• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Yeni yıl ama aynı hayat

AYSUN METE

Yeni yıl ama aynı hayat

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 03 Ocak 2026

Takvim değişiyor, beklentiler artıyor. Ama herkes aynı yerden başlamıyor. Bu yazı, iyi hissetme zorunluluğuna küçük bir itiraz. Yeni yıl sabahları hep biraz sessiz olur. Mesajlar yavaş yavaş düşer, sokaklar geç uyanır. İnsan o sessizlikte hep daha çok kendine döner. Belki de bu yüzden yeni yıla dair en gerçek düşünceler tam da o sabah ortaya çıkar. Ve ben tam da o sabah bu satırları yazdım.

BEKLENTİLER
Yeni yılı tabii seviyorum. Sadece listeler dolusu beklentiyi sevemiyorum... Ondan bu kadar şey beklenmesini. Bir gecede değişmemiz, toparlanmamız, hafiflemiş uyanmamız gerekiyormuş gibi davranılmasını. Takvim bir anda değişiyor ve bizden adeta bir mucize bekleniyor... Yeni yıl, bazılarımız için kocaman kocaman umutlar. Bazılarımız içinse kibarca paketlenmiş beklenti listeleri. Daha fit ol, daha mutlu ol, daha sakin ol; daha az kırıl, daha çabuk iyileş, daha az yük ol. Ya da daha az tak, daha çok başar, daha hızlı toparlan... Sanki geçen yıl boyunca hiç yorulmamışız gibi. Sanki aynı bedende, aynı alışkanlıklarla uyanmayacakmışız gibi. Hayatımıza sihirli bir dokunuş oluverecek gibi... Bir de işin performans tarafı var tabii. Planlar, rezervasyonlar, masalar, paylaşımlar, kombinler, story'ler, geri sayımlar. İyi olmak kadar, iyi görünmek de programın bir parçası. Herkes iyiymiş gibi. Herkes çok eğleniyormuş gibi. Yeni yıl, toplu bir sahne çalışmasına dönüşmüyor mu sizce de? ALKIŞLAR ÇOK
Alkışlar bol ama kulis yorgun! Yeni yıla dair içimde yükselen şey çoğu zaman coşku olmuyor. Daha çok durma ihtiyacı. Her başlangıcın hızlanmak, değişmek, hafiflemek zorunda olmadığını fark ettiğim bir yerdeyim artık. Zaman ilerliyor, evet; ama insan her zaman aynı anda ilerleyemiyor. Bunu kabullenmek, bende bir eksiklik hissi yaratmıyor. Aksine, ilk kez kendime karşı daha adil davrandığımı düşündürüyor. Belki de yeni yıl, umutla doldurulması gereken bir boşluk değil. Belki asıl mesele, iyi hissetme zorunluluğunu bir kenara bırakabilmek. Ne hissettiğini düzeltmeye çalışmadan, onu olduğu gibi taşımayı kabul edebilmek. Bazen coşkunun yerini sakinlik alıyor. Bazen susmak, anlatmaktan daha sahici geliyor. Ve insan, yeni bir yıla girerken hiçbir şeyi büyütmeden, hiçbir şeyi toparlamadan da kendisiyle yan yana durabiliyor. Bu yazı bazılarına "olumsuz" gelebilir.

İYİ HİSSETMEK
Çünkü yeni yıla girerken hep iyi hissetmemiz gerektiği söylenir. Oysa herkes aynı yerden başlamıyor. Bazılarımız umutlu, bazılarımız yorgun. Bazılarımız hâlâ geçen yıldan çıkamamış durumda. Bunu söylemek moral bozmak değil; gerçeği kabul etmek sadece. Çünkü insan kendini en çok, "Bende bir sorun mu var?" diye düşündüğü yerde yalnız hissediyor.
Ve belki de asıl olumsuz olan, herkes iyiymiş gibi yapmaya zorlanmak. Yıllar içinde şunu fark ettim: Ben susunca sorun çözülmüyor, sadece erteleniyor. İlişkilerde, işte, hayatta... Susmak çoğu zaman idare etmek gibi duruyor ama aslında biriktirmekten başka bir şey değil. Yeni bir döneme girerken en çok da bunu fark etmek ağır geliyor belki de. Yeni bir yıla zihnimizle değil, bedenimizle giriyoruz aslında. Zihin unuttuğunu sanıyor, erteliyor, üstünü örtüyor; ama beden yıl boyunca nerede sustuğumuzu, nerede idare etmeyi seçtiğimizi, nerede kendimizden vazgeçtiğimizi hatırlıyor. Yorgunluk bir anda gelmiyor. Biriken cümlelerden, yarım kalan itirazlardan, "şimdi sırası değil" diye bastırılan duygulardan oluşuyor. Biz takvimle hesap yapıyoruz, bedense sessizce her şeyi kayda geçiriyor. Muhasebe yaptığımız söyleniyor. Ama çoğu zaman rakamlar konuşuyor, kendimize neler yaptığımız dipnotta kalıyor. Dileklerle değil, notlarla başladım ben bu döneme. Kendime yazdığım kısa, süssüz cümlelerle. Büyük hedefler değildi bunlar; daha çok ayakta kalmaya yarayan küçük, dürüst hatırlatmalar. Hepsi gerçekleşmedi. Ama hepsi, dağılmadığım bir yere tutunmamı sağladı. Yazmak bazen bir şeyleri çözmekten çok, hayatla araya nefes alacak kadar mesafe koymaktır. Ve bazen o mesafe, insanı tutmaya yeter. En sık tekrarlanan cümlelerden biri "artık kafama takmayacağım." olur ya hani. Oysa kafaya takılanlar, çoğu zaman üzerinden geçip gidebildiklerimiz değil, hiç söylenememiş olanlar. Ertelenmiş cümleler zamanla silinmiyor. Bir dönemi kapatıp diğerine geçerken geride kalmıyorlar. Biz nereye gidersek, onlar da bizimle geliyor.

ERTELEMEK
Ve bazı hayatlar yeni yılda başlamıyor. Sadece bir yıl daha erteleniyor. Bu bir başarısızlık değil. Çoğu zaman hayatta kalma şekli. Herkesin temposu, gücü, zamanı aynı değil. Çoğu zaman umutlu olmak istiyorum. Ama bazen sadece dürüst olmaya gücüm yetiyor. Şimdilik bu da yeter. Belki de yapılacak en dürüst şey, kendimize karşı biraz daha nazik olmak. Büyük sözler vermek değil; küçük fark edişlere izin vermek. "Ben buradayım." "Ben böyle hissediyorum." "Bu da geçerli." Takvim değişiyor. Hayat çoğu zaman aynı. Ama aynı hayatın içinde, insan bazen kendine biraz daha yakın durabilmeli. Belki de bu, yeni bir yıl için yeterince iyi bir başlangıçtır. Herkese, iyi hissetmek zorunda kalmadan iyi kalabildiği bir yıl diliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.