ABD Başkanı Donald Trump'ın İran Savaşı sonrası seçmen bazında desteği yüzde 36 ile en düşük seviyelere düşmüş durumda. Çekirdek tabanını oluşturan MAGA (Make America Great Again) içinde bile ciddi eleştiriler dile getiriliyor ve daha çok Demokratlar arasında dile getirilen 'yetkilerinin daraltılması' ya da 'azledilmesine' yönelik söylemler, artık bazı Cumhuriyetçiler tarafından bile seslendirilir oldu. Herhalde, İran Savaşının maliyetleri ve kasım ayında yapılacak ara seçimler sonrası bu talepler somutlaşacaktır. Bu durum realize olursa Başkan Yardımcısı JD Vance, seçimlere kadar başkanlık koltuğunun yeni sahibi olacaktır. Vance, Trump ile kıyaslanamayacak derinlikte rasyonel bir politikacı. 2016 yılında yayımladığı otobiyografik eseri Hillbily Elegy'de, uyuşturucu bağımlısı bir annenin varolduğu güçlüklerle dolu bir aile ortamından Yale Üniversitesine giden başarı öyküsünü anlatmıştı. Bu roman bir milyonun üzerinde bir okur kitlesine ulaştı ve sinemaya da uyarlandı. Merak eden okurlarımız ünlü rejisör Ron Howard'ın, Glenn Close ve Amy Adams'ı başrolde olduğu bu ilginç filmi izleyebilirler.
ÇOK KUTUPLU DÜNYA
Vance, partide aşırı sağ profili ve Trump'ın MAGA söyleminin en katı savunucusu olarak tanınıyor. Günümüz konjoktörü içinde Amerika'nın yeri konusunda da ayağı yere basan düşüncelere sahip. "Amerika'nın tartışmasız egemenlik döneminin sonuna geldik" diyor. Artık Vietnam ve Afganistan benzeri ucu açık savaşların kendileri için imkansız olduğunu söyleyerek, Soğuk Savaş dönemindeki tek kutuplu dünya düzeninin yerini çok kutupluluğa bıraktığını, artık ülke çıkarlarına odaklı net hedeflere hizmet eden siyasi ve askeri operasyonlar içinde olmak gerekliliğini ifade ediyor. Ülke olarak önceliklerinin askeri üstünlükten ziyade ekonomik ve teknolojik güç olmaya odaklı olmasını, mümkün olan tüm kaynaklarını da kendi ülke insanının sosyal ve ekonomik kalkınmasına yönlendirilmesini istiyor. Bu düşüncelerinin bir hayli destekçisi var. Hatta ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack'ın, birkaç gün önce yaptığı "Sykes-Picotvari çizilmiş sınırlarla kendini gösteren Batılı müdahaleler döneminin sona erdiği" minvalindeki konuşması da bu kapsamda değerlendiriliyor. Ben de, bir yıl kadar önce yazdığım kimi makalelerde sistematik bir teori olarak şu görüşlerimi yazmıştım: Amerikan politik yapıcılar, bu yüzyıldaki egemenliklerinin bittiğini görmekte. En azından bir yarım yüzyıl daha kendi üstünlüklerinin devamının önünde engel olarak Avrupa Birliği, Rusya, Çin gibi güç odaklarını görüyorlar ve bunlarla mücadele etmek durumundalar. Bu bağlamda, Brexit ile Avrupa için büyük bir zayıflık yarattılar. Rusya'yı da Ukrayna gibi oyalıyorlar. Geriye bir Çin kalıyor, onunla da bir şekilde baş etme stratejilerini hayata geçiriyorlar. Dış politik aksiyonları böyle kurgulanıp, dünya sorunlarından ziyade Amerika sınırlarına konsolide bir siyasi perspektifi de iç politika realitesi halinde teorize edeceklerdir. Elbette, JD Vance'ın düşünceleri, halihazırda Netanyahu'nun yörüngesinde