Ne olacak bu Amerika'nın hali? Katilsiyonist Netanyahuİsrail ve derin ABD Pentagon-CIA içindeki siyonist-evanjelist kadroların kurduğu tuzağa düşerek İran'a saldıran ABD Başkanı Trump'ın alışılmadık bir çıkmaz içinde olduğu konuşuluyor. İran savaşının 35, 36 ve 37. günleri ABD Başkanı Trump için bir karabasan halinde geçti. Trump, İran'a 28 Şubat'ta saldırdıktan sonra ilk 15 gün içinde ABD ordusu ile övünürken; ilerleyen günlerde çok şaşıran İran direnişi ile karşılaşmaya başladı. Önce Amerikan deniz kuvvetleri, ardından hava kuvvetleri İran'dan darbeler yemeye başladı. ABD'nin en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford geri çekildi; önce Girit adasındaki ABD üssü Suda'ya, sonra Hırvatistan'a çekildi. Bakım ve onarımdan çıktı, tekrar Umman Denizi'ne dönüyor. Umman Denizi'nde bulunan Abraham Lincoln uçak gemisi insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Geminin aldığı hasar nedeniyle Umman Denizi'nin güneyinde, Hint Okyanusu'nda yer alan Diego Garcia adasında kontrolden geçirildi. ABD, 23 yıl sonra ilki yaşadı ve üç savaş uçağı F-15, A-10 ve F-16 vuruldu. İran topraklarına düşen F-15 uçağının 1 pilotu kurtarıldı, diğeri aranıyor. A-10 uçağının ve helikopterinin pilotları kurtarıldı ve Suudi Arabistan'da düşen F-16 savaş uçağının pilotu atlayarak kurtuldu. İran savaşının 36. gününde Suudi Arabistan Riyad'daki ABD Büyükelçiliği'ne düzenlediği insansız hava aracı saldırısının etkisi ağır oldu. İHA'lar, büyükelçilik yerleşkesinin kritik noktalarına isabet etti. Saldırının, istihbarat personelinin kullandığı alanlar dahil olmak üzere yüksek güvenlikli bölgelere ulaştığı belirtildi. Trump, İran tarafından savaş uçaklarının düşürülmesinin Tahran yönetimiyle olası müzakereleri etkilemeyeceğini kaydederek, "Hayır, hiç etkilemeyecek. Bu bir savaş. Savaş halindeyiz" ifadelerini kullandı. Peş peşe gelen darbeler ABD medyasının bir numaralı gündem maddesi oldu. Washington Post gazetesi Ortadoğu'daki savaşın etkisinden kurtulamayan Trump'ın alışılmadık bir çıkmaz içinde olduğunu yazdı. "Yaşanan gelişmeler sonrası Başkan Donald Trump ciddi bir tepki dalgası ile karşı karşıya kalabilir; çünkü destekçileri onu maliyetli askeri çatışmalardan kaçınma vaatlerine dayanarak ikinci bir dönem için seçmişlerdi" yorumu yapıldı. The Wall Street Journal gazetesi de son yaşanan gelişmelerin Trump yönetimi için 'çifte darbe' olduğunu yazdı. Trump, İran'da kara harekatı için hazırlanırken, ABD Genelkurmay Başkanvekili Kara Kuvvetleri komutanını görevden el çektirdi. İran'a karşı savaşa devam eden ABD ordusunda ortalık karıştı. Pentagon'da aralarında Kara Kuvvetleri Komutanı'nın da olduğu 3 general bir günde görevden ayrıldı. Trump, Pam Bondi'nin Adalet Bakanlığı görevinden alındığını duyurdu. Bu karar, sadece haftalar önce İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem'in görevden alınmasının ardından geldi. Yeni bir kabine değişikliğinin de gündeme gelebileceği belirtiliyor. The Guardian'ın haberine göre Trump, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın değiştirilmesini de özel olarak değerlendiriyor. Mike Waltz, Trump'ın ikinci döneminde görevden alınan ilk üst düzey isim olmuştu. İran savaşında diplomatik açmaz: "Görüşmeler için İstanbul da gündemde". Ortadoğu'da İran savaşını bitirmek için yürütülen