Çok geçmişlerin mahalle oyunlarından biri olduğu için ben bile anımsamakta zorlanıyorum. Sadece mahallerimizin erkek çocuklarının oynarken bağıran sesleri kulaklarımda kalmış; "Ortada kuyu var yandan geç." Hayatımızın derinliklerinde saklı olan duygularımıza dokunmak için o kadar çok nedenimiz var ki... Nereden başlasam diye düşünmeden edemiyorum. Yazarlık ince iştir. Dilin hem keskin hem yumuşak olması gerekir... Gerçekleri yazarken birilerinin duygularını çiğnemeden herkesi önemseyerek karşındakini değerli kılmalısın. Karşındaki kişi sizin satırlarınıza göz gezdirirken düşünmeli, duygulanmalı ve gülümsemelidir.
ZOR ZANAATTIR YAZMAK
Kalp kırmak çok kolaydır. Kazanmayı yeğlemelisiniz... Birleştirici olmayı başarabilmelisin. Dünyanın bin bir türlü insanı var. Her kafadan bir ses çıkarken senkronize olarak her duyguyu hissetmelisin. Yazdıklarınız sadece kendi fikirleriniz değil toplumun da sesi olmalıdır. Yaniii zor zanaattır yazmak. Tabii insan olmakta. Hele yaşadığınız ülkenin sorunları sizin de, sorunlarınızsa hep birlikte aynı sesi vermenin incelikleri melodinin tamamında gizliyse çözmemiz zaman alır.. Notaları tek tek öğrenmemiz gerekir. Usta ve çırak ilişkileri sancılıdır. Büyümekte öğrenmekte kolay değildir.
DÜNYA MESELELERİ
Dünya siyasetinin gizli kuyularına biraz taş atmaya ne dersiniz ?.. Ülkeler arasında ilişkiler labirent gibi gizlilikler ilkesiyle birbirlerine bağlıdır. Her millet kendi varlığını sürdürme çabası içinde yüksek ego mekanizması ile çalışır. Gözü bir başkasının nasibinde kısmetindedir. Zürriyetlerini korumak için insani değerlerini unuturcasına vahşi bir seleksiyon içinde davranırlar. Toplumsal ilişkilerin temelinde ilkellik yatar aslında. Taş devrinde neysek şimdi de oyuz. Sadece üzerimizde yaprak değil dokuma kıyafetler var. Yediklerimiz taş toprak çanaklarda değil cam, seramik ve porselenlerde artık... Vee binlerce yıl eğitemediğimiz ve öğrenemediğimiz "Benlik fırtınası" hala dimdik ayakta... Kimse kimsenin dostu değildir. Menfaat kuyrukları birbirine dolanmadığı müddetçe ikramların hepsi altın tepsidedir... Son yıllarda dünyada siyasal çekişmelerin rüzgarları kuvvetli ve bizim kuyularımıza en iri taşları atmak için bekliyorlar. Orta doğuda yaşananlar çok önemli. İlkokul çocuğunun bile ezberinde. Batı kendi enerji kaynaklarını tüketmenin korkularıyla baş edemiyorlar artık. Medeniyetin dişleri arasında kendilerini yok ettiler. Teknolojinin bedeli ucuz olmuyor maalesef. Politik oyunlar, savaş teknikleri, derin devlet ilişkileriyle dipsiz bir kuyuda yuvarlanırken; doğunun cazibesi, onlar için bulunmaz nimet ve dünyanın tam ortasında bağdaş kurmuş durumda bir "Türkiye" var. Enerji, tarım, su, orman, madenler daha neler neler... Kısacası; ne varsa bizde var misali. En önemlisi de kıtaları birbirine bağlayan köprülerin altında eskilerin deyimiyle "İpek yolu" var. Eeee... Bu durumda topun ağzında olmamız son derece doğal.
BAZEN ŞEKER BAZEN DE...
O medeniyet ülkelerinin tonton insanları; Taaa uzaklardan Orta Doğu'nun enerjisine göz dikmiş, güler yüzlü kocaman akıllı amcaların, ablaların çevremizde cirit atması son derece normal. Bazen şeker gösteriyorlar, bazen parmak sallıyorlar. Ama bizi kandıramıyorlar. Etrafımızda sataşmadıkları komşularımız kalmadı. İşte Irak, işte Suriye, işte Libya, işte Mısır... Olay Türkiye olunca duruyorlar düşünüyorlar. Acaba ne yapsak ne etsek de bize itaat ettirsek diye?.. Biz kendimizi korumak adına gardımızı almaya devam ediyoruz da... Zorlanmıyor değiliz. Onların akılları varsa; biz daha akıllıyız. Onların türlü türlü oyunları varsa... Bizim de onları bozacak taktiklerimiz var. Üstelik dünyanın tam ortasına Allah nasip etmiş ki keyifle oturmuşuz. Evet başka ülkelerin gizli siyasi senaryolarının karşısında bizim de sahneye koyduğumuz oyunumuzun adı da "Ortada kuyu var yandan geçin." Nasıl anlayabilirseniz anlayın artık. Söz gümüşse sukut altın diyelim kuyumuzun çıkrığını çevirelim. Kısmetimiz bol olsun sevgili arkadaşlar. . Mutlu hafta sonları...
