İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, eğer Türkiye'de seçimlere girse, son haftalardaki popülaritesi göz önüne alındığında, barajı kolaylıkla aşması işten bile değil. Daha önceden de Türk kamuoyunda ilgi ile izleniyordu, ancak İran Savaşı sonrası Trump karşıtı söylemleri kendisine yönelik sempatiyi neredeyse katladı!
İSRAİL ÇIKISI
Sanchez, Türklerin radarına ilk kez geçen sene mayıs ayında, İsrail'in Gazze katliamının devam ettiği günlerde, İsrail'in Eurovision yarışmasından men edilmesi gerektiğine dair düşünceleri ile girdi. Ukrayna Savaşı nedeniyle nasıl Rusya yarışma dışına itildiyse, İsrail'e de aynı şekilde davranmak gerekiyor dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: "İspanya'nın uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlılığı, tutarlı ve sürekli olmalıdır. Rusya, Ukrayna'yı işgal ettiğinde kendilerini uluslararası yarışmalardan çekilmeye davet etmiştik. Şimdi de İsrail'i buna zorlamalıyız çünkü politik duruşumuzda çifte standarta yol açamayız." Birleşmiş Milletler'in resmi verilerine göre, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria saldırılarında, 70 bin kişinin öldüğü, 20 bine yakın yaralı olduğu, halen 250 bin kişinin açlık sorunu ile karşı karşıya bulunduğu ve 2 milyon Gazzelinin de yerinden edildiği kayıtlara geçmesine rağmen tüm Batı dünyası bu gelişmelere gözünü kapatırken, Sanchez bunun bir soykırım olduğunu defalarca ifade etti. Ayrıca sadece sözel bir tutum benimsemedi. Hükümeti İsrail'e karşı dokuz maddelik bir yaptırım kararı aldı.İsrail'e silah, mühimmat ve askeri techizat alım satımını kalıcı bir şekilde yasaklarken, İsrail'e yakıt taşıyan gemilerin İspanya limanlarından geçişini durdurdu. Ayrıca İsrail'e silah taşıyan tüm uçakların İspanya hava ve deniz sahasını kullanmasını bloke etti. Ek olarak, Gazze soykırımına ve savaş suçlarına doğrudan katılan herkesin İspanya'ya girişini yasakladı. Elbette, bu son kararın hedefinde İsrail Başbakanı Netanyahu ve hükümetindeki tüm bakanlar vardı!
'BÜYÜK BİR HATA'
Sanchez, bununla da kalmadı, Filistin devletini tanıyan az sayıda Batılı devletler arasına katıldı ve Gazze katliamını görmezden gelen tüm devlet adamlarını tarih önünde suçladı: "Gazze'de olanları tanımlayan tek bir kelime var: Soykırım. İspanya bu barbarlığın karşısında olmaya devam edecektir. Bu olay, 21. yüzyılın en karanlık dönemi olarak tarihe geçecektir. Tarih, Gazze'ye karşı duyarsız olanları yargılayacaktır."Duruşu bu olan bir politikacıdan, İran Savaşı çıktığında farklı bir reaksiyon beklenemezdi elbette. Öncelikle, ABD'nin bu savaş için İspanya toprağını kullanamayacağını belirtti ve açıkça bu savaşın çok "büyük bir hata ve tamamen yasa dışı olduğunu" söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Neden Ukrayna'nın yanındayız? Çünkü uluslararası hukuk ihlal edilmişti. Bir ülkenin toprağı işgal edilmişti. Neden Filistin'in yanındayız? Neden Gazze'de soykırıma karşıyız? Çünkü uluslararası hukuk ve insan hakları çok açık bir şekilde ihlal edildi. Şimdi de aynı şey İran için yapılıyor!" Son yıllarda neredeyse günümüz devlet adamlarında pek rastlamadığımız bir açık sözlülük, dürüstlük, humor, vicdan, insan hakları ve evrensel hukuk kurallarına bağlılık odaklı bu profil nasıl oluştu diye merak edenimiz çoktur diye düşünüyorum. Tam adı Pedro Sanchez Perez-Castejon olan İspanya Başbakanı geçtiğimiz şubatta 55 yaşına bastı. Madrid doğumlu. 