• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Kırılma noktasının sessiz dili

AYSUN METE

Kırılma noktasının sessiz dili

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Ocak 2026

Bazı ilişkiler büyük bir tartışmayla bitmez. Ne bağırış vardır ne de net bir kopuş. Ama bir noktadan sonra insan şunu hissetmeye başlar: İçeride bir şeyler sürekli geriliyordur. Bu bir anlık hayal kırıklığı değildir. Geçici bir zor dönem de değildir. Bu, sadece tekrar eden bir hâlin işaretidir. Ve ilişkilerde tekrar eden hâller, duygulardan çok daha yüksek sesle konuşur. Birçok ilişkide sevgi vardır. Yakınlık, çekim, bağ, hatta tutku... Ama sevgi, tek başına bir hayat kurmaz. Sadece anlar yaratır.

İHTİYAÇLAR
Asıl fark, şurada ortaya çıkar: Taraflardan biri ilişkiye "Birlikte nasıl bir hayat kurarız?" sorusuyla yaklaşırken, diğeri "Bu ilişki benim mevcut hayatıma ne kadar uyum sağlar?" noktasında kalır. Bu küçük bir fark değil. Bu, ilişkinin iskeletidir aslında. Gelecek konuşmalarından kaçınılan ilişkilerde sık duyulan bir cümle vardır: "Akışına bırakalım." Kulağa özgürlük gibi gelir. Oysa çoğu zaman bu, özgürlük değil; kaçınmadır. Bazı insanlar için gelecek konuşmak güven demek, zemin demektir. Bazıları içinse baskıdır. Kontrol kaybıdır. Bu yüzden biri netlik istediğinde "fazla" görünür, diğeri belirsizlikte kaldığında "rahat" sayılır. Oysa burada bir yanlışlık yoktur; sadece ihtiyaçlar örtüşmez.

DENGE MESELESİ
İlişkilerde gerçek tablo, sözlerde değil günlük hayatta ortaya çıkar. Kim alan açıyor? Kim taşıyor? Kim organize ediyor? Kim konuşuyor? Kim bekliyor? Bir taraf ilişkiye emek koydukça, diğer tarafın geri çekilmesi sevgiyle açıklanamaz. Bu bir denge meselesi. Ve dengesizlik, zamanla sevgiyi yorgunluğa çevirir. Bazı insanlar anda çok iyidir. Şefkatlidir, yakındır, temas kurar. Ama uzun vadede ulaşılmazdır. Geleceği paylaşmaz, alan açmaz, hayatını genişletmez. Bu da şu çelişkiyi doğurur: İnsan kendini bağlı hisseder ama yalnızdır. Yoğun bir çekim çoğu zaman insanı ilişkide tutar. Ama yapı yoksa o yoğunluk tehlikeli bir bağ hâline gelir. Umut vardır ama kanıt olmaz. Bağ vardır ama güven olmaz. Tutku vardır ama yön olmaz.

KENDİNE SADAKAT
Bu yüzden insanlar sık sık şunu söyler: "Bir şey var ama bir şey de eksik." Eksik olan çoğu zaman sevgi değil, zemindir aslında. Bir ilişkinin en kritik sorusu şu bana göre: "Bu ilişki beni kim hâline getiriyor?" Eğer bir ilişkide insan zamanla küçülüyorsa, bekliyorsa, kendini anlatmak zorunda hissediyorsa, güvende değilse, orada sorun kesinlikle sevmemek değil. Bazen bir ilişkiden çıkmak da vazgeçmek demek değil. Bazen sadece şunu kabul etmektir: "Bu yapı bana uymuyor." Bu talepkârlık değil. Bu sabırsızlık değil. Bu nankörlük hiç değil. Bu yalnızca kendine sadakat. Çünkü bazı insanlar bir hayat ister, bazıları ise sadece anlar. Ve bazen mesele fazla istemek değil, yanlış yerden istemektir! Sonraki haftalarda susarak cezalandırma, duygusal kaçınma, neden hep güçlü olan yorulur, neden bazı insanlar hep "sonra" der, neden sevgi var ama bağ yok, neden güçlü olan hep idare eder, sessizlik gerçekten olgunluk mu, yoksa kaçış mı, sevilmekle seçilmek arasındaki fark, İlişkilerde neden hep aynı rolü oynarız ... başlıklarıyla ilişki serimize devam edeceğim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.