• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Savaşın faturası

ZEKİ HOZER

Savaşın faturası

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02 Nisan 2026

Geçen haftalarda, Pentagon'dan bir heyet ABD senatosunda gizli bir oturumda, savaşın ilk altı gününe dair bir maliyet raporu açıklamış. Kabaca 11.3 milyar dolarlık bir rakam telaffuz etmişler! Bu heyetin amacının, başta kendilerini fonlayan komite başkanı Mitch McConell olmak üzere diğer senatörleri de etkileyip ek fon taleplerini realize etmek olduğu kuşkusuz, zaten bu kapsamda 50 milyar dolarlık bir bütçe seslendirilmiş! Ancak, savaş bittiğinde bu rakam, çerez niyetine bile belirtilmeyecek kadar küçük kalacaktır diye düşünüyorum!

KÜRESEL MALİYET
Bugün itibari ile 28 Şubat'ta başlayan harekatın İran, Lübnan, İsrail ve Körfez ülkelerinde iki bini aşan bir ölüm bilançosu yarattığını gördük. İnsan kayıpları, ülkelerin altyapı tahribatları, küresel enerji, lojistik, gıda sektörlerine etkileri üzerine uluslararası ilişkiler ve barış düşüncesine yapmış olduğu moral tahribatın hesaplanabilir faturaları göz önüne alındığında, bir trilyon dolarlara ulaşan direkt ve indirekt küresel maliyeti tahmin edebiliriz. Zaten Pennsylvania Üniversitesi'nin, dünyanın en iyi savunma ve ulusal güvenlik düşünce kuruluşları kategorisinde birinci sırada gösterdiği, 1962 yılında Georgetown Üniversitesi bünyesinde kurulan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) gibi saygın kuruluşlar, savaşın günlük maliyetini minimum 891.4 milyon dolar olarak hesaplıyorlar. Bunun askeri mühimmat referansında bir değerlendirme olduğu unutulmamalı! Yine de trilyon dolarlık bir fatura bazı okuyucularımız için abartılı olabilir. Onlara, sadece geçen hafta İran'ın bombaladığı Katar'daki doğalgaz tesislerinin dünya enerji arzı için 200 milyar dolarlık bir tahribat yaratmış olduğunu hatırlatmam gerekiyor!

GLOBAL EKONOMİK KRİZ
Sadece İran'ı ele aldığımızda, yok edilen hava ve deniz üsleri ile petrol ve gaz endüstrisinin yeniden inşasının 40 milyar dolarlık bir bütçeye ihtiyacı olacağı düşünülüyor. Ülke liderlerini kaybetmenin ulusal moral değerler üzerindeki travması için henüz bir hesaplama yöntemi yok! Başında Fatih Birol'un bulunduğu Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) raporlarına göre, küresel petrol ve doğalgaz ihtiyacın yüzde 25'ini karşılayan Hürmüz Boğazı orijinli sevkiyatın aksamasına paralel petrol ve LNG fiyatlarındaki sıçrama ile sigorta maliyet artışının, şu ana kadar izlenen gelişimi, bir global ekonomik kriz için yeterli alametleri gösteriyor. Enerji dışında ticaret, gıda, turizm şeklinde bir nefeste sayılan sektörlerin sekonder etkilenimleri de akut ya da subakut süreçte hissedilecektir. Nitekim Dünya Ticaret Örgütü, geçen yıl yüzde 4.6 büyüyen küresel mal ticaret hacminin, İran savaşı sonrası senaryolarını yüzde 1.9 gerileme şeklinde güncellemiş durumda..Küresel ticaret hacmi, 34 trilyon dolar olduğuna göre bu gerilemenin minimum düzeyi 636 milyon dolar...

YAPAY ZEKANIN ETKİSİ
Ülkemiz için de bazı öngörülerde bulunabiliriz. Enerji faturasının yükselmesi ile cari acığın genişlemesi ve enflasyonu arttırması olağan bir gelişme olduğundan uygunlanan ekonomik programda bazı revizyonlar beklenebilir.... Enerji Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar, petrol fiyatlarında bir dolarlık artışın ülkeye maliyetinin 400 milyon dolar olduğunu belirtmişti. Petrol, savaş öncesi 27 Şubat'ta 72.48 dolar idi, bugünlerde 107.56 civarında... Kabaca, turizm dahil diğer sektörleri ele almazsak, sadece bu artışın bütçeye olumsuz etkisi 12 milyar dolar! Dünyada, yapay zekanın tüm sektörlerde oluşturacağı etki nedeni ile yeni stratejik yapılanmanın henüz teorik hazırlıkları yapılırken ortaya çıkan bu savaşın maliyeti dünya için hiç şüphesiz sarsıcı olacaktır. Ancak maddi zorluklar aşılsa da ulusların ortak hafızasında yer alacak bu savaşa dair travmanın nelere mal olacağını bugünden hesaplamak zor. İran gibi kadim bir ulusun, İsrail provakasyonu ile dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücü olan ABD'nin hedefinde neredeyse tüm siyasi ve askeri liderliğini kaybedip, ülkelerinin de harabeye cevrilmiş olmasının, onların milli hafızasında gelecek on ya da yüzyıllarda nelere dönüşeceği, hangi efsane ya da motivasyonların inşa edileceğini kimse öngöremez. Düşünsel anlamda Yahudilere yönelik nefret ve düşmanlığı tanımlayan antisemitizmin, Hitler zamanında bir soykırıma dönüşeceği toplama kampları evresi öncesi, Wilhelm Marr, Adolf Stoecker, Moritz Busch ve Otto Böckel gibi yazar ve politikacılar, Hitler'den neredeyse yarım yüzyıl önce, Yahudi karşıtı düşünce ve yayınlarla, Alman toplumunu ve siyasi ortamını şekillendiriyorlardı. Böylece, Ortaçağ'da görülen Hristiyan Yahudi nefreti, yeni hali ile Alman Yahudi düşmanlığına dönüştü. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan İsrail Devleti de Filistin orijinli siyaset ekseninde, bölgedeki müslüman devletleri ile arasında bir düşman hukukunu, değişmez dış politika ideolojisi yaptı (*)... Şimdi halihazırda devam eden savaşın hedefini oluşturan İran'ın nüfusunu oluşturan 93 milyon kitlenin ne kadarının antisemitist spektruma kaydığını kim bilebilir? Ne yazık ki, bu savaş, İsrail ve İran halkının, dolayısı ile de tüm dünya uluslarının refah ve barış içinde yaşaması idealini ayakta tutan kolonları travmatize etmiştir ve faturası, maddi düzlemde milyar dolarlarla ifade edilemeyecek kadar büyük küresel hukuk ve etik koresyon maliyetlerine yol açacaktır! Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi hepimizin umudu.... (*)Groepler, Eva. AntiSemitizm: Antik çağlardan günümüze Yahudi düşmanlığının tarihi. Belge Yayınları. İstanbul.1999.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.