28 Şubat gecesi Tahran'a atılan füzelerin hedefinde sadece nükleer tesisler değil, 70 yıllık bir rejim de yer alıyordu... İşlerin pek de istenildiği gibi gitmediği savaşın dördüncü haftası dolarken; Obama dönemindeki o kısa süreli diplomasi umudu yerini azami baskıya, Kasım Süleymani suikastına ve nihayetinde Dini Lider Hamaney'in ölümüyle sonuçlanan harekata bıraktı.
2013 yılında Obama ve Ruhani arasındaki tarihi telefon görüşmesiyle başlayan nükleer diplomasi, JCPOA anlaşmasıyla kısa süreli bir bahar havası estirse de; 2018'de Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesiyle yerini "azami baskı" dönemine bırakmıştır.

2020 başında Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta suikastla öldürülmesi, iki ülkeyi doğrudan savaşın eşiğine getirmiş; 2025'te ise İsrail'in nükleer tesislere yönelik hava saldırılarıyla başlayan "On İki Gün Savaşı" gerilimi zirveye taşımıştır. Sürecin finali, 2025 sonunda İran içinde patlak veren hükümet karşıtı protestolar ve rejimin sert müdahalesiyle şekillenmiştir.
28 Şubat 2026 gecesi ABD ve İsrail'in koordineli operasyonuyla başlayan harekât, sadece nükleer kapasiteyi hedef almamış; Dini Lider Hamaney ve üst düzey askeri kadronun etkisiz hale getirilmesiyle rejim değişikliğini hedefleyen yeni bir dönemi başlatmıştır. Bugün, dünya bu devasa sarsıntının sonuçlarını ve yeni Orta Doğu denklemini tartışmaktadır.
YILLAR SONRA İLK TEMAS (2013)
27 Eylül 2013 tarihinde ABD Başkanı Barack Obama ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasında gerçekleşen bu telefon görüşmesi, 1979 İran İslam Devrimi'nden bu yana iki ülke liderleri arasındaki ilk doğrudan temas olarak tarihe geçti. Kasım ayında İran, Almanya ve BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi olan Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve ABD, Ortak Eylem Planı olarak bilinen ilk nükleer anlaşmayı imzaladı.
Bu, daha geniş kapsamlı bir anlaşmanın yolunu açtı. Anlaşma, Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak genişletildi. Bu plan kapsamında İran, 15 yıl boyunca uranyumu %3.7'nin üzerinde zenginleştirmemeyi kabul etti. Ayrıca zenginleştirilmiş uranyum miktarını 300 kilogramla sınırlamayı da kabul etti. Bunun karşılığında İran'a uygulanan ekonomik yaptırımlar hafifletildi. Görüşme her iki ülkede de farklı tepkilerle karşılandı. Örneğin, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in daha sonra bu telefon görüşmesi nedeniyle Ruhani'yi kamuoyu önünde azarladığı bildirildi.

