• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Günümüzün Boer Savaşları

ZEKİ HOZER

Günümüzün Boer Savaşları

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22 Şubat 2026

Trump her ne kadar Davos 2026'da Grönland sevdasından vazgeçtiğini deklare etse de bu haftaya kadar ada için tasarladığı üzerine çökme planları, iki yüzyıl kadar önce İngiltere'nin Boer savaşlarını hatırlatan unsurlar taşıyordu. Boer savaşları, bir ülkenin doğal zenginliği olan yer altı kaynaklarının bir başka bir ülke tarafından oluşturulan siyasi komplolarla nasıl elde edildiğinin trajik bir öyküsüdür. Bu konuda 16 sayfalık detaylı bir analizi okuyucularımız Hüseyin Günaslan'ın, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisinde (KÜSBD) yayınlanan makalesinden okuyabilirler.

1800 YILI VE SONRASI

Boer Savaşları her ne kadar 1899-1902 yılları arasında geçse de öykünün başlaması bu tarihten de yüzyıl önceye dayanır. Olay, köylü ya da çiftçi anlamında Boer denilen ve kendi ülkeleri olan Hollanda, Fransa ve Almanya'da, Kalvenist ve Protestan dini inançları nedeni ile baskı altında tutulan grupların, özgürce yaşayacakları bir ülkede olmak adına kitleler halinde göç ettikleri Güney Afrika geçer. Bir hayli yoksul bir zümre olan bu insanlar, deniz kıyısından uzakta uçsuz bucaksız topraklarda tarım yaparak hayallerindeki ülkeyi yaratırlar ve ismini Transvaal ve Bağımsız Orange Devleti dedikleri ülkelerini inşa ederler. Tabii, ülkenin ilk sahipleri siyah yerli halkları bu bölgelerden zorla çıkarmak, savaşarak öldürmek ya da onları köleleştirmek pahasına... Bunu gerçekleştirdiklerinde tarihler 1800'lü yılları göstermektedir. Bir yüzyıl geçer ve bu kurulan yeni devletlerin topraklarında altın bulunur. Bu zaman zarfında, İngilizler de kıyılarda Cape ve Natal kolonilerini kurmuşlardır ve altın bulunan toprakları küçümsedikleri köylülere bırakmak gibi bir niyetleri yoktur. Stratejiyi Büyük Britanya'nın kolonilerden sorumlu bakanı Josef Chamberlain ve Güney Afrika'daki İngiliz Kolonilerinden sorumlu kişi Alfred Milner oluşturur.Politikaları basit ama çok işlevseldir: Transvaal'de bulunan altın haberleri ile İngiliz Kamuoyunun dikkati çekilir ve altına hücum furyası yaratılarak, çok kısa sürede on binlerce İngiliz'in Güney Afrika'ya göç etmesi sağlanır. İkinci aşamada, buraya gelen İngilizlerin haklarını korumak için inisiyatif alınır ve üçüncü aşamada bu inisiyatif savaşa kadar zorlanır ve ülkeye el konulur! 1894 yılına gelindiğinde, Boerlerin devletinin nüfusu 70 binleri bile bulmazken İngiliz Altın arayıcısı sayısı 80 binlere ulaşır. Yöneticiler, kendi ülkelerinde azınlığa düşmemek ve siyasi güçlerini devam ettirebilmek için İngiliz göçünü sınırlamak ve iki yıl yaşanılması durumunda geçerlilik kazanan vatandaşlık haklarının 14 yıla çıkartılması gibi bazı tedbirler dışında, göçmenler için yüksek vergiler de koyarlar. Bu aşamada, Chamberlain ve Milner, ikinci aşamayı devreye sokarlar ve İngiliz İşçilerinin mağduriyeti ve maruz bırakıldıkları acılar için medya ve sivil toplum kuruluşlarının tepkileri ile kamuoyu provoke edilir ve hükümet, bir şeyler yapması için baskı altına alınır! Durumun bilincinde olan dönemin Transvaal Devlet Başkanı Paul Kruger'in tüm barışçı çabaları sonuçsuz kalır ve savaş kapıya dayanır!

KARA HAFTALAR

Bunları yazarken, anlattığım tarihsel olaylardan yarım yüzyıl yıl kadar sonra 1960'larda, Almanya'ya yüzbinlerce insanımızın işçi olarak gittiğini anımsadım, acaba, o zamanki yöneticilerimizden herhangi birisi, Chamberlain ve Milner çapında bir milli strateji kurgulayacak kapasitede, Boer Savaşlarından bilgi sahibi olmuş mudur diye düşünmeden edemedim:). Neyse konumuza dönelim: Savaşı başlatmak için 31 Ekim 1899 tarihinde Güney Afrika'ya ayak basan İngiliz General Redvers Buller için her şey çok basitti, güneş batmayan Büyük Britanya'nın 20 bin askeri ile Bağımsız Orange Devletinin başkenti Bloemfontein Johannesburg ve Transvaal Devletinin başkenti Pretoria'yı fethetmesi belki birkaç haftasını alabilirdi! Ama Boerler Stormberg, Magersfontein ve Colenso İngilizler için hazmı zor yenilgiler yaşattılar. Ve bu yenilgilerin ve binlerce İngiliz askerinin öldüğü 'Kara Haftalar' ve hezimetlerin sonu gelmedi. Efsanevi Boerli General De Wet'in komutası ve gerilla taktikleri ile İngilizler, asker sayılarını 200 binlere kadar çıkarmalarına rağmen, iki yıl boyunca savaşı bitiremediler. Sonunda, çağımızın Gazze Katliamlarının öncülü olan, sivillerin sürülmesi, öldürülmesi, ev, çiftlik, köy, kasaba ve kentlerin yıkılması pahasına Boerleri anlaşmaya zorlayabildiler. İngilizlerin, Boerlerin desteklerini kesmek için sivillere karşı yaptığı eylemlerde 50 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.! Büyük Britanya'nın azametine karşı ilk darbe Boerlerden gelse de öldürücü olanlarını İngilizler, Çanakkale ile Türk Kurtuluş Savaşında ve Hindistan'ın bağımsızlık savaşında yaşadılar. Sonuçta ne Danimarka'nın İzmir kadar nüfusunun ne de Grönland'ın Karşıyaka'nın bir mahallesi kadar bile olmayan sakininin, Trump Amerikası'na karşı Boerler gibi savaşmasını kimse beklemiyor, ancak emperyalizmin tarihi, ülkelerin yer altı kaynakları ve zenginliklerine, başat ülkelerin yapay siyasi komplolarla çökmesinin kronolojik yazımıdır ve nihayetinde, eski düzen yok olup yeni düzen henüz ortaya çıkmadan yaşanılan ara zamanda 'canavarlar' ortaya çıksa da, yaşam süreleri kısıtlı olacaktır!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.