8 yıldır başbakanlık görevini sürdürüyor, ayrıca Sosyalist Enternasyonel'in de başkanı. Bir memur çocuğu olarak devlet okullarında eğitim gördü. Madrid Complutense Üniversitesi'ne bağlı Real Colegio Maria Cristina'dan ekonomi ve işletme lisansı aldı. Mezuniyet sonrası Newyork'ta bir danışmanlık firmasında ve Avrupa Parlamentosu'nda, sonrasında da Birleşmiş Milletler Bosna Yüksek Komiseri Carlos Westendorp'un ekibinde profesyonel çalışma hayatına devam etti. Bu dönemde Brüksel Üniversitesi ve Navarra Üniversitesi'nde akademik çalışmalarını sürdürdü. 2003 yılında aktif siyasete atıldı ve Madrid Belediye Meclisi'ne seçildi. Bu yıllarda, Camilo Jose Cela Üniversitesi'nde ekonomik yapı ve düşünce tarihi dersleri veren bir öğretim üyesi idi. Nitekim İspanya Kamu Sektörü Analizi tezi ile doktora derecesini aynı üniversitede aldı. 2013 yılında Kongre üyesi olarak parlamentoya seçildi ve bir yıl geçmeden İspanyol Sosyalist İşçi Partisi Genel sekreteri konumuna yükseldi.
REFORMİST BİRİ
Katalonya'nın ülke içinde kalmasını güvence altına alacak bir federasyonu öngören anayasal reformları savundu. Refah devletinin tüm vatandaşları kapsayacak şekilde genişletilmesini, ayrıca ülkede siyasi istikrarı sağlayacak Alman tarzı bir reform sistemi için çalışmalar yaptı. 2016 yılında, Bask ve Galiçya bölgesel seçimlerinde partisinin beklenenden düşük oy alması sonrası ortaya çıkan parti içi tartışmalar nedeni ile istifa etti ve bir sonraki liderlik seçimlerine hedefleyen bir plan yaparak tüm İspanya'yı dolaşmaya başladı. Nitekim, bir yıl sonra tekrar parti lideri oldu. 2018 yılında başbakan olan MarianoRajoy'a, ciddi siyasi kriz ve tartışmalar ortamında güvensizlik önergesi verdi Genel sekreterlik ve ana muhalefet liderliği sırasında ortaya koyduğu tutarlı politikalar sonrası, diğer partiler ile uzlaşarak başbakanlık koltuğuna oturdu ve günümüze kadar da sürdürmeyi başardı. Genel olarak sosyal liberal çizgide olan Sanchez, sosyal demokrasinin yeniden kurulması ve kapitalizm sonrası bir topluma geçiş perspektifinde görüşlere sahip. 2019 yılında yayımlanan kitabında, Avrupa için sosyal demokrasinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu derinliğine ele almıştı. VICDAN SAHIBI
Ülkesini faşist bir rejimin cenderesinde 36 yıl boyunca acımasız bir diktatörlükle yöneten Franco öldüğünde, Sanchez 3 yaşında idi. Göründüğü kadarı ile, Franko rejiminin İspanyol halkında yok ettiği uluslararası özgüven ve prestijli, Sanchez yeniden inşa etti. Günümüzde Trump karşıtı politikaları, her ne kadar 17. yüzyılda yaşamış hemşehrisi Miguel de Cervantes'in ünlü romanı Don Kişot'un yel değirmenlerine saldırısındaki lirizmi anımsatsa da, yine de dürüst ve vicdan sahibi bir politikacının varlığı, dünya siyasetinin geleceğine dair inancımızı beslemeye devam ediyor..
