19 Mart 2009 tarihinde G.Saray, UEFA Kupası 4. turunda Alman ekibi Hamburg ile 1-1'in rövanşına çıktı. Maç Ali Sami Yen'deydi.
Deplasmanda alınan beraberlik ile avantaj Galatasaray'daydı. Yenerse çeyrek finale çıkacaktı. Yani finale 3 vardı. Üstelik final Kadıköy'deydi. Belki bir kez daha tarih yazacaktı. G.Saray'ın başında geçmişte yazılan tarihi zaferlerin önemli isimlerinden Bülent Korkmaz vardı. Fakat önemli bir sorun da vardı.
Takımın cezalılar ve sakatlıklardan dolayı stoperi kalmamıştı. Kendisi de bir zamanlar savunmada oynayan Bülent Korkmaz, takımın büyücüsü Harry Kewell'ı stopere çekti. Çeyrek finalin kapısında olan G.Saray'ın vaziyetine bakın. Aslında her şey harika başladı.
Oz Büyücüsü Kewell 42. dakikada penaltıdan takımını öne geçirdi. 48'de de Baros 2-0 yaptı. Sonrası mı? Sonrası tam bir felaketti. Stopersiz Aslan, kalesinde 3 gol gördü ve tarih yazacakken, 2-0'dan 3-2'yen dönen skorla tarihi bir mağlubiyet aldı. Ertesi gün gazetelerde spor yazarları ortak paydada buluşarak "Kulübenin yetersizliğinden, savunmanın çaresizliğinden" bahsediyordu.
ATAN VE TUTAN DA YETMİYOR
Gelelim günümüze... G.Saray'ın ezeli rakibine... Sezona 3 forvet ile başlayan F.Bahçe, üçünü de gönderip hücuma sadece 19 yaşında bir çocuğu transfer etti. Ve üstüne gelen peş peşe sakatlıklarla savunma da çöktü.Vizontele'de Veli'nin babasına dediği gibi:
"Baba! Akü komple yok." Yani zaten hücum yoktu, şimdi savunma da yok.
Yani zaten Avrupa hesabı bozulmuştu.
Şimdi lig de riske girdi. Futbolda herkesin bildiği bir laf var, bilirsiniz... Anonim haline gelmiştir... "Atanın ve tutanın iyi olacak" denir. Günümüz futbolunda sadece atan ile tutan da yetmiyor. Savunanın ve hücumu planlayanın da iyi olması gerekiyor. Hatta onlar da yeterli değil. Atan, tutan, savunan ve hücumu planlayanın alternatiflerinin de iyi olması gerekiyor. Bakın şimdi. G.Saray'ın 2009'daki vaziyeti ile F.Bahçe'nin şimdiki hali arasında ne fark var? Elbette ki sakatlıkların üst üste gelmesi talihsizlik de sen orta sahanı doldurup savunmana veya hücuma takviye yapmazsan uzun vadede sorunların boyu da uzar.
Klasik lafları geçelim. "Sahaya 11 kişi çıkacağız" sözleri ile dönmez hikaye.
Her mevkiinin kendi oyuncusu olmalı.
Kadro mühendisliğini doğru yapacaksın.
G.Saray'da da güllük gülistanlık değil mesele. Orada da stoper sorunu var. Bir sorun halinde onların da çaresi bekler ve ön liberolar. Tüm bunların yanında iyi de gidebilir işler bilinmez. Futbol bu neticesinde.
Ama tarihin sayfalarında kalır izi.
