Hiç kalabalığın ortasında yokmuş gibi hissettiniz mi? Herkesin sizi gördüğü ama fark etmediği o anlar insanın en kırıldığı yerdir. Birilerinin sizi fark etmesi, anlaması bazen yaşamsal önemdedir. Nasıl mı? Bebekler üzerinde yapılan bazı çalışmalar şunu gösteriyordu: Fiziksel ihtiyaçları eksiksiz karşılansa da dokunulmayan, temas edilmeyen bebekler gelişemiyor, hatta hayata tutunamıyordu. Temassız büyüyen çocuk sadece yalnız büyümüyor, eksik büyüyordu. İnsan sadece yiyecekle değil, duygusal olarak da beslenmesi gereken bir türdür. Temas almak, bebeğe 'seni tanıyorum. Sen varsın.' demektir. İnsan sadece duygusal tatmin için değil, bir varlık kanıtı olarak da temasa ihtiyaç duyar. Bilinir ki, insana en acı veren şey kötü davranış değil, görmezden gelmedir. En büyük travma yaşayan çocuklar bu yüzden bu deneyimi yaşıyorlar. Mesela dayak arsızı denen çocuklar vardır: Kim dayaktan hoşlanır ki? Aslında o çocuk da hoşlanmaz ama sık sık yaramazlık yapıp dayak yer. Çünkü o dayak, ebeveyninin ona temas ettiği tek andır. Negatif şekilde de olsa ona 'sen varsın' denmiştir.
SESSİZ ÇIGLIKLAR...
Sınıflarımda sorun yaratan öğrencilerimin çok azı gerçekten haince davranmaktadır. Muhalefet ederken, dersi kaynatırken, boş konuşurken, anlamsız sorular sorarken çoğunun amacı dikkat çekmek, hoca tarafından varlıklarını onaylatmaktır. Bu çocuk adeta beni gör diye sesiz bir çığlık atmaktadır... Böyle bir çocuğu azarlamak ya da bozmak yerine başarılı olduğu konularda övmek onu zararsız hale getirmenin en kolay ve doğru yoludur mesela. Ne de olsa temas sağlanmış, varlıkları onaylanmıştır. Yine konser ve etkinliklerde sahne alırım. Özellikle halk konserlerinde kimi seyirci sahneye yabancı cisimler fırlatır. Hatta sanatçıyı yaralarlar. Burada da asıl amaç ünlü kişiyi yaralamak değil, onun dikkatini çekmektir. Korumalar nedeniyle sahneye yaklaşamamış, attığı nesneyle sevdiği kişiye sembolik de olsa dokunmuştur. Ne de olsa vandalizm, arzu nesnesine ulaşamamakla şiddetlenen bir davranış türüdür. Okul saldırılarında bulunan kişiler, sokakta yaşıtlarının silahla yaralayan ya da öldüren suç makinaları.... Her ne kadar iki grup arasında eğitim, aile gibi sosyoekonomik önemli farklar olsa da her biri içinde bulunduğu toplumun katara koyunudur. Hepsinin eyleme geçem motivasyonu farklı olabilir ama pek çoğunun ortak noktası görülmemek, duyulmamaktır. Onlar, fiziksel ya da ekonomik şartlarından dolayı ötekidirler. İçinde bulundukları topluma ayak uyduramamışlardır. Deyim yerindeyse evlat olsa da sevilmemişlerdir. Bir grup kıro diye, hırt diye dışlanmış, yakışıklı ve zengin akranlarına hınçlanmış, sosyal hayatta dışlanmıştır. Diğer grup zeka ya da psikolojik yapısıyla ayak uyduramamış, içinde bulunduğu okulda, sınıfta tutunamamış, ezilmiş, aşağılanmıştır. Arzu nesnelerine , örneğin karşı cinse ulaşamamış bu kitlenin her bir ferdi, ister hırt diyelim ister incel, aslında aynı kalabalık ailenin, ötekinin bir mensubudur.
ZAYIFLIĞINDAN YAKALAMAK
Onlara ancak benzerleri kucak açar. Ya da benzerleri gibi görünenler. İnternette ilan veren gruplar, bu fakir mahalle çocuklarına, bu tutunamamış incellere kucak açar sözde. İnternetteki bazı grupların sahipleri, bu dışlanmışlara kucak açarken onları bu zayıf yerinde yakalar. Onay verecek sembolik bir ebeveyn gibi davranırken onları terör eylemlerinde kullanabilirler. Bu çocuklar da sadece sembolik ebeveynin bir aferinine almak için eyleme girişirler. Hatta bu durum, ölsem de artık tanınacağım, bilineceğim, kabul edileceğim hastalıklı düşüncesine kadar gider. Temas almak, kabul görmek bu kadar önemlidir işte.... Canınıza mal olsa da. Okullarda kişilik profil testleri yapılmalı. Psikolojik danışman ve öğretmeler iş birliğinde... Zayıf puan alan çocuklar için bazı yaptırım, destek ya da yönlendirilmeler düşünülmeli. Sosyal ilişkileri düşük olan çocukların güçlü yanları bulunup o hobilere yönlendirilmeli. İçinde bulundukları toplumla bu şekilde entegrasyonları sağlanmalı. Yoksa bu ergen terörü sorunu polisiye önlemlerle çözülecek gibi değil. Her şeyden önce acilen öğretmenin itibarı iade edilmeli. 'Benim çocuğum farklı' havasında olan narsist velilere, önce ruh sağlığı ve can güvenliğinin önemli olduğu anlatılmalı. Bir an önce! Uzaya gittik, nice teknolojiye sahip olduk ama insanın içindeki şiddet duygusu değişmedi. Bunu uygarlaşarak değiştiremiyoruz. Belki de dünyayı değiştirecek asıl şey: büyük devrimler değil, küçük fark edişlerdir.
