Yüzyıllardır tartışılan bir konudur. Eş ruhlar. Kimiz biz? Dünyaya neden geldik? Niçin yaşıyoruz? gibi sorular kafamızı kurcalarken, bilinçaltımızda hep bizi düşündüren gerçek vardır ki; o da, bize bu dünyada eşlik edecek gerçek yaşam arkadaşımızı bulmaktır. Doğamızda eşleşmeye ve paylaşıma ihtiyaç duyduğumuz bu olguyu artık inkar edilemeyeceğimiz kadar bir gerçek olduğunu kabul etmeliyiz. Kendi kendimizin yabancısı mıyız acaba ? Belki de bu yüzden sürekli arayış içindeyiz. Belki de bu yüzden hep yanlış kişilere kendimiz teslim ediyoruz. Belki de bu yüzden aşka bitmeyen bir açlık duyuyoruz. Belki de bu yüzden acı çekiyoruz. Biz bilmesek de, ruhumuz biliyor, tıpkı kendisi gibi diğer ikinci bir yarısı olan bir eş ruhunun olduğunu.
YAŞAMAK DUYGUSU NEDİR?
Başlangıçta hepimiz bir eş ruhla yaratıldık. Biz eş ruhumuzla sonsuza kadar birbirimize bağlıyız. Evrende olağanüstü bir yolculuğa birlikte çıktığımız ve yüzyılları kapsayan bu süreç içinde bir bütünlüğü sağlamak için, sürekli birbirimize bulmaya çalışacağız. Bu belli ki yaşamın bize oynadığı en zevkli ve gerçek oyunlarında biri. Hep birlikte deneyimleyeceğimiz bu yaşamda gerçek eşimizi biz değil, ruhumuz tanıyacak. Eş ruhlarda cinsiyet yoktur ve karşılaşacağınız ruh yaşantınızda önemli bir arkadaş, dost ve sevgili de olabilir. Belki de kendiniz... Hepimiz birbirimize sıkça söylediğimiz bir cümledir; "Sizi yıllardır tanıyor gibiyim" veya "onu ne zaman görsem tüylerim diken diken oluyor" dahası "sanki buraya ilk defa gelmedim." Buna benzer cümleleri birbiri ardına sıralayabiliriz. Peki bizi o kişiye çeken veya iten... Hayalimizde bile göremiyeceğimiz yerlerde "yaşadım" duygusunu hissettiren nedir? Biz geçmişimizle varız. Yaşamımız boyunca karşılaştığınız herkes ve her şey bize bizden haber verirler. Hayat tesadüfü başlayan bir olgu değildir. Belli bir matematik kuralları içinde kurgulanmış bir evrensel deneyimdir.
BİLGİ KENDİNİ SEVER
Ruhsal gelişim ben egosuyla birlikte çalışır. Egodan tamamen soyutlanmak; kış gününde ormanda çıplak dolaşmaya benzer.. Ego bizi dış dünyanın sanal taaruzlarına karşı sarıp sarmalar. Eğer egomuzu kullanmamış olsaydık; ne kadar zavallı ve güdümlü bir insan olurduk farkında mısınız? Egomuzla iyi geçinmenin yollarını bulmalıyız. Egoyu sağlığa zarar vermeyen bir faydalı kolestrol gibi kullanırsak; zihnimizin, geçmiş zamanlarına ait keşiflerimizde bize yardım edecektir. Beyin egoyla çalışır. Bilgi küstahtır ve kendini sever. Karşısındaki kişiye kendini kolay teslim etmez... Bilgiyi elde etmek için sürekli ve faydalı bir şekilde çalışmalısınız. Siz; ona yaklaştıkça, o size elini uzatır. Her bilgi içinizdeki geçmiş bilgilerin titreşimini harekete geçirir. Ruhunuz beslendikçe daha çok öğrenir ve öğrendikçe içinizdeki tüm geçmiş zamanlara ait kodlamalar açılır ve yüksek bilince kavuşursunuz. Ben egosu... Her yeni doğan çocukla yeniden şekillenir. Her birimiz özeliz ve hiç birimiz birbirimizin yerini dolduramayız. Yeni nesil demek, yeni egolar demektir. İçimize dönmeliyiz. Ne kadar çok düşünürsek, sezgilerimizin yolunu açabiliriz. Siz gelişmeye devam ettikçe özel amacınızın ne olduğu hakkında daha büyük farkındalığa sahip olacaksınız. Egolar bizi hem sınırlar hem de geliştirir.
HEPİMİZ AYNI YOLDAYIZ
Dünyanın en değerli bilgisine sahip olsanız bile; 1 saatlik bir konuşmanızda ben kelimesini en az 10 kez kullanıyorsanız; sizin bilgeliğe gidecek yolunuz uzun demektir. Din kitaplarını ve yeryüzünde gelmiş ne kadar din varsa; incelediğimiz zaman görüyoruz ki; hep "biz" kelimesi kullanılmıştır. Benlikten bize geçtiğiniz an ilk sınavınız vermiş olacaksınız. Hepimiz aynı yolculuğun birer yolcusuyuz. Geniş bir perspektif açıdan bakarsak; evrimleşmek için geldiğimiz bu dünyanın her mikro parçalarından öğreneceğimiz çok şey olduğunu ruhumuz keşfetmeye başladığı zaman; anlıyoruz ki, ucu bucağı olmayan bir sonsuzluk denizinde bize sunulan çok keyifli ve sevinç dolu bir içsellik duygusunun varlığını. Kendimizi keşfetmek, ruhumuzun derinliklerinde yolculuk yapmak ve öğretilerin arttıkça kendimizin eşsiz bir ruh gücüne sahip olduğunu görmek muazzam bir güzelliktir. Evren güzel senkronlu bir müziktir. Orkestrayı bozmamaya çalışın. "Ben demeyi unutun" Biz dedikçe çoğalacağınızı düşünün. Siz karşınızdaki kişiyi düşünürseniz; evrende doğal olarak, dengeyi sağlamak için sizi düşünecektir. Unutmamamız gereken tek şey sonsuz hayallerimiz olsa bile; Yaratıcımızın koyduğu sınırı aşamayız. Nasip kelimesi üstünde biraz daha çalışmamız gerekir... Eş ruhunuzu, kendinize yaptığınız bilgi yolculuğunda bulacaksınız.
GÜNÜN SÖZÜ
"Denizinde ayak izleri vardır... Ama deniz girdikten sonra ne iz kalır ne işaret" Mevlana
