Pluribus ismindeki yeni bir dizinin , bir bilim kurgu ve toplumsal taşlama melezi olduğu pekala söylenebilir. Alışılmadık bir konu var ortada. Uzaydan gelen bir frekans deşifre ediliyor. Kimyasal bir molekülün formülü ortaya çıkıyor. Laboratuvarda üretilen bu molekül -bir şekilde-laboratuvardan kaçınca bir tür salgın yaşanıyor. Kısa sürede tüm insanlığa yayılan bu durum, insanları bir tür psişik yapıştırıcı gibi birbirine bağlıyor. Buna da kovan zihni deniyor. Yani birleşik bir zihin yapısı...
TERCİHTEN ÖTE
Ortada kaygılanacak bir şey olmadığı için herkes (yapay da olsa) bir mutluluk hali içindedir. Adeta herkes mutlu iken mutsuz olanlara 'iyileştirilmesi gereken' bir hasta gözüyle bakılmaktadır. Dünyada bu bilince ulaşmamış 6-7 kişi kalmıştır ve onlar da farklı kıtalarda yaşamaktadır. Kovan zihin, bu insanlara son derece saygılı davranır, hatta bir imparatormuşlar gibi her isteklerini de yerine getirir. Örneğin kahramanımızın tek bir isteği yüzünden bir market tek günde işler hale getirilir. Daha da ötesi, içlerinden bir başkası tamamen hedonist bir yaklaşım içinde, olağandışı taleplerde bulunur. Örneğin ABD başkanının uçağıyla uçar, kendine bir harem filan kurar. Bu durum, Matrix filmindeki hain karakterin durumuna benzer. Oradaki karakter de soğuk bir gerçeklikte yaşayacağına yapay bir cenneti tercih etmiş ve arkadaşlarına ihanet etmiştir. Bir yandan da ana kahramanımız Carol gibi bu durumla savaşmak isteyen biri vardır. Carol, ortamdaki yapay mutluluğa direnir. Onun nihilizmi ve mutsuzluğu artık bir tercihten öte anarşist bir eyleme dönüşmüştür.
'BİZ' OLMAK
Artık tüm insanlık bir'dir ve kendilerinden 'biz' olarak bahsetmektedir. Aynen insanlığın tüm metinlerine erişimi olan yapay zeka gibi Birinin bildiğini hepsi bilmekte, birinin becerilerine tümü sahip olmaktadır. Kişisel egolar, arzu ve istekler yoktur. Tabii bu durumda ilginç bir komünal yaşam ortaya çıkar. Artık polise ya da askere ihtiyaç yoktur çünkü herkes bir düzen içindedir ve bir dış düşman da bulunmamaktadır. Rekabet sıfıra inmiştir. Mesela ambulanslar siren de çalmaz çünkü öyle yoğun bir trafik olmadığı gibi herkes de bir hasta olduğu bilgisine sahiptir. Bu durumda herkes için temel ihtiyaçlar sağlanmaktadır. Kovan zihin demek empati demektir. Başka bir canlıyı öldürmek düşünülemez bir şeydir bu ortamda... Yani nerdeyse cennet gibi bir dünya ortamı oluşmuştur. Peki bu gerçekten de cennet midir? Kovan zihin, İslam'da bilinen Vahdet ve tekliğe giden yol mudur yoksa dinde var oluş sebebimiz olarak bilinen imtihan dünyasının en önemli gereci sayılabilecek özgür iradenin düşmanı mıdır? Sözün özü birleşik bir zihin insanıkamile mi yol açar yoksa bizi tümden robotlaştırır mı?
YÜZLEŞTİRİYOR
Pluribus, bir bilim kurgu hikayesi fonunda bizi özgür irade, yapay zeka, kapitalizmin bir ürüne çevirdiği mutluluk gibi pek çok konuyla yüzleştiriyor. Mecburi olsaydı mutluluğu mu seçer yoksa mutsuz olabilme özgürlüğünüzü mü kullanırdınız yoksa? Ben yanıtlar veren yapımlardan çok soru sorduran yapımların daha kıymetli olduğuna inananlardanım. Pluribus da bu işi hakkıyla yerine getiriyor. Sonuçta yapımcı Vince Gilligan bize roketli, yaratıklı bir bilim kurgu sunmuyor çünkü amacı gözlerimizi göğe çevirmek değil. Belki de tam aksine, tepelere diktiğimiz gözlerimizi tekrar aşağıya insana, içimize çevirmek.
