• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Bana ‘like’ yapmadın

FİLİZ ÖZKOL

Bana ‘like’ yapmadın

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Mart 2021

Sosyal medya patlaması artık S.O.S vermeye başladı.
En ciddi konumuz haline gelmesiyle yaşamın son ölümsüz trendi olarak hayatımıza yerleşti. İşimiz gücümüz, sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz, kırgınlıklarımız, öfkelerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz sergi halinde sosyal medya pazarında artık. İnsanların hayatlarını sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflarıyla değerlendiriyoruz ve haklarında bildiğimiz tek şey kendileriyle ilgili yazdıkları. Çoğu zaman da haksız çıkıyoruz zaten.
Ah yanılgılarımız. Ah bitmeyen egolarımız. Eksik sevgilerin tamamlandığı sütunlarda neyi aradığımızı bilemez durumdayız.
En ilgisiz kişilerin bile gizli hesap takipleriyle uzak kumanda durumunda olmalarının bu kaostaki durumu, seçim zamanı açılmamış sandık sayısı gibidir. İzlerler, bilirler ama söylemezler. Yakın takibin gizli kahramanlarıyla birlikte sarmaş dolaş olmuş durumdayız.

PAZARIN İÇİNDEYİZ
Ne kadar mutlu olduğunuzu Facebook üzerinden kanıtlamanız, gerçekten mutlu olduğunuz anlamına geliyor mu? Mutluluk, birlikte olmaktan kaynaklanır, birlikte olduğunuzu bütün dünyaya ilan etmekte değil.
Bunu anlayan insanlar için, sürekli sosyal medyada bir şeyler paylaşmak pek de cazip olmasa da, ne yazık ki hepimiz bu pazarın içindeyiz. İş almak, reklam vermek, kendinizi tanıtmak istiyorsanız medyadasınız. Aklımızın alamayacağı bu cazip ve dipsiz kuyunun içinde oturuyoruz. İşin garip tarafı bu kronik alışkanlıktan kurtulmak o kadar kolay da değil. Artık vazgeçmemiz imkansız gibi. Şizofrenik bir aşk halini almasının nedeni tabii ki kişisel değil.
Dünya malını artık burada tanıtıyor. Her devrin teknolojik bulgunun son aşaması da sanal medya.


CİDDİYE ALDIK
Araştırma sonuçlarına göre sosyal medyada çok fazla gönderisi bulunmayan, hatta kullanmayan çiftler genelde gerçekten mutlu olan çiftlermiş, çünkü kendilerini iş arkadaşlarıyla ya da başkalarıyla sürekli kıyaslamazlarmış.
Çoğu zaman asıl meselenin hayatımızı yaşamak, ilişkilerimize, sorumluluklarımıza, tecrübelerimize ve hislerimize odaklanmak olduğunu unutuyoruz. Tek derdimiz o siteler üzerindeki sınırsız popülarite oluyor. Gerçekten mutlu olan insanların mutluluklarını kimseye kanıtlamak gibi bir zorunlulukları yoktur. Onlar zaten birbirlerini istedikleri için birliktedirler ve sayfalarında "ilişkisi var" yazsa da olur yazmasa da olur onlar için. Ve en önemlisi, birlikte olduğumuz insanı dışarıda, sosyal çevrede yabancı bakışlardan nasıl kıskanıyorsak, sosyal medyada bizi rahatsız eden paylaşımlara ve beğenilere de aynı tepkiyi veriyoruz. Biz bu olayı gerçekten farkında olmadan ciddiye aldık.


Küçük hatıralar büyük anlamlar barındırır içinde, bir fotoğraf karesi ne çok şey anlatır bizlere.

SOSYAL YAŞAM ESİRİ
Al işte başka sorun daha.
Aynı kişiden sürekli beğeni almak taciz durumuna giriyormuş. Toksinleri bitmeyen bir alemin parçası olmuş durumdayız. Sosyal medya masumiyetimizi kaybettirdi diyebiliriz. En mahrem hallerin sergilenmesinin altında biten bir ilişkinin ardından bu durum daha vahim hale gelebiliyor, hatta iş takıntı boyutuna bile ulaşabiliyormuş.
Maalesef çoğu insan sosyal medyada ayrılık sürecini nasıl yöneteceğini bilemiyor. Ucu bucağı olmayan sınırlarımızı aşan her türlü online ilişkinin hayatımızda yarattığı harabiyeti toparlamak zaman alıyor. En kötüsü kendi yarattığımız kurt kapanlarına yine kendimizi feda etmemiz. Sonuç; biz sosyal yaşam esiri olmuşuz.
Bir arkadaşım yana yakıla sabahın köründe arayıp; instagrama koyduğum son resmime "like" yapmamışsın diye sitem edince, anladım ki biz bayağı tehlikeli boyutlara gelmişiz. Vah vah ki bize.
Hepimize geçmiş olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.