Jared Diamond, Pulitzer ödüllü bir yazar.
Pulitzer ödülü, Colimbia Üniversitesi tarafından her yıl 21 kategoride veriliyor, Amerika'nın gazetecilikte verilen en saygın ödüllerinden birisi.
29 ekim 1911'de ölen Yahudi kökenli Macar asıllı Amerikalı gazeteci Joseph Pulitzer'in servetini Colombia Üniversitesine bağışlaması ile bu ödül projesi gerçekleşmiş. Pulitzer, modern gazeteciliğin öncüsü.
Yaşadığı yıllarda özellikle skandal ya da sansasyonel olanları öne çıkararak aktarması, gazetecilikte tiraj açısından olağanüstü bir dönüşüme yol açmış, günlük satılan on bin baskılarını üç yüz binlere çıkarma başarısı, onun hatırı sayılır bir servet edinmesine yol açmış. Öldüğünde, bu serveti Colombia Üniversitesine bağışlamış. Jared Diamnond, bu ödülü oldukça popülerleşen Tüfek, Mikrop ve Çelik isimli kitabı ile almıştı.
Diamond, bu kitabında neredeyse tüm insanlığın son onüç bin yıllık tarihinde, farklı toplumlarının farklı gelişmişlik düzeyinin nedenlerine yönelik çalışmasını akıcı bir dille bilimsel olarak ortaya koyar. İbni Haldun'un 'çoğrafya kaderdir' sözüne hak verircesine, dünyadaki tüm toplumların arasındaki farkılılığın çoğrafya ile açıklanabileceğini öne sürer. Yükseliş kitabının alt başlığı 'krizdeki uluslar için dönüm noktaları' (*).

SORUMLULUK ALINMALI
Günümüz dünyasında Amerika'dan Avrupa'ya neredeyse her ülkenin sosyal, kültürel ya da ekonomik ama mutlaka bir krizin içinde olduğu düşünülürse, kitabın ne kadar merak çektiği tahmin edilebilir! Dimond, krizlerin içindeki altı ülkeyi objektifine alıyor ve onların krizlerini nasıl yönettiğine odaklanıyor. Kendisi, ünlü UCLA' da (University of California, Los Angelas) çoğrafya profesörü olduğu için ve özellikle de evrimsel biyoloji ve biyoçoğrafya alanlarında ihtisas yaptığı için, bu çalışmayı yapması beklenebilir ancak bizzat bu ülkelerde yaşayıp onların dillerine de vakıf bir bilim insanı olduğundan yaklaşımları daha da özel bir hale geliyor.
Peki, kitapta işlenen konular, şimdi kriz içindeki uluslar için öğretici olabilir mi? Bu soruyu, Jared Diamond, ulusların durum tespitini dürüstlükle yapması gerektiğini söyleyerek cevaplıyor:
'Ülke bir krizdedir, başka ulusları ya da 'dış güçleri' suçlamanın veya kurban rolüne girmenin bir yararı yoktur. Sorumluluk alınmalı, sorunlar belirlenerek, benzer problemleri yaşamış ve çözmüş ulusların modellerini analiz ederek sabırla çalışılmalıdır. İlk etapdaki çözümler işe yaramayabilir, yılmadan çözüm için girişimler devam edilmelidir.
Ulusal bazda hangi temel değerlerin uygunluğunu koruduğu, hangilerinin artık uygunsuz olduğunu değerlendirmeye tabi tutulmalı, gerekirse ulusal kimlik ve temel değerler yeniden inşa edilmelidir'. Bu noktada, Bismarck ve Willy Brandt Almanyasını örnek olarak gösteriyor.
SERVETİN BÖLÜŞÜMÜ
Günümüzün insanlığı ve dolayısı ile devletleri, gerek yerel gerekse global krizlerin ortaya çıkardığı acılar ile baş başa kalmış durumda. İnsanlık için küresel iklim değişiklikleri, habitat daralması, açlık, servetin adil bölüşülmemesi, evrensel hukuk kuralları ihlalleri ve anti demokratik uygulamalar yeterince büyük bir kriz değilmiş gibi, bir de liderlerin kendi ego ve kibirlerinin oluşturduğu savaşların ortasında, günümüz uygarlığı can çekişir durumda...
Jared, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, uygarlıkların yükseliş ve çöküşüne yönelik basmakalıp düşüncelerimizi temelinden değiştirmişti. Bu kitabı ile krizdeki ülkeler için, diğer ulusların deneyimlerinden ve başarılarından yola çıkarak krizlerini yok etme klavuzunu onlara hediye ediyor.
Jared'in son cümlesi şöyle: "Geçmişte tüm ülkeler krizlerle boğuştu. Modern uluslar ve modern dünya, yaşadığı krizlerde el yordamı ile hareket etmek zorunda değil. Geçmişte, işe yarayan ve yaramayan yöntemler hakkındaki bilgiler, bizlere rehberlik edebilir!"
