Adaşım ve yaşıtım Prof. Dr. Mehmet Karpuzcu 1942'de bir köyde doğdu. İlkokuldan sonra Ereğli Ortaokuluna girdi. O yıllar Türkiye'nin ekonomik bakımdan sıkıntılı dönemleri. Barınma, yeme içme masrafları ağır. Mehmet tahsiline Ereğli'de daha yeni açılan Lisede devam etti ve burayı birincilikle bitirdi. Doğuştan bazı meziyetlere sahipti. Müthiş bir fen kafası vardı, matematik, fizik, kimya derslerinde çok başarılıydı. Onun bu özelliği, yeni açılmış bir kasaba lisesini bitirmesine rağmen, Türkiye'nin en prestijli üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesini kazanmasını sağladı. Mehmet daha ortaokuldan itibaren arkadaşlarına fen ve matematik dersleri vermeye başladı. Bu durum Lisede ve Üniversite yıllarında da devam etti.

Mehmet Karpuzcu "Ömür Geçer İzi Kalır" adlı hacimli bir kitapta anılarını ve hayat hikayesini yazdı (İstanbul Fetih Cemiyeti yayını, 2025). Kitapta aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel tarihinin izdüşümünü de görmek mümkün. Kendisi İTÜ' İnşaat mezunu, orada akademisyen oldu. Türkiye'de Endüstri Mühendisliği dalının öncülerinden biridir. Aynı hizmeti Boğaziçi Üniversitesi, Gebze Yüksek Teknoloji ve Gazi Antep Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde de devam ettirmiştir. Alanında yerli yabancı pek çok bilim adamı yetiştirdi,
ZEKİ ÇALIŞKAN ÜRETKEN
Öğrenci ve tanıdıklarının ifadelerine göre Karpuzcu Hoca her şeyin içinde bir güzellik olduğunu bilir. Pozitif enerjisiyle etrafındakileri etkiler. Daima neşeli, her an esprili, güler yüzlü, şakacıdır, her konuda pratik bir çözüm önerisine sahiptir. Zeki, çalışkan, üretken bir hocadır, aynı zamanda bir gönül insanıdır. Kendini maddi olduğu kadar manevi olarak da sürekli geliştirmeye çalışmıştır.
Onun bu sonucu yönünün kaynağı şudur: Karpuzcu, mütefekkir-yazar Samiha Ayverdi (1905-1993) Hanımefendi'yi kendisine dünya ve ahiret rehberi edinmiştir. Kitabında Ayverdi ile girdiği fikri ve manevi yolculuğu etraflıca anlatır. Değerli mimar ve hattatımız Aydın Yüksel'in Karpuzcu'nun ricasıyla talik harflerle yazdığı şu levha kitabın başlarında yer alır:
"Ne sen baki ne ben baki, Hüda-yı Lemyezel baki / Gideriz dar-ı dünyadan kalır asarımız baki."
SAMİHA AYVERDİ'DEN
Mehmet Karpuzcu kitabında Samiha Ayverdi'nin sohbetlerinden tuttuğu notlara ve onun kitaplarından çıkardığı bazı özetlere de yer verir. İki örnek:
"Evlatlarının bedenleri kadar ruhlarını da besle. Onlar sana Hakk'ın emanetidir. Bu emaneti kurda kuşa kaptırmamaya dikkat et."
Ahzab suresi 72. ayette göklere, yere, dağlara teklif edilen emaneti onların yüklenmekten çekindiği, ama insanın yüklendiği belirtilir ve şöyle denir: "Doğrusu o (insan) çok zalim ve çok cahildir." Samiha Ayverdi'nin bu konudaki yorumu ilgi çekici, şöyle diyor:
Evet, insan yaptıklarının o emanetin icabı oluşunu bilmeyişidir ki onu zalum ve cehul (çok zalim çok cahil) ediyor. Halbuki kendisinden zuhur eden bilgiler hep o emanetin kendisine verilmiş olmasının neticesi. O ise kendinden bilmekle cahillerden ve zalimlerden olmuş oluyor.
