Geçen hafta Doha seyahatimize şehir hakkında genel bilgiler vererek başlamıştık. Bu hafta da Doha'nın detayına gireceğiz. Her ne kadar küçük bir şehir olsa da (taksi bize göre ucuz) trafikte hız yapılmıyor ve yollar ortalama 20-30 dakika sürüyor, bilginiz olsun. Bazı teksilerde kart geçerken çoğunda Riyal geçiyor. (Kartı şehirde her yerde güvenle kullanabilirsiniz) Şehir, nerdeyse asayiş sorunu hiç olmayan, son derece güvenli bir yer. Bununla birlikte şeriatla yönetildiğini unutmayalım. Avm gibi bazı kapalı mekanlara hanımlar çok açık giysilerle giremiyor, bu önemli. Avm demişken, şehirde bunlardan bolca var. En popüleri Vendom Palace. Adı gibi dev bir saraya benzeyen görkemli bir yapı. Üç saatte koridorları bile gezmeyi bitiremiyorsunuz. Ancak hemen hiçbir şey ülkemizden ucuz değil. Ürünü taşıdığınıza değmez. (Bu arada küçük bir bilgi: Riyal, Lira'dan 12 kat değerli olsa da genelde rakamlar Türkiye'dekiyle aynı. Yeme içme işinde aklınızda kalsın.) Burada yapacağınız en güzel aktivite , avludaki havuz başında bir şeyler içmek olacaktır. Genellikle acentalar bu avm'ye (popüler olduğu için) ekstra turlar düzenliyor. Kişi başı 50 euro alıyorlar. Bu parayı vermeyin. Kendiniz gidin. Taksi çok daha ucuz tutar. Bir de (yapay Venedik temalı) Vilaggio Avm var ki çok ucuz ve avam bir hissi var. Gitmeye değmez. Peki ne yapılır? Mevsimindeyseniz denize girilir. Çölde büyük ciplerle safari yapılır. Gün batımında körfezde Dhow cruise ile gezilir. Aga Khan ödülüne layık görülen Katar Ulusal Müzesi bu kenttedir. Kum taşı dokulu ama uzay gemisine benzer bu binanın mimarisi anlatılmaz yaşanır. Katar tarihinin anlatıldığı bu bina, içindekilerle değil de modern müzecilik anlayışıyla aklınızda kalacak. Ben hayran oldum. Yerden air condition'a sahip Katar kültür köyü'nde gezilir. 'Katar'ın Santorini'si' de denilen Mina District'te deniz kenarında kahve içilir. Gerçekten de Santorini'ye benzeyen (ama rengarenk) yapılarıyla çok sevimli, çok fotojenik bir yer burası... Katar Ulusal Kütüphanesi'nin modernliğine şapka çıkarılır. Hayatımda gördüğüm en fütüristik camiye gidilir. Minareteyn camii... (Bu camiyi başka bir dosya ile bir başka yazıda detaylı anlatmak isterim.) Birbirinden lüks otellerin çatı katında bir şeyler içilip şehrin siluetine bakılır. Bu bakımdan özellikle bir yeri öne çıkarmalıyım. Her şehrin bir simge yapısı vardır. Mesela Dubai'de Burc el Arap varsa, burada da (7 yıldızlı hizmet sunan) başka bir yapı var. Ay kuleleri... Şehrin her yerinden görülebilen, herkesin önünde fotoğraf çektirdiği ve yatay bir hilale benzeyen bu bina, hilallerin her iki ucunda birer otele yuva sağlıyor. Raffles ve Fairmont... Biz Raffles üzerinden giriş yaptık. Bugüne kadar böyle lüks bir otel görmedim desem yerinde olur. (Yine de bu görünüm gözünüzü korkutmasın. İşletme günlük ücretli giriş de sağlıyor, çıkıp çatı katında bir şeyler de içebilirsiniz ve fiyatlar Alaçatı'dan pahalı değil.) Lobide , çatıda dünyanın en büyük kaleydoskopu yer alıyor. Bu da sizi büyülemiyorsa insan yapımı ne büyüler, artık bilemem... Kısacası, Doha, Arap yarımadasındaki Amerika desek, yalan sayılmaz. En azından görsel olarak... Haftaya, başta Minareteyin camii olmak üzere farklı camiler dosyası açalım. Görüşmek üzere.
