Türkiye'nin sürdürdüğü diplomasi trafiği sayesinde Donald Trump, İran'a yönelik başlatacağı operasyonu durdurdu. Fakat bu ihtimal tamamen rafa kalkmadı. Washington yönetimi, 'USS Abraham Lincoln' uçak gemisini Ortadoğu'ya sevk ederek bölgedeki askeri varlığını artırıyor.
Batı basınında yer alan haberlere göre, ABD'nin İran'a yönelik saldırı tehlikesi bitmiş değil. ABD Başkanı Trump'ın 14 Ocak gecesi yaptığı, "karşı taraftaki çok önemli kaynaklardan" idamların durdurulacağı yönünde güvence aldığını söylemişti. "İran'daki gelişmeleri izleyip göreceğiz" mesajı askeri seçeneğin hala masada olduğunu gösterirken, 15 Ocak Perşembe gecesi de Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt kritik açıklamalar yaptı.
UÇAK GEMİLERİ YOLA ÇIKTI
Sözcü Leavitt, "Başkan Trump, İran'da planlanan 800 infazın askıya alındığının farkında" dedi ve tüm seçeneklerin masada olmaya devam ettiğini de tekrarladı. İran'da son durumun ne olduğunu konuştuğum Ankara'daki diplomatik ve askeri stratejistler; "Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri İran'la arka kapı görüşmelerini sürdürüyor. Trump'ın beklemede olduğu belirtiliyor. ABD, İran'da yalnızca nasıl müdahale edeceğini değil, neden müdahale edeceğini de tartışıyor" bilgisini verdiler. Bu gelişmeler olurken, Amerikan ve Alman basını, "Washington yönetimi, 'USS Abraham Lincoln' uçak gemisi ve ek askeri unsurları Ortadoğu'ya sevk ederek bölgedeki askeri varlığını artırıyor. Güney Çin Denizi'nden bölgeye intikal ediyorlar" başlıklı haber yayınladılar. ABD medyasına göre Trump, ikinci uçak gemisi BUSH'un Doğu Akdeniz'e intikal etmesi talimatı verdi. Nükleer enerjiyle çalışan uçak gemileri USS Abraham Lincoln ve BUSH binlerce askeri personel ile çok sayıda savaş uçağı taşıma kapasitesine sahip. Gemilerin bir hafta içinde Ortadoğu'ya ulaşması bekleniyor.
TÜRKİYE'NİN KONUMU ÇOK KRİTİK
ABD merkezli haber portalı Axios; Trump'ın beklemede olduğunu, Netanyahu'nun muhtemel bir İran karşı saldırısına hazırlanmak için Washington'dan ek süre talep ettiğini iddia etti. 'Amerikan'ın bir hafta sürecek sevkiyat' detayı çok dikkat çekiyor. Bu ne demek? 17 Ocak'tan itibaren bir hafta sonra 25 Ocak Pazara kadar, ABD'nin İran'a saldırması için bir süre bulunuyor demektir. İran'da 28 Aralık'tan bu yana süren ve rejim karşıtı en kitlesel protestolara dönüşen gösteriler, Orta Doğu'yu ve küresel dengeleri sarsmaya devam ediyor. Washington'un atacağı adım tüm dünyanın odaklandığı başlık haline geldi. ABD Pentagon'dan sızdırılan haberlere göre; masadaki senaryolar arasında Tahran'daki yönetimi devirmek, rejimin baskı aygıtını zayıflatmak ya da İran'ı nükleer başlıkta geri adım atmaya zorlamak bulunuyor. Ancak hangi yolun seçileceği hala netleşmiş değil. Diplomatik kulislerde, Washington'un geri dönüşü olmayan bir karar öncesinde son hamlelerini yaptığı değerlendirmeleri yapılıyor. Çıkabilecek olası bir krizde en çok etkilenecek ülkelerin başında TÜRKİYE geliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan diplomatik temaslarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan önceki gün düzenlediği basın toplantısında Ankara'nın gelişmelere yaklaşımına dair soruları yanıtlarken; "İran'da olacak her şey bizi ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz" dedi. Fidan, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenliğe önem verdiğini söyledi. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğunu vurguladı.
GÖZLER ŞIMDI FIRAT'IN BATISINDA
"İnşallah İran'daki olaylar yatışır daha büyük bir drama şahit olmayız" diye konuştu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail ve ABD'nin İran'a müdahalelerini hatırlatarak; "Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz" dedi. Bilindiği gibi Türkiye, geleneksel olarak İran'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını savunuyor. Suriye Ordusu Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerini PKK/YPG/SDG'lilerden temizlemesinin ardından, gözler Fırat'ın batısında ve Türkiye sınırının da bulunduğu işgal edilen diğer alanlara çevrildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında 10 Mart mutabakatına uymayan PYD/YPG/SDG terör örgütüne operasyon ihtimaline yönelik soruya şu cevabı verdi: "Ahmed Şara'nın beyanlarında da gördünüz, YPG tarafında bir niyet sorunu bir irade sorunu olduğu ortaya çıkıyor. Çok yakından takip ettiğimiz bu konuda şu strateji izlenecektir; görüşmelerin iyi niyetle devam etmesi ama karşı taraftan bunun sonucu çıkmadığı zaman hükümetin anayasal hakkı olan, egemenlik hakkı olan, kendi ülkesinde birliği düzeni sağlama hakkını kullanma yönünde adımlar atacağını öngörüyorum. YPG'nin aslında uzun zamandır propaganda yoluyla ürettikleri yalanların çok fazla gerçek tabanı olmadığını görüyorlar. Dolayısıyla hükümetin gerektiği zaman da güç kullanımından başka çare kalmıyor. Sorunların diyalog yoluyla çözülmediği zaman maalesef güç kullanımının bir opsiyon olduğunu Suriye hükümeti adına buradan görüyorum."
