Edirne'de Selimiye Camii'ne girdiğinizde, insan eliyle kurulmuş bir kusursuzluk hissi sarar etrafı. Ama o kusursuzluğun içinde, gözden kaçabilecek "ters" lale motifi, bahçe sahibinin inadına karşılık bir cevap niteliğindeydi. Teşvikiye Palas hikayesi ise İstanbul'un en nezih semtlerinden birinde yaşanmış, oldukça inatçı ve ikonik bir komşuluk uyuşmazlığının fiziksel sonucuydu. Türk-İslam mimarisinin zirvesi kabul edilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Selimiye Camii, asırlardır gizemini koruyan bir detayıyla ziyaretçilerini şaşırtmaya devam ediyor. Caminin müezzin mahfilindeki mermer sütunda yer alan küçük bir "ters lale" figürü, bir süsleme ya da bir motiften ziyade, koca bir inatlaşmanın ve sanatın ince zekasının simgesi olarak biliniyor. Efsaneye göre, Sultan II. Selim caminin inşası için Edirne'nin en hakim tepesini seçer. Ancak bu tepede bir lale bahçesi bulunmaktadır ve sahibi olan kadın, arazisini satmamak için uzun süre direnir. En nihayetinde camiye bir lale motifi konulması şartıyla ikna olan "ters" mizaçlı mülk sahibine, Mimar Sinan'ın cevabı oldukça manidardır. Koca Sinan, caminin içindeki müezzin mahfilinin mermer ayağına bir lale motifi işler ancak bu laleyi diğer yüzlercesinin aksine ters olarak nakşeder. Bu figür, hem arazinin eski bir lale bahçesi olduğunu hatırlatır hem de sahibinin sergilediği "tersliği" ve inadı sonsuza dek mermere hapseder. Bugün Selimiye'yi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin en çok sorduğu soruların başında bu küçük motif geliyor. Yaklaşık bir parmak büyüklüğündeki ters lale, aynı zamanda tasavvufta "boynu büküklük" ve "mütevazılığı" temsil etmesiyle de farklı anlamlar yükleniyor.
KOMŞULAR ARASINDAKİ GERİLİM
Selimiye'yi ziyaret ettiğinizde bu motifi yakından görmek için müezzin mahfilinin sol köşesindeki mermer ayağa bakmanızı öneririm. Ters lale ile ilgili yaygın olan bir diğer rivayet ise daha hüzünlü. Mimar Sinan'ın Edirne'de Selimiye Camii'ni inşa ederken yanına getirdiği 8-9 yaşlarındaki torunu Fatma'nın burada hastalanarak vefat etmesi üzerine, Sinan'ın duyduğu büyük üzüntüyü simgelemek için ters lale figürünü yaptırdığı anlatılır. Takvimler 1930'lu yılları gösteriyordu. Abdülkadir Bey tarafından inşa edilen Teşvikiye Palas dönemin seçkin apartmanlarından biriydi. Aynı dönemde bitişik parseli satın alan kuyumcu Sait Bey'in, kendi apartmanını yola sıfır şekilde inşa ettirmesiyle birlikte iki yapı arasında mimari bir gerilim çıktı. Yeni binanın pencerelerinin Teşvikiye Palas'ın içini görebilecek şekilde konumlanması ise tartışmanın fitilini ateşledi. İddiaya göre Abdülkadir Bey, komşusunu defalarca uyararak bu durumun mahremiyet ve şehir estetiği açısından sorun yarattığını ifade etti. Ancak yapılan uyarıların sonuçsuz kalması üzerine süreç noterden gönderilen ihtarnamelere ve hukuki girişimlere kadar uzandı. İki komşu arasında gerilim iyice tırmandı ve işler içinden çıkılamaz bir hale ulaştı. Taraflar arasındaki anlaşmazlığın büyümesi üzerine Abdülkadir Bey kimsenin aklına bile gelmeyecek bir hamle ile Sait Bey'in apartmanının pencerelerini kapatacak şekilde yaklaşık 15 metre yüksekliğinde ince bir duvar yaptırdı. Bu duvar hem ışığı hem de görüş açısını keserek yapılar arasındaki ilişkiyi tamamen koparacak cinstendi. Abdülkadir Bey'in bu hamlesinin ardından ikisi arasındaki gerilim o dönem mahkemelere ve gazetelere yansıdı ancak tüm girişimlere rağmen duvar yıkılamadı. Bu hadise, mimarlık tarihinde sıkça 'komşunun manzarasını koruma' ve 'şehir estetiği' tartışmalarına örnek olarak gösterilen olaylar arasında anılmaya başladı.