arabuluculuk faaliyetleri çıkmaza girdi. Wall Street Journal (WSJ) gazetesine konuşan yetkililer; Pakistan, Türkiye ve Mısır'ın hâlâ bir çözüm yolu bulmak için çaba gösterdiğini belirttiler. Tahran yönetimi; ABD'nin savaş nedeniyle tazminat ödemesi, Orta Doğu'daki üslerinden çekilmesi ve saldırıları tamamen durdurması halinde çatışmaları sonlandıracaklarını bildirmişti. Gazze savaşındaki diplomatik faaliyetleriyle ön plana çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan-Türkiye'nin yaptığı mekik diplomasisi dikkatle takip ediliyor. Nitekim, karşılıklı saldırıların çok arttığı ve ABD savaş uçaklarının ve helikopterinin düşürüldüğü 36. gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan mekik diplomasisini sürdürdü. Hakan Fidan; İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Amerikalı yetkililer ile telefonda görüştü. Bakan Fidan, görüşmelerde savaşı durdurmaya yönelik çabaları ele aldı. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Bakan Fidan; Arakçi, Abdulati ve Amerikalı yetkililerle telefonda görüştü. Görüşmelerde savaşın gidişatı ve savaşı durdurmaya yönelik çabalar ele alındı. SETA, İran savaşı ile ilgili dikkati çeken analizler yayınlıyor.
KÖRFEZ'DE SON DURUM
İran savaşında Körfez ülkeleri büyük sıkıntı yaşıyor. İran'an en çok füze saldırısı almakta olan Körfez ülkelerinin İran'a yönelik sert karşılık verme noktasında stratejik sabrın sonuna geldikleri gözleniyor. SETA analizinde Körfez ülkelerine yönelik dikkati çeken bölüm şöyle: "Körfez ülkeleri halen travma içerisindedir. Amerikan güvenlik garantileriyle filizlenen petrol rantına dayalı ekonomi bu ülkelerin rejimleri açısından da riskler barındırmaktadır. Çöl kenarında oluşturulan vahaların devamlılığı, ABD tarafından İsrail'in güvenliği için feda edilmiş ve bu ülkelere danışılmadan İran'a yönelik bir askeri harekat başlatılmıştır. Daha da önemlisi Washington, kriz yönetimi süresince bu ülkelerde tesis ettiği askeri üsleri savaş konuşlanmasına dönüştürmek yerine boşaltmıştır. Körfez ülkeleri kendi kabiliyetleriyle İran füzelerine karşı koyarken savaş sonrasına yönelik siyasi ve askeri hesaplaşmalar ve senaryolar an itibarıyla seslendirilmemektedir. Körfez'de meydana gelen travmanın uzun etkilerinin ABD'nin askeri varlığına yönelik bir güvensizlik şeklinde geliştiğini, bu ülkelerin artık otonom bir savunma sistemini kurmak isteyeceklerini görmek gerekmektedir. İsrail'in temel kaygısı tehdit üreten bir İran olmakla birlikte gelecekte ABD ve İsrail'i dışlamış ve askeri bir dayanışmayı gerçekleştirmiş bir Körfez'in ortaya çıkma ihtimali de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle daha önce seslendirilen 'Arap NATO'su' gibi projelerin tekrar ısıtılması ve tüm Müslüman ülkeleri kapsaması İsrail'i farklı bir noktaya savurabilir. Sonuç olarak Körfez ülkelerinin onlarca yıldan bu yana güvenlik için ABD'ye ödediği paranın israf edildiği ortaya çıkmıştır. Bu değişkenlik İran'a karşı savaşın ABD açısından önceliklerini de değiştirebilir. Öte yandan Türkiye, Malezya ve Endonezya gibi savunma sanayii ve ekonomi çeşitliliği sağlamış Müslüman ülkeler Körfez açısından yeni iş birliği imkanları sunacaktır." Suudi Arabistan ile Türkiye'nin İran savaşı sonrası olası ittifakları, başta Katar olmak üzere yeni bir savunma mimarisini işaret etmektedir.
