eğitimde yavaşlamak, geri kalmak değildir. Aksine, öğrenmenin kalitesini artırmanın en etkili yollarından biridir. Ve bu süreç her zaman ailede başlar. Çocuklara kazandırılan küçük bir beceri, zamanla büyük bir özgüvene dönüşür. Çünkü özgüven, yapılan işlerin üzerine inşa edilir. Unutmamak gerekir ki; zamanında kazandırılmayan hiçbir becerinin tam bir telafisi yoktur.
