• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hayırda şer şerde hayır olabilir

MEHMET DEMİRCİ

Hayırda şer şerde hayır olabilir

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Nisan 2026

Ülke dışında etrafımız ateş çemberi gibi. İçeride gönlümüzü karartan üzücü hadiseler var. Bu arada biraz içimizi serinletmek için Cinuçen Tanrıkorur'un (1938-2000) Saz ü Söz Arasında adlı kitabından onun bir hatırasını özetle veriyorum, şöyle yazar:
1980 Eylülünde Fas Kültür Bakanlığı'ndan, her yıl yaptıkları İslam Kültür Festivallerinin üçüncüsüne katılma daveti almıştım. Ankara'dan beni İstanbul'a götürecek (Paris-Madrid-Tanca bağlantılı) uçağa binmek üzere, THY'nin o zaman Zafer Meydanı'nın karşısındaki terminaline gittim. Dar bir sokakta duran alan otobüsünün bagajına genç bir görevli valizleri yerleştiriyor, ben de tam arkasında durmuş, düzgün koyuyor mu diye bakıyordum. Çocuk birden doğrulup, göğsümün üstünde karın kısmı dışarda olarak tuttuğum uduma olanca şiddetiyle çarptı. Çıkan 'Garrrç!' sesi uddan değil, benim kaburgalarımdan gelmişti sanki!..
Hemen gidip yerime oturdum ve udun kılıfını aralayıp baktım: Çarpma sonucu udun göğüs tahtası boydan boya kırılarak dört parmak içeri göçmüştü!. Yarı ölü vaziyette udu kılıfından çıkarırken içimden ağlamaya başladım: Bu udla konseri nasıl verecektim?.. Bağlantılı uçaklar, Tanca'da beni bekleyenler ne olacaktı?... İstanbul'a iner inmez lütiye Fehmi Kılınçer'in dükkanına gittim. Tamir işinin ertesi günü akşama biteceğini söyledi. Doğruca Air France'a koştum, biletlerimi gösterip durumumu anlattım ve iki gün sonraki uçakta yerimi ayırttım. Ertesi akşam ud hazırdı.

O UÇAK DÜŞTÜ
Bize şer gibi görünen olayların arkasında mutlaka bir hayır olduğuna, hayır gibi görünenlerin arkasında ise şer olabileceğine hep inandığım için, hayırlara fazla sevinip şerlere fazla yerinmemeye çalışmışımdır. Udum kırılmayıp da o uçağa binmiş olsaydım belki de size bunları anlatamayacaktım, çünkü o uçak Paris yakınlarında düşmüştü!
Buna karşılık, iki gün sonra bineceğim uçakta ise, bir Mevlevi ayinimin uluslararası bir yarışmada altın madalya almasına vesile olacak olan bir şahısla tanıştım. İstanbul-Paris arasındaki yol boyunca sohbet ettiğimiz bu kişi, beste işiyle de uğraştığımı öğrenince, bana Paris'te yapılacak Uluslararası Müzik Yarışması'nda mistik eserlere de yer verildiği söyledi. Oraya başvurdum.
Ankara'ya döner dönmez ilk işim, yarışmaya göndereceğim ayini bir kasete çalıp okumak, notalarını hazırlamak, güftelerini Fransızcaya çevirip notaya eklemek ve Paris'e göndermek oldu. İki ay sonra, dalındaki tek birincilik ödülü olan altın madalyanın Bayati- araban Ayin-i Şerifine verildiğini bildiren mektubu aldığım zaman nasıl sevindiğimi tahmin edebilirsiniz. Ancak Paris'teki ödül dağıtım törenine TRT izin vermediği için gidemedim.

ASLAN KATİBİM
Türk Edebiyatı dergisine verdiğim mülakatta bu ayini nasıl bestelediğimi şu sözlerle anlatmıştım: "Ben o ayinin sahibi değil, katibiyim; söylediler, yazdım." Sonunu da -daha esprili olsun diye- "Yoktur benim asla işe dahlim / Ben sadece bir katib-i vahyim" diye bir beyitle bağlamıştım.
Ekrem Hakkı Ayverdi, başlığa da alınmış olan sözümü pek beğenmiş. Beni her gördüğünde "Gel benim aslan katibim!" diye iltifatta bulunurdu. Mekanı cennet olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.