İzmir'de gece, bazen olduğundan daha sessiz olur. Kordon boyunca yürürken rüzgar hafifçe yüzüne vurur, dalgaların sesi olması gerekenden daha derinden gelir. İnsan o an fark eder; karanlık aslında ışığın yokluğu değil, düşüncelerin çoğalmasıdır. Çünkü korku dediğimiz şey, çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden gelir. Sinema da bunu bilir. Mesela Dabbe... Bizim toprakların korkusu. Gürültülü değil, bağırarak değil; fısıldayarak yaklaşır insana. Bir odanın içinde tek başına otururken, arkanda biri varmış hissi... Görmediğin ama bildiğin o şey. Anadolu'nun kadim hikayeleri gibi; anlatıldıkça değil, sustukça büyür.
KORKU DAHA SOMUTTUR
Bir de The Exorcist var. Sinema tarihinin belki de en sert yüzleşmelerinden biri. Orada korku daha somut, daha serttir. Ama özünde aynı soruyu sorar: İnsan, kontrolünü kaybettiğinde geriye ne kalır? İki farklı coğrafya, iki farklı anlatım... Ama aynı duygu. Çünkü korku evrenseldir. Sadece şekil değiştirir. Bizim korkularımız biraz daha tanıdık gelir. Bir köy evi, eski bir apartman, gece yarısı çalan telefon... Hepsi yaşanabilir şeylerdir. O yüzden daha yakındır, daha gerçektir. Yabancı sinemada ise korku çoğu zaman büyük bir yüzleşmeye dönüşür. İyilik ve kötülük, inanç ve şüphe arasında bir savaş gibi. Ama işin aslı şu: Korku hiçbir zaman sadece "korkmak" değildir. Korku, insanın kendisiyle baş başa kalmasıdır.
HEPSİ BİRER KORKU ANI
Bir odada tek başına otururken, telefonuna bakmadan duramamak... Sessizlikten kaçmak için televizyonu açmak... Uyumadan önce ışığı kapatırken kısa bir tereddüt yaşamak... Bunların hiçbiri film sahnesi değil. Ama hepsi birer korku anı. Belki de bu yüzden korku filmlerini izleriz. Kendimizle yüzleşmenin güvenli bir yoludur o karanlık salonlar. Perde kapanır, ışıklar yanar ve biz rahatlarız. Çünkü korku orada kalmıştır. Ama aslında kalmaz. Kordon'da yürürken arkana dönüp bakmana sebep olan şey bir film değildir artık. Ya da gece uyanıp saatin kaç olduğuna bakarken hissettiğin o tuhaf boşluk... Bunlar sinemanın değil, hayatın içinden gelir. Ve belki de en büyük korku şudur: İnsan, karanlıkta neyle karşılaşacağını değil... Kendinde ne bulacağını bilmez. O yüzden bazı geceler, İzmir bile biraz ürkütücüdür.