İran Savaşını başlatan Trump'ın öngörülemez politikaları ile uyumlu değil. Ancak bu, Trump karşıtı söylemlerinin ilki değil hiç kuşkusuz! Politikaya adım attığı yıllar, Trump'ın ilk başkanlık dönemine rastlıyordu ve o sıralar Donald Trump'ı yerden yere vuran sıkı bir muhalif olarak tanınıyordu. Hatta Trump'ı Hitlervari uygulamaları nedeni ile eleştirdi ve onun başkanlık görevi için uygun olmadığına dair inancını açıklamaktan geri durmadı! Sekiz yıl önce sarfettiği, otuzlu yaşlardaki bir senatör olarak "Trump'ın ülke bekası için tehlikeli olduğuna dair "sözlerini henüz hiç kimse unutmuş değil! 2016 yılında Trump, başkanlık yarışını kazanıp Beyaz Saray'a doğru giderken, JD Vance, yukarıda adını yazdığımız kitabını yeni çıkarmıştı ve hızla popüler bir yazara dönüşerek memleketi Ohio'da şehirden şehre gezip kitaplarını imzalıyordu! Bu arada annesinin eski uyuşturucu müptelalardan olması nedeni ile uyuşturucu karşıtı sosyal sorumluluk projelerinin de baş konuşmacısı kimliğini sağlamlaştırdı.
KOLTUĞU NASIL KAPTI?
Trump ve Vance'in siyasi kimliğini oluşturan Cumhuriyetçi Parti, 1854 yılında kuruldu. Günümüzde, WASP denen, beyaz, Anglosakson ve Protestan orijinli, Avrupa kökenli beyaz egemen kültürün ya da tarihsel sınıfın bir partisi olarak muhafazakar tabiatı biliniyorsa da, 1860'larda devrimci bir reaksiyonla, başkan seçilen parti liderleri efsanevi Lincoln önderliğinde, köleliği tarihe gömmek için bir iç savaşı göze almışlardı. Şimdilerde, kürtaja karşılar, silahlanma yanlısı bir tavırları var ve eşcinsel evliliği ve transseksüel hakları tartışmaya bile mecalleri yok. Ekonomi politikaları da, Adam Smith'in 1776'larda 'toplumların refahı' kitabında yazdığı 'Laissez faire, laissez Passer!' yani hiç bir regülasyonun olmadığı 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışından bir tık ileride değil. Vergi indirimleri ve sendika karşıtı tutumları da oy verenleri için makbul politikalar... Merak edilen nokta, Trump'a muhalif Vance, nasıl oldu da başkan yardımcısı koltuğunu kaptı!? Diğer adaylar Kuzey Dakota Valisi Doug Burgum ile Florida Senatörü Marco Rubio idi! Herhalde Trump, Cumhuriyet Partisinin oy deposu olan kırsal eyaletlerde, Apalaş dağlarından uyuşturucu bağımlısı bir annenin çocuğunun yarattığı 'Amerikan Rüyası'nın, seçmen tarafından satın alınacağını düşündü. Elbette son tahlilde, Kamala Harris'in düşük profili ve Biden döneminin hayal kırıklıkları, onları iktidara taşıdı. Başkan Trump, sığ entellektüel kapasitesinin rehberliğinde önce gümrük oranları ile oynayarak küresel ticareti öngörülemez bir kaosa soktu, şimdi de İran Savaşı bağlamında, tüm dünyayı siyasi bir krizin içine itti. Göründüğü kadarı ile Trump dönemi için tüm insanlık ağıt yapacak hale gelmiş durumda. Umarız, yetenekleri, cesareti, birikimleri ve beklenmedik derinlikte vizyonu ile JD Vance, Trump'ın şu ana kadar gözlediğimiz küresel toksik etkisini temizleyen ve dünyayı barış, insan hakları ve demokrasi gibi batı değerleri çerçevesinde yeniden şekillendirmek için yedekte fazla durmaz !
