Ağzımızda ve konuşma organlarımızda kekemelik, pelteklik gibi birtakım sorunlar ya da ağır bir yöresel ağız kullanımı gibi durumlar anlaşılırlığımızı da etkili algılanmamızı da şüphesiz zorlaştıracaktır. Fiziksel bazı kusurlara dayanan konuşma güçlükleri için cerrahi operasyon ve konuşma terapisi gibi çeşitli tedavi imkanları olsa da bunların konuşmada hayli dezavantaj üreteceği ve bunları aşmak için uzun yıllar süren kararlı çalışmalar isteyebileceği bilinir. Bunlara rağmen bilgi ve içeriğine güvenen biri bir süre sonra bu imajı aşabilir. Ayrıca fısıltıyla ya da bağırarak konuşmak da konuşma etkinliğinizi sekteye uğratacaktır. Fısıltıyla konuşma genellikle aile, yetişme yeri gibi unsurlardan kaynaklanan psikolojik bir savunma mekanizmasına işaret edebilir. Bağırarak konuşmanın gerisinde ise öfke yoksa, konuşmacının işitme becerisinde bir azalma ihtimali sorgulanabilir. Hızlı konuşma da dinleyicinin takibini zorlaştıracaktır. Hızlı ve kesik kesik, heceleri yutarak konuşmak genelde özgüven eksikliğinden kaynaklanabilirken muntazam ve hızlı konuşma, yüksek bir zekanın eseri olabilir. Sonuçta sebebi ne olursa olsun, aşırı hızlı bir konuşma, dinleyiciyi zorlayacaktır.
ANLAŞILIR İFADE
Anlaşılma zaten iletişimde ilk adımdır. Anlaşılma temeli olmadan, etkileme binası inşa edilemez. Temiz ve net anlaşılır bir Türkçe elbette önemlidir. Ancak etkili konuşma dediğimizde diksiyonun yalnızca yardımcı bir araç olduğunun altını çizmek isterim. Şimdi konuşmacının yukarıda saydığımız dezavantajlardan hiçbirine sahip olmadığını varsayalım. Ortalama düzeyde bir diksiyona da sahip olsun. Peki anlaşılır ve etkili konuşmak için başka nelere ihtiyacı olacaktır? Özne yüklem uyumu olan ve mümkün olduğunca kısa cümleler kurulmalıdır. Yine diyafram kullanımı çok önemlidir. Konuşurken nefesimizi kontrol edemeyip nefes nefese kalmak hakkımızda kötü bir ilk izlenim verecektir ki doğrudur. Duygu ve nefes arasında direkt bir ilişki vardır. Duygularını kontrol edemeyen nefesini de kontrol edemez. Bu yüzden diyafram kasımızı güçlendirmeli, nefesimizi kontrol edebilir hale gelmeliyiz. Başta belirttiğimiz kısa cümleler, hem konuşmacıyı nefes alma anlamında rahatlatacak hem de dinleyicinin takibini kolaylaştıracaktır. Örneğin ben bir konuşma hazırlarken mümkün olduğunca tek nefeste okumakta zorlandığım cümleleri kısaltırım. Ayrıca sözü gereksiz uzatmak ve karşımızdakine hiç söz hakkı vermemek de iletişim katillerinden biridir. Ne kadar iyi bir konuşmacı olursanız olun, günün sonunda dinleyicinizi kaybedersiniz.
HEDEF KİTLEYİ BİLMEK
Anlaşılır bir konuşma için hedef kitlenin bilinmesi de şarttır. Örneğin bir akademisyen kendi camiasına değil de kamuya açık bir konuşma yapıyorsa ağır akademik ifadelerden ve gereksiz yabancı sözcüklerden kaçınmalıdır. Yine hedef kitlenin bilinmesi, konuşmacının o kitlenin değerlerine uygun bir konuşma yapmasını sağlar. Zaten aksi durumda konuşmacı gaf yapmış olur. Bu gaflar bazen konuşmacının kariyerini bitirecek ölçüde bile olabilir. Son olarak etkili bir konuşmanın akıldan çok duygulara hitap ettiğini belirtmeliyiz.
