Geçen hafta Çarşamba günü Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısından iç ve dış kamuoyuna yansıyan derin mesajlar verdi. 20. yüzyıl dünya düzeni çöktü. Dünya bir KAOTİK süreçte. Yeni Dünya Düzeninin inşasının 2030'lu yıllara kadar süreceği değerlendirildiğinden, Erdoğan'ın da vurguladığı gibi, "Enerji kaynaklarını elde etme, ticaret yollarını kontrol etme uğruna yeni paylaşım rekabetinin çok agresif şekilde yaşanacağı bir döneme giriyoruz!. Masada olmayanın, menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız." Türkiye'nin duayen siyasetçisi ve eski Dışişleri Bakanlarından merhum İhsan Sabri Çağlayangil, Ortadoğu'yla ilgili olarak meşhur deneyimi yıllar önce söylemişti: "Eğer bir toplantıya davet edilmediyseniz, isminizi menüde aramanız gerekir."
DEVLET AKLI
EVET. DÜNYADA MASADA OLMAYANIN MENÜ LİSTESİ-NE GİRDİĞİ BELİRSİZ SÜREÇ 2030'LU YILLARA KADAR YAŞANILACAK DEMEK. Peki, böylesi KAOTİK SÜREÇTE TÜRKİYE NE YAPIYOR? Cevap: TÜRK DEVLET AKLI ÇALIŞIYOR. Bunun ne olduğunu, MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın, MİT'in 99. yıldönümü yazısında şöyle açıklıyor: "Medeniyet Hafızasını, bir milletin tarihi boyunca ürettiği değerleri, kurumları, krizlerle baş etme biçimlerini ve anlam dünyasını bugüne taşıyabilme kapasitesi olarak tanımlamak mümkün. Bu hafıza, binlerce yıllık medeniyet havzasını canlı tutuyor. Devlet aklı ise bu havzanın sunduğu tarihsel tecrübeyi stratejik avantaja dönüştürüyor. Tarihin derinliklerinden gelen 10 bin yıllık ecdadımızın deneyimleri; bugün bize eşsiz bir perspektif sunarken tarihin akışını okuma, dengeleri yönetme, öngörüde bulunma ve uzun vadeli stratejiler geliştirme konusunda kıymetli bir miras bıraktı. Tarihi mirasını Başkanımız Erdoğan liderliğinde güçlü ordu, milli istihbarat, güvenlik ve diplomatik misyonlarımız, en iyi şekilde değerlendiriyor. Yazılarımızla, Türkiye'nin yakın tarihinin stratejik köşe başlarını değerlendirerek tarihten ders almak için geçmişin muhasebesini yaparak ve geleceğe dönük sağlam öngörülerde bulunmak için çalışıyoruz. Bu yazımda "Türkiye hem sahada hem masada" ifadesinin arka planında neler olduğunu anlatmaya çalışacağım. Türkiye 15 Temmuz 2016'da FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimini püskürttükten sonra hem içeride hem de dışarıda milli bekasını tehdit eden unsurlara karşı atağa geçti. Bu bağlamda bir taraftan diplomasiyi etkin şekilde kullanırken diğer taraftan sert gücünü sahada göstererek kalıcı sonuçlar elde etme konusunda önemli adımlar attı. O tarihten bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye aynı kararlılığını sürdürüyor. Güçlü lider, güçlü savunma sanayi ve güçlü ordusu ile Türkiye günümüzde bölgesel bir güç ve küresel aktör konumunda somut başarılara odaklanarak yoluna devam eden Türkiye'nin önümüzdeki süreçte de hem sahada sert gücünü hem de masada diplomasiyi kullanarak daha belirleyici bir pozisyon elde ettiği bir gerçek.
DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR
Türkiye her gün kendini biraz daha aşarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın, önceki gün ifade ettiği "Devlet benim" çıkışı, Amerika kıtasının karar vericisi gibi davranmasının dikkatlice takip edilmesinde büyük fayda var. Çünkü, 2. Dünya Savaşı
sonrasında kurgulanan Dünya düzeni çöktü. Dünya kaotik bir süreç içinde. Krizler birbirini takip ederken, küresel deprem, iyice hissedilmeye başlandı. Avrupa, adeta ölümcül bir kriz döneminden geçiyor. Avrupa ve ABD arasında yaşanan söylem ve eylem kırılmalarının giderek sertleşiyor. Trump, Çin ve Rusya'nın sessiz kalmasından faydalanarak dünyaya meydan okuyor. Türkiye destansı bir mücadele veriyor. Hem içeride hem de dışarıda oluşan zor ajandaya rağmen Türkiye'nin proaktif bir gündemle yoluna devam ediyor. Son 24 yılda Türkiye, dış politikada dünya devlerini dize getiren bir askeri ve diplomatik başarı örneği sergiliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Karabağ'dan Somali'ye, Libya'dan Suriye'ye, Macaristan'dan Mısır'a, KKTC'den Pakistan'a, Bosna'dan Gazze'ye, Azerbaycan'dan Malezya'ya, Endonezya'ya kurulan her masada baş köşede yer alıyor. Sadece 2 örnek gerçekleri ifade etmeye yeter: 1)Gazze'de Türkiye hem masada hem sahada. Önceki gün yazmıştım. Türk askeri 1917 yılında Gazze'de İngilizleri iki kez yok etmişti. İngilizlere karşı Birinci ve İkinci Gazze muharebelerini kazanmamıza karşılık Üçüncü Gazze Muharebesi'ni kaybettik. 6-7 Kasım 1917 gecesi Gazze'den çekildik. Aradan 109 yıl geçtikten sonra Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye adım adım Gazze'ye yürüyor. ABD Başkanı Trump, önümüzdeki hafta "Barış Kurulu" ve Gazze'nin savaş sonrası yönetiminde rol alacak diğer yapıları açıklayabilir. İçinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın da yer alacağı 15 ülke liderinden oluşacak GAZZE BARIŞ KURULU'nu, Gazze'ye geleceğe hazırlayacak. 2) Suriye'de Türkiye hem masada hem sahada. Suriye Devriminin gerçekleşmesinde Erdoğan-Türkiye'nin jeopolitik mimarisi büyük rol oynadı. Suriye'nin 1 yıl içindeki uluslararası temaslarının artmasında da Erdoğan'ın lider diplomasisi ön planda etkili oluyor. Bu gerçeği 8 Nisan 2025 tarihinde, ABD Başkanı Donald Trump, Erdoğan'ı "Suriye'yi aldınız" diyerek ifade etmişti. Trump Erdoğan'a, "Tebrikler, kimsenin iki bin yıldır yapamadığını yaptınız. Suriye'yi aldınız. Başka isimlerle ama aynı şey" demişti. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Hayır, biz değildik" diye kendisine yanıt verdiğini aktarmış, kendisinin "Ben biliyorum, sizdiniz" dediğini ve "Evet, belki de bizdik" karşılığı aldığını da anlatmıştı.
ÖZEL'İN GÖZÜ GÖRMÜYOR
Bütün dünya kabul ediyor ki, Türkiye artık önemli bir bölgesel güçtür. Ülkemiz, dünyada sözü geçen ülkelerden biri haline gelmiştir. Bu gerçeği dostlarımız söylüyor. Düşmanlarımız gazete ve dergilerde itiraf etmek zorunda kalıyor. En son Gazze Barış Anlaşması'nda da Türkiye'nin ortaya koyduğu diplomasi başarısı ve etkinliği ile görülmüş oldu. Bunu herkes görüyor, görecek. Türkiye'nin savunma sanayinde, askerî alanda ortaya koyduğu başarılar, bir anlamda barış için dile getirdiği sözlerini de anlamlı kılıyor. Ne yazık ki CHP'nin genel başkanı Özgür Özel'in gözü görmüyor, kulağı duymuyor. Ağzını açtığında, Türkiye'ye dost olmayan bir ülkenın lideri gibi konuşuyor.
SONUÇ
ÖZGÜR Özel görmek istemese de Türkiye her yönüyle, siyasi alanda, jeopolitik anlamda, jeoekonomikte, diplomaside alanında, güçlenen bir ülke. KAOTİK DÜNYA SÜRECİNDE, Türkiye'nin eş zamanlı şekilde sahada ve masada bulunması GÜÇLÜ VE BÜYÜK TÜRKİYE'NİN inşası yolunda hayati derecede önemlidir. BÜYÜK HEDEF: 21. YÜZYILIN
KIZIL ELMASI....
