• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Savaşın gerçek bedeli

GONCA ELİBOL

Savaşın gerçek bedeli

gonca.elibol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 29 Mart 2026

Orta Doğu'da yaşanan çatışmalar maalesef devam ediyor. Savaşın temelinde; İran'ın bölgesel nüfuzunu genişletme stratejisi ile İsrail'in güvenlik ve çevreleme politikası arasındaki derin gerilim yer alıyor. Bu gerilim, İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler, vekalet savaşları yoluyla süregelen dolaylı çatışmalar ve küresel enerji arzını belirleyen kritik ticaret yolları üzerindeki rekabetle daha da keskinleşiyor. Sürece büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet de eklendiğinde, ortaya çıkan tablo bölgesel bir krizden öte, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir mücadele alanına işaret ediyor. Ortadoğu'da tırmanan bu tablo, ekonomik etkileri bakımından artık doğrudan hissedilen bir sürece dönüşmüş durumda. Piyasalarda yaşanan sert dalgalanmalar, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve hızlanan enflasyon, küresel ekonominin yeni bir sınavdan geçtiğini açık biçimde ortaya koyuyor.

KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİ
Son günlerde S&P 500 endeksinde görülen yüzde 1,5'lik düşüşün yaklaşık 700 milyar dolarlık piyasa değeri kaybına karşılık gelmesi, finansal sarsıntının boyutunu ortaya koyuyor. Ancak bu tablo, yaşanan sürecin görünen kısmı. Küresel ekonomi, çok daha derin bir arz ve maliyet şokunun etkisi altına girmiş durumda. Bu sürecin merkezinde elbettte enerji yer alıyor. Brent Crude Oil fiyatlarında yaşanan yükseliş, üretim maliyetlerini artırırken enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. IMF ve OECD verileri, enerji fiyatlarının küresel enflasyon üzerindeki belirleyici etkisini açık biçimde gösteriyor. Bu durum merkez bankalarının para politikasını daraltırken finansman maliyetlerini de yukarı taşıyor.Ortaya çıkan tablo, ekonomi literatüründe en zorlu senaryolardan biri olan stagflasyon riskini güçlendiriyor. Büyümenin yavaşladığı, enflasyonun yüksek seyrettiği bu ortamda politika araçlarının etkisi sınırlı kalıyor. Talep yönlü önlemler belirli ölçüde etkili olsa da, enerji kaynaklı maliyet baskıları ülkelerin kontrol alanının dışında gelişiyor. Savaşın etkileri sadece enerjiyle sınırlı kalmıyor.

AVRUPA EKONOMİSİ ZORDA
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, taşımacılık ve lojistik maliyetlerini artırıyor. Uluslararası taşımacılık şirketlerinin milyonlarca dolarlık ek maliyetlerle karşı karşıya kalması, bu yükün üretimden tüketiciye kadar tüm zincire yayılmasını hızlandırıyor. Dünya Ticaret Örgütü, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesinin küresel ticaret hacminde beklentilerin aşağı yönlü revize edilebileceğine dikkat çekiyor. Avrupa ekonomilerinde ise durum iç açıcı deği, etkiler daha somut hissediliyor. Üretim kesintileri, büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyonlar ve artan maliyet baskıları gündemin merkezinde yer alıyor. Enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren sanayi kuruluşları kapasite düşürmeye başlarken, ekonomik yavaşlamanın reel sektörde belirginleştiğini gösteriyor. Öte yandan sektörel ayrışma da dikkat çekici. Enerji ve savunma sektörleri güç kazanırken, yüksek enerji ihtiyacı olan teknoloji ve yapay zekâ yatırımları maliyet baskısıyla karşı karşıya. Görülüyor ki, küresel büyümenin itici gücü bile geçici bir yavaşlamaya işaret ediyor.

TÜRKİYE'NİN KRİTİK KONUMU
Tarihsel deneyimler, bu tür büyük şokların ardından toparlanma süreçlerinin zaman aldığını gösteriyor. Ancak mevcut süreç, dijital dönüşüm, enerji dönüşümü ve jeopolitik yeniden yapılanmanın aynı anda yaşandığı farklı bir dönemi işaret ediyor. Bu nedenle dönüşüm süreci daha hızlı ve daha kapsamlı ilerliyor. Bu yeni denklemde Türkiye'nin konumu daha da önem kazanıyor. Coğrafi avantajı, enerji geçiş hatlarındaki rolü ve üretim kapasitesiyle Türkiye, şekillenen ticaret ve enerji ağlarının merkezinde yer alma potansiyeline sahip. Bu süreçte Milli Savunma Bakanlığı tarafından yürütülen güvenlik ve caydırıcılık politikaları, Dışişleri Bakanlığı tarafından sürdürülen çok boyutlu diplomasi trafiği ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından geliştirilen enerji arz güvenliği ve çeşitlendirme stratejileri, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve küresel denge arayışındaki rolünü güçlendiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Kısa vadede maliyet baskıları ve enflasyon hissedilecek olsa da, orta ve uzun vadede Türkiye'nin lojistik, enerji ve üretim üssü olarak güç kazanması mümkün görünüyor. Ülkemiz bir yükseliş eşiğinde ve bizler bu eşiği aşacak stratejik hamleleler yapmak zorundayız. Türkiye açısından bu süreç, doğru politikalarla yönetildiğinde güçlü bir sıçrama fırsatı sunuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.