İran savaşı yeni bir gerçeği net olarak ortaya koydu. ABD imparatorluğu çöktü mü? ABD İmparatorluğu'nun "zayıflaması, çözülüşü' sorgulanıyor. Dünyanın en büyük ordusuna sahip küresel bir güç Amerika yanında Siyonist İsrail, tüm askeri ve ekonomik imkanlarını kullanarak kullandıkları İran'ın direnişini kıramadı, teslim alamadı. ABD Başkanı Trump, petrolünü çökmek için harekete geçti, İran rejımıni devirmek için senaryo üstüne senaryo hazırladı. Özellikle de dünyanın deniz ticaretinin jandarması olarak Hürmüz Boğazı'nı açtıramaması "Amerikan İmparatorluğu'nun zayıfladığı" tartışmalarını hızlandırdı. İran savaşı bağlamında bir gerçekte Amerika ile İngiltere arasındaki ortaklığın sorgulanır oluşudur. ABD ve İngiltere arasındaki ilişkiler, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'ndan bu yana düşmanlıktan, tarihsel olarak "Özel İlişki" (Special Relationship) olarak adlandırılan çok yakın bir müttefikliğe evrilmişti.
KARTAL KAPAĞI
İki ülke arasındaki beraberlik, dil, kültür, ticaret ve askeri istihbarat paylaşımı gibi alanlarda yüksek işbirliğine dayanıyordu. İran savaşında Trump, Orta Doğu'nun her taşının altında bulunan İngiltere'den umduğu desteği alamadı. İngiltere Başbakanı Starmer'i çok sert eleştiriyordu. Daha ileri giderek Starmer'in rakibini açıkça destekliyordu. ABD ile İngiltere arasındaki gerginlik bağlamın da Küresel Çete'nin lideri Rothschild ailesinin sesi meşhur İngiliz The Economist dergisi, ABD Başkanı Trump'ı manidar kapaklarıyla ve analizleriyle köşeye sıkıştırıyordu. ABD Başkanı Trump'ın İran'la pamuk ipliğine bağlı bir ateşkesi imzalaması akabinde İngiltere'nin meşhur New Statesman dergisinde de, Trump'ı çıldırtan
KARTAL BAŞLIKLI:DÖNÜŞÜ
OLMAYAN YOL içerikli AMERiKAN IMPARATORLUĞUNUN ÇÖKÜŞÜ derin analize konu oldu. (NOT: New Statesman dergisi İngiltere'nin liderliğini yürüttüğü 1.Dünya savaşı sırasında 1913 yılında kurulan, Londra merkezli, İngiltere'nin önde gelen haftalık siyasi ve kültürel dergilerinden biridir. Merkez-sol çizgide yer alan dergi derinlemesine İngiltere ve dünya jeopolitiği analizleri yayınlar.) New Statesman dergisi, Trump'ın İran politikalarını sert sözlerle eleştirerek ABD'nin küresel gücünün giderek zayıfladığına dikkat çekti. ABD ile İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını da kapsayan iki haftalık ateşkes üzerinde uzlaşması, uluslararası piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yaşatsa da ateşkesin geleceği ve savaşın sonuçlarına dair tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Analizde, Trump'ın İran'a yönelik operasyonlarının başlangıçta hedeflenen "yok edilmiş nükleer kapasite" iddiasından saptığı vurgulandı. Şimdi ABD liderinin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma ve savaş öncesi düzene dönme çabasında olduğu belirtilirken, bunun "geri dönüşü olmayan bir yol" olduğu vurgulandı. Trump'ın operasyonlarını nükleer yetenekleri engelleme amacıyla başlattığını vurgulayan analiz de ,ancak sürecin Hürmüz Boğazı'nda mevcut durumu kurtarmaya yönelik çabaya kaydığı belirtildi.
ASYA-PASİFİK TEHDİTLERİ
Analizde, NATO'nun operasyonel olarak işlevsiz olduğu ve Avrupa'nın ABD'den bağımsız bir medeniyet hâline geldiği iddia edildi. Trump'ın askeri varlıkları Asya-Pasifik'ten Orta Doğu'ya kaydırmasının, Çin'in Tayvan'ı tek kurşun atmadan kontrol etmesine imkân tanıyabileceği uyarısında bulunuldu. Katil- Siyonist Netanyahu'nun Lübnan'a saldırısı masayı karıştırdı. Netanyahu'nun, İran savaşının sonlanmasını engellemek için kirli operasyonları sürüyor. Ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını iddia etti. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını belirtti, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının sürmesi halinde, Hürmüz'ün açılmayacağını açıkladı. Katil Netanyahu (Perşembe günü) Lübnan'ı işgal harekatına devam ediyor. İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyine geçişlerde kritik öneme sahip Litani Nehri üzerindeki 9 köprüden 8'ini kullanılamaz hale getirmesi, kalıcı işgal endişelerini artırırken ülkenin güneyini izole ediyor. "İsrail yönetiminin Gazze'deki ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria topraklarını gasp girişimlerinin yanı sıra Mescid-i Aksa ve Harem-i Şerif'in tarihi kimliği ile hukuki statüsünü aşındırmaya yönelik eylemlerinin; barış sürecine ve iki devletli çözüm yaklaşımına zarar verdiği belirtilmiştir" ifadesi kullanılan bildiride, şunlar kaydedildi: "İsrail yönetiminin işgal politikalarını Lübnan'a da teşmil etmesinin yeni insani trajedilere sebep olduğu vurgulanarak, hukuk dışı bu eylemler karşısında uluslararası toplum harekete geçmeye çağrılmış, Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğimiz teyit edilmiştir."
HÜRMÜZ KİLİDİ
Der Spiegel dergisinin bildirdiğine göre, ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa müttefiklerinden Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için savaş gemileri ve diğer askeri varlıklarını tahsis etmelerini isteyerek, birkaç gün süre tanıdı. Trump'ın bu talebi NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği toplantıda dile getirdiği bildirildi. Tarafların Cumartesi günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Kritik görüşmelerde hem ateşkesin kapsamının netleştirilmesi hem de Hürmüz Boğazı üzerinden yürüyen ekonomik ve güvenlik tartışmalarının masaya yatırılması planlanıyor. Beyaz Saray, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Steve Witkoff ve Jared Kushner İslamabad'da yapılacak ABD-İran görüşmelerine katılacağını duyurdu. İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dişişleri Bakanı Abbas Arakçi ve bir önemli ismin daha katılacağı belirtiliyor.
SONUÇ
BAŞKANIMIZ Erdoğan, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın durdurulması için tüm diplomatik mekanizmaları harekete geçirdi. Erdoğan, özellikle hem ABD Başkanı hem İran Cumhurbaşkanı ile görüşerek bir an önce barış masasına oturmanın önemini vurguladı. Ayrıca Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, MİT başta olmak üzere tüm kurumlar sürecin Türkiye'yi daha fazla olumsuz etkilememesi için gerekli adımları attı. EVET. ERDOĞAN DÜNYANIN VİCDANIDIR. TÜRKİYE'DE BARIŞIN ÖNDE GELEN ÜLKESİDİR