TRUMP'TAN BASKI (2018)
Donald Trump göreve ilk geldiğinde, "şimdiye kadarki en kötü anlaşma" diyerek ABD'yi JCPOA'dan çekti. Trump, İran'ın petrol ihracatını durdurmak için yaptırımları yeniden yürürlüğe koydu ve "azami baskı" kampanyası başlattı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na göre, ABD anlaşmadan çekilene kadar İran anlaşmanın şartlarına uyuyordu. Bundan sonra İran, uranyum zenginleştirme seviyesini çok yüksek bir seviye olan %60'a çıkardı.
DEVRİM MUHAFIZLARI (2019)
ABD, 8 Nisan 2019 tarihinde İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu, Yabancı Terör Örgütü olarak ilan etti. Bu karar, ABD'nin tarihinde ilk kez başka bir ülkenin hükümetine bağlı resmi bir askeri yapıyı terör örgütü olarak tanımlaması bakımından emsal teşkil etmekteydi. Karar, Devrim Muhafızları'nın küresel terör faaliyetlerine aktif katılımı, finansman sağlaması ve terörü bir devlet politikası aracı olarak kullanması gerekçeleriyle alınmıştı. Özellikle 1983 Beyrut deniz piyadeleri kışlası saldırısı ve 1996 Suudi Arabistan'daki Khobar Kuleleri bombalanması gibi olaylar bu karara dayanak gösterildi. ABD'nin ardından, Avrupa Birliği, Kanada, Arjantin, İsrail, Suudi Arabistan ve Bahreyn de Devrim Muhafızları veya onun seçkin birimi olan Kudüs Gücü'nü terör grubu olarak tanımladı.
KASIM SÜLEYMANİ ÖLDÜRÜLDÜ (2020)
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı seçkin Kudüs Gücü'nün komutanı Kasım Süleymani, 3 Ocak 2020 tarihinde Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen bir ABD İHA saldırısında öldürüldü. Bu olay modern Orta Doğu tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir. 3 Ocak 2020 tarihinde Irak'ın başkenti Bağdat'ta ABD tarafından Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında seyahat eden ve birkaç yolcu taşıyan bir konvoya karşı düzenlenen bir drone saldırısı ile gerçekleşen olayda, saldırı sonucunda Kudüs Gücü komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani'nin beraberinde Haşdi Şabi komutanı Ebu Mehdi el-Mühendis de dahil olmak üzere sekiz kişi öldürüldü. Saldırı, ABD ile İran arasındaki gerilimi keskin bir şekilde artırdı. Saldırının ardından İran Dini Lideri Ali Hamaney ülkede üç günlük yas ilan edildiğini duyurdu. İranlı liderler ABD'den intikam almaya söz verirken, ABD'li yetkililer Irak'taki İran destekli herhangi bir paramiliter gruba tehdit olarak algıladıkları önleyici saldırılarda bulunacaklarını açıkladılar. İran, Irak'taki ABD askeri üslerine füze fırlatarak karşılık verdi.

ON İKİ GÜN SAVAŞI (2025)
Şubat ayında, yeniden başkanlık görevini üstlenen Trump, "Onaylanmış Nükleer Barış Anlaşması"nın başlatılması çağrılması bulundu. Mart ayında ise İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e yeni bir anlaşmaya varması için iki ay süre veren bir mektup gönderdi. Nisan ayında ABD elçisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi arasında yeni görüşmeler başladı. Önemli konulardan biri, İran'ın düşük seviyelerde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceğiydi. ABD istihbarat servisleri, İran'ın şu anda nükleer silah üretmediğini ancak iç baskının arttığını değerlendirdi. Haziran ortasında İsrail, İran nükleer tesislerine hava saldırıları başlattı. İsrail'in düzenlediği saldırılarda çok sayıda üst düzey askerî yetkili, İran Devrim Muhafızları Ordusu mensubu, nükleer bilim insanı ve 200'den fazla sivil hayatını kaybetti. Amerika Birleşik Devletleri de saldırılara katılarak Fordow ve Natanz dahil olmak üzere üç önemli tesisi vurdu. Savaşta ilk kez sığınaklara karşı güçlü bir bomba kullanıldı. İran, misilleme olarak Katar'daki El Udeid hava üssüne saldırdı.
Katar, füzelerin önlendiğini ve üssün önceden boşaltıldığını açıkladı. Diğer yandan İran'ın İsrail'e 100'den fazla insansız hava aracı (İHA) gönderdiği bildirildi. İsrail hükümetine göre İran'ın saldırılarında tamamı sivil olmak üzere yaklaşık 24 kişi hayatını kaybetti.
İSRAİL-ABD ORTAK HAVA SALDIRILARI (2026)
2025 sonunda başlayan ve para birimindeki çöküşle tetiklenen hükümet karşıtı protestolar tüm İran'ı sardı. Rejimin sert müdahalesi sonucu 6 binden fazla sivilin öldüğü bildirildi. Trump, protestoculara yönelik muameleyi gerekçe göstererek askeri müdahale tehdidinde bulundu ve nükleer diplomasi için zamanın dolduğunu duyurdu. Şubat 2026'da ABD ve İsrail, İran genelindeki hedeflere hava saldırıları düzenledi. 28 Şubat 2026 tarihinde Orta Doğu, modern tarihin en büyük askeri operasyonlarından birine sahne oldu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak yok etmek ve Tahran'daki rejimi devirmek amacıyla koordineli bir hava harekâtı başlattı. 28 Şubat gecesi başlayan saldırılarda Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi stratejik şehirler hedef alındı. Operasyonun en çarpıcı gelişmesi, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in konutunun vurulması ve Hamaney'in öldüğünün bildirilmesi oldu. Ayrıca İran Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı da öldürüldü.
