Bayramlar toplumların hayatında görülen olağanüstü günlerdir. Bunlar dini olduğu kadar kültürel önem taşır. Birlik ve aidiyet bilincini güçlendirir, dayanışmayı, kardeşliği, aynı toplumun ve milletin ferdi olma duygusunu pekiştirirler. Kurban bayramı Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etmek istemesi ve İsmail'in de buna razı olması, nihayet Allah'a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hatırasını taşır. Geleneğimizde bayramlara önceden hazırlamak, bu günlerde temiz ve güzel elbiseler giymek, boy abdesti almak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü ve sevecen olmak gibi uygulamalar vardır.
GEÇMİŞTE NELER YAPILDI?
Tarihe bakacak olursak görünen şu: Selçuklular ramazan ve kurban bayramı kutlamalarına büyük önem vermişlerdir. O günlerde saraylar süslenir, bayram namazlarından sonra Selçuklu sultanı hanedan mensuplarının, devlet ricalinin ve halkın tebriklerini kabul ederdi. Sultan bayram namazına gider, halkın arasına karışır, kestirdiği kurbanların eti fakirlere dağıtılırdı. Osmanlı Döneminde de ramazan ve kurban bayramları çok önemli kabul edilirdi. Bayram törenleri, bayram sabahı camilerde veya musalla denilen açık alanlarda kılınan namazdan sonra başlardı. Küçükler büyüklerin elini öper, büyükler yakınlarına ve çocuklara hediyeler dağıtır, kapıya bayramlaşmaya gelen bekçi, çöpçü, tulumbacı, davulcu gibi hizmetlilere bayram bahşişi verilirdi.
ŞENLİKLER DÜZENLENİRDİ
Fatih Sultan Mehmed tarafından kanunlaştırılan saraydaki bayramlaşmanın belli usul ve kuralları vardı. Padişah bayram sabahı, sabah namazını sarayda Hırka-i Saadet Dairesi'nde kılardı. Hırka-i Saadet kapısı önüne bir kafes konulur, içeriye de taht kurulurdu. Padişah oturduktan sonra orada hazır bulunan imam ve hatipler birer aşr-ı şerif okurlardı. Bundan sonra hazinedarbaşı bunlara hediyelerini verir, arkasından mehter çalmaya başlardı. Bazı bayramlarda padişahlar halka açık büyük şenlikler düzenlettirmişlerdir. Bu şenliklerden yakın tarihte yapılan biri, Sultan Abdülaziz'in 25-28 Nisan 1866 tarihlerinde yapılan şenliktir. 1866 yılında kurban bayramındaki bu şenlik gösterileri öğleden sonra başladı. Haliç'te, Galata Köprüsü ve Sarayburnu'nda düzenlenen gösterilerde İstanbul esnafı çeşitli hünerler gösterdi, orta oyuncuları, usta hayalbazlar ve meddahlar çeşitli semtlerde halkı eğlendiler.
TOP ATIŞLARI
Hemen hemen bütün şehirlerimizde bayram arefe günü top atışlarıyla başlar ve bayramın son gününün ikindisinde atılan topla sona ererdi. Bayram namazından sonra camide yapılan bayramlaşmayı eve dönünce aile fertlerinin bayramlaşması takip ederdi. Büyükler birbirlerine hediyeler verir, küçüklere de şeker ve lokum ile bayram harçlığı verilirdi. Daha sonra mahallenin bekçisi davulcuyla birlikte gelerek bayram bahşişini alırdı. Bu bahşişler toplanırken davulcu, "Buna bayram ayı derler / Bal ile şekerden yerler / Eskiden adet olmuş / Bekçiye bahşiş verirler" gibi maniler söylerdi. Zaman içinde bazı uygulamalar değişse de ülkemizde bayram bilinci devam etmektedir. Bu bilinci canlı tutma dilek ve temennisiyle okuyucularımızın kurban bayramını tebrik ederim.
