Bu gece Miraç kandili, okuyucularımızın kandilini tebrik ederim. Miraç, Peygamber Efendimizin Mekke'den Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, oradan da göğe yaptığı yolculuk demektir. Kur'an ayetlerinde kısaca, hadislerde ise çok ayrıntılı olarak anlatılan miraç olayının mahiyeti tartışmalıdır. Kimi bu seyahatin beden ve ruhla olduğunu söyler, kimileri ise sadece ruhla vuku bulan manevi bir seyahat olduğuna inanır. Hangi tür olursa olsun Miraç çok önemli bir hadisedir. Bir manevi yükseliştir, içinde bulunduğumuz boyuttan daha farklı bir aleme çıkıştır. Tasavvufta kemal yani olgunlaşma yolculuğu demek olan seyrü süluk, insanın varlık mertebelerindeki seyahatidir. Bu seyahat insandan başlar, Allah'a doğru ruhi bir yükseliş (uruc, mirac) olarak devam eder. Tasavvufi eserlerdeki manevi "yükseliş" tabiri için bir tür "diğer boyuta geçiş" denebilir.
TASAVVUF NEDİR?
İnsan denen üstün varlık bedenle ruh, madde ile mana karışımından ibaret bir bütündür. İnsanı diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan tarafı, başta ruhu ve manevi varlığıdır. Beden yok olucu, ruh ise kalıcıdır, ebedidir. İnsanın bu dünyadaki ve öteki dünyadaki mutluluğu; maddesi ile manası, kalbi ile kalıbı arasındaki uyum ve ahenge bağlıdır. Bu dengenin bozulması, daha çok maddenin ve bedene bağlı güçlerin, yani aşırı ihtirasların, kibirlerin gururların, çekememezliklerin, bencillik duygularının azgınlaşması, insan varlığına hakimiyet kurması şeklinde olmaktadır. Bu bakımdan mananın madde karşısında ezilmemesi için özel bir gayret gösterilmesi gerekir.
İşte insandaki ruh, kalb, gönül veya kısaca "mana" dediğimiz bu cevherin diri tutulması için yapılan çalışmanın ve gösterilen gayretin adına "Tasavvuf" diyoruz. Tasavvuf, dini daha içten ve derinden yaşama gayretidir. Hz. Peygamber "imanın tadı"ndan söz eder. Tasavvuf dinin ve imanın tadını, manevi zevk ve lezzetini hissetme çabasıdır. Tasavvuf, dinin şekliyle birlikte özünü, ruhunu yakalamaya çalışmaktır. Bu özü içten yaşamak ve davranışlarına yansıtmaktır.
SUFİLERE GÖRE MİRAÇ
Sufiler Hz. Peygamber'in yaşadığı Miraç mucizesini detaylarıyla inceleyerek kendi yollarını aydınlatmak için kullanmışlardır. Onlar bütün yönleriyle 'üsve-i hasene' (en güzel örnek) olan Peygamber Efendimizi takip ederek manevi gelişme merhalelerini kat etmiş ve kendi Miraçlarını gerçekleştirmişlerdir. Nebilerin Miraçlarından ayrı olarak velilerin Miraçlarını kabul etmekle birlikte aradaki farklılıklara dikkat çekerek konuyu izah etmeye çalışmışlardır. Miraçla olgunluğa erme yolculuğu demek olan seyrü süluk arasında ilişki kurulur. İsra ve miraç nihayetinde vahdete, kulun Rabbi ile kavuşmasına kapı açan bir süreçtir. Buna göre Miraç, bedenin tutkularından kurtulan ruhun yükselişinin ve manevi arınmanın bir ifadesidir. Bu arınmaya tezkiye ve tasfiye gibi isimler verilir. Tezkiye manevi kirlerden arınma demektir; tasfiye de aynı şekilde, ruhun dünya ve madde kirlerinden temizlenmesi anlamına gelir. Tezkiye ve tasfiye sonucu; ruhu ve kalbi örten kirler ve perdeler kalkar, bu kişi manevi aleme yükselir, ilahi ve ezeli hakikatler kavrar hale gelir. Bu da bir tür miraçtı.
