Annem bana ben kızıma
İlk anne olduğum günü hatırlıyorum da en baskın duygum kaygıydı! Çünkü o an, kız çocuğu olmaktan birinin annesi olmaya geçiş anı... O an, size hep kol kanat geren, korktuğunuzda koştuğunuz, bir yeriniz acıdığında yardım istediğiniz, acıkınca karnınızı doyuran, kollarıyla kanatlarıyla sizi koruyan, kollayan o süper gücün yerine geçtiğiniz an.
Belki de beğenmeyip eleştirdiğiniz kişinin yerine geçtiğiniz an. "Hadi bakalım, eleştirdiğinden daha iyisini yapabilecek misin?" sorusuyla yüzleştiğin an...
SONSUZ BİR SEVGİ
İkinci duygu ise merhamet... Çünkü konuşamayan, sen hareket ettirmezsen sağa sola dönemeyen, üşüdüm, acıktım, susadım diyemeyen aciz bir varlığın size olan muhtaçlığı karşısında duyduğunuz merhamet. İlk gördüğü anda size yapışan, kokunuzu almayınca korkuya kapılan, varlığınızla rahatlayan canlıya merhamet...
Ve sevgi... Sonsuz, karşılıksız istemsiz kendiliğinden bir sevgi. Hiçbir şeyle kıyaslayamadığınız, karşılaştıramadığınız ruhunuzun bir parçası gibi bir sevgi.
Ve 12 yıl sonra ona böyle sebepsizce uzun uzun baktığımda bana soruyor bazen, "Neden bakıyorsun anne?" "Ruhumun diğer yarısını görmek, eserimle gururlanmak, yanımdayken bile özlediğim için" demek yerine "Hiç, öylesine bakıyorum" cümlesi dökülüveriyor ağzımdan...
Sonra hatırlıyorum annemle aramızdaki aynı diyaloğu ve hatırlıyorum ergen tribiyle karşılık verip ağız burun kıvırdığımı, tıpkı kızımın bana yaptığı gibi... İşte böyle bir sarmal var anne kız arasında... Annem bana, ben kızıma... Annelerimizin günü kutlu olsun ve tabii bizim de.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.