Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş'ta yaşanan üzücü okul saldırısı, eğitim kurumlarında güvenliğin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Okul çevresinde yaşanan her güvenlik zafiyeti; ailelerin huzurunu sarsan, öğrencilerin eğitim performansını düşüren, öğretmenlerin motivasyonunu etkileyen ve uzun vadede ülkenin beşeri sermayesine zarar veren ciddi bir risk alanıdır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda; T.C. İçişleri Bakanlığı, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı ve T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların ortak değerlendirmeleri sonucunda 81 ilin valiliklerine gönderilen yeni genelge, okul güvenliğinde yeni bir dönemi başlatmıştır.
EĞİTİMDE GÜVEN FAKTÖRÜ
Yeni model; fiziki güvenlik, erken uyarı sistemi, siber tehdit takibi, hızlı bildirim mekanizması, kriz yönetimi ve kurumlar arası koordinasyonu aynı çatı altında topluyor. OECD verileri, güvenli okul ortamına sahip ülkelerde öğrenci başarısı ve okula devam oranlarının daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü güven duygusu olmadan kaliteli eğitim üretilemez. Ekonomik açıdan bakıldığında konu daha da stratejiktir. Güvensiz eğitim ortamı; devamsızlık, okul terkleri, psikolojik destek maliyetleri, ek kamu harcamaları ve gelecekte nitelikli iş gücü kaybı anlamına gelir. World Bank raporları, eğitimde yaşanan kayıpların ülkelerin üretkenlik kapasitesini doğrudan zayıflattığını vurgulamaktadır. Bu nedenle okul güvenliği bir gider kalemi değil, yüksek getirili bir kalkınma yatırımıdır.
SİBER GÜVENLİĞİN ÖNEMİ
Genelgenin dikkat çeken yönlerinden biri siber güvenliğin merkeze alınmasıdır.
Artık tehditler okul kapısından geldiği kadar telefon ekranından da gelebiliyor.
Siber zorbalık, şiddeti özendiren içerikler, dijital radikalleşme, sahte hesaplar ve manipülasyon girişimleri gençler üzerinde ciddi risk oluşturuyor. Bu nedenle okul bazlı siber güvenlik planlarının hazırlanması son derece doğru bir adımdır. Ancak güvenlik kamera ve kapı kontrolünden ibaret değildir. Bir çocuğun en güçlü koruma alanı; aile sevgisi, anlaşılma hissi, aidiyet duygusu ve sağlıklı iletişimdir.
Evinde değer gören, okulunda dinlenen, çevresinde desteklenen çocukların riskli alanlara yönelme ihtimali azalır.
ÖĞRETMENİN ÖNEMLİ ROLÜ
Bu noktada rehber öğretmenlere ve tüm eğitim kadrolarına önemli görev düşmektedir. Öğretmenin rolü ders anlatmakla sınırlı değildir. Öğrencide olumlu davranış değişikliği oluşturmak, karakter gelişimini desteklemek, sorun sinyallerini erken fark etmek ve doğru değerleri güçlendirmek eğitim sisteminin temel parçası olmalıdır. Okullar bilgi veren kurumlar kadar terbiye, bilinç ve kültür inşa eden merkezler hâline gelmelidir. Kurumsal açıdan bakıldığında her okulda risk analizi yapılmalı, kriz senaryoları hazırlanmalı, rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli ve veli iletişimi profesyonel zeminde yürütülmelidir.
Aidiyet kültürü güçlü okullarda şiddet eğilimleri daha düşük seviyede görülür. Evlatlarımız yarınlarımızdır. Onlar ailelerin göz nuru olduğu kadar bu ülkenin bilgi gücü, üretim kapasitesi ve stratejik sermayesidir. Çocuklarını koruyan, iyi yetiştiren ve geleceğe hazırlayan ülkeler küresel repkabette daima öne çıkmaktadır. Türkiye'nin en büyük yatırımı, kendi evlatlarına yaptığı yatırımdır.
