İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda yaşanan gerçekleri içeriden bir kişi anlattı. Gazetemize gönderilen mektup, işlerin perde arkasında nasıl yürüdüğü adım adım anlatıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu geçtiğimiz hafta perşembe günü Yeni Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü'nün tek kişilik devşirme oyunuyla perde açtı. Aynı gün gazetemizin manşetinde de 'Levent Üzümcü'nün Tuhaf Hikayesi' başlıklı haberi vardı. Haberde Levent Üzümcü'nün İzmir'e nasıl getirildiğini ve bir önceki sanat yönetmeninden ne kadar fazla parayla iş başı yaptığını anlattık. Ayrıca açılışta İstanbul kaynaklı tek kişilik oyunla sahneye çıkmasının doğurduğu tepkileri yansıttık. Bu haberimize en büyük desteği ise yine tiyatrocular verdi. Şehir Tiyatrosu'ndan gelen ve işini kaybetmemesi için ismini açıklayamadığımız mektubu benim köşemden sizlere aktarmak istiyorum... İşte giriş, gelişme ve sonucuyla İzmir Şehir Tiyatrosu'nun tuhaf kuruluş hikayesi...

İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevine getirilen Levent Üzümcü, sezon açılışını tek kişilik kendi oyunuyla yapınca tepki çekmişti.
"ŞEHİR TİYATROSU KİMİN TİYATROSU?"
Bundan yaklaşık 4 yıl önce İzmir'de şehir tiyatrosu kuruldu. Pozitif bir yaklaşımla bu durumdan çok ama çok mutlu olunması lazım, fakat biz İzmirli tiyatro sanatçıları genel olarak memnuniyetsiz bir yapıda olduğumuzdan bundan da mutlu olamadık. Hadi gelin biraz geçmişe gidelim ve Şehir Tiyatrosu travmalarımızı dile getirelim. Sevgili Tunç Soyer'in seçim vaatlerinden olan Şehir Tiyatrosu ile ilgili kuruluş öncesi geniş katılımlı ilk toplantı Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde yapıldı. İzmir'de tiyatro adına çalışan sanat icra etmeye çabalayan birçok insanla o toplantıdaydım. İlk kez bir başkan bu kadar naif bu kadar katılımcı bu kadar iyi niyetli bir eylem ve söylem içerisindeydi. "Bu şehir tiyatrosu kentin sivil toplum kuruluşları ile kurulacak". Kendi adıma dedim ki "bu kez oluyor galiba, İzmir de Şehir Tiyatrosu ile birlikte tüm İzmir Tiyatrosu da saha kalkacak". Lakin tabii ki süreç öyle olmadı, önce Şehir Tiyatrosunda bir danışma ve bir seçici kurul oluştu. Sonra St Petersburg mezunu bir koordinatör atandı ve o muhteşem! süreç başladı..Bu arada yönetmelik çalışması da bir yandan yürütülüyordu.
DENEME SAHNESİ İCADI
İlk önce "Şehir Tiyatrosu Deneme" sahnesi diye bir şey icat edildi. O oluşumda olması arzulanan kişilere ulaşıldı ve istenilen kadro kuruldu. Bir çocuk, iki yetişkin oyunu yapıldı. pandemi döneminde 3-5 seyirciye oynandı. Ama olsundu, Şehir Tiyatrosu kurulacaktı ya sineye çektik. (O dönemde deneme sahnesinden birileri nemalanmış mıdır bunu bilemem, araştırılsa iyi olur) Sonra genel Sanat yönetmenliği için ilan açıldı, birçok kişi başvurdu. Başvuranlar arasında Şehir tiyatrosuna yirmi yıllık geniş görüşlülük koyanlar da vardı, İzmir"in öz çocukları da. Lakin bunun da bir safsata olduğu sonra ortaya çıktı. Seçici kurulda olan Sevgili Yücel Erten "ben Genel Sanat Yönetmeni olacağım" diyerek kendini ortaya attı. Tek bir muhalefet şerhi ile( Bilgehan Oğuz) Yücel Erten genel Sanat Yönetmeni seçildi. En azından heybesinde genel Sanat Yönetmenliği titri olduğundan iyimser bakmaya çalıştık.

İzmir Şehir Tiyatrosu eski Genel Sanat Yönetmeni Yücel Erten
SINAV SÜRECİ FİYASKO
Sonra sınav dönemi geldi, tamamen şeffaf, adil ve torpilsiz yürümesi gereken süreç birçok beceriksiz nedeniyle bir fiyaskoya dönüştü. Yücel Erten, rahmetli Hülya Nutku ve o dönemde seçici kurulda yer alan kişilerce tüm süreç berbat edildi. Türkiye'nin birçok yerinden sınava girmek üzere gelip fuarın çimlerinde uyuyan, orada yemek yiyip kendine bir yol çizmek isteyen tiyatro mezunu gençler sadece mağdur edildi. Kadroya alınanları, seçilmeyen adayları ile mahkemelere taşınan süreçler ile birlikte Şehir Tiyatrosu ölü de olsa doğdu. ( Bu arada hakkını vermek lazım bu süreçte İzmir genç bir bürokrat kazandı Şehir Tiyatrosu eski müdürü Özkan Ataklı, bu konuya ileride değineceğim). Tunç Soyer dönemi bir şekilde birçoğu negatif kısmen pozitif olaylarla sona erdi.
SOSYALİST AMA ÇOK SOSYALİST BİRİ
Geldi Cemil Tugay dönemi..Kendi döneminde Karşıyaka'da hiç bir tiyatro veya sanatçı ile bağ kurmamış olan tam bir sanat sevdalısı! Sevgili Cemil başkan. Tabii insanlar merak etmeye başladı, Şehir Tiyatrosu ne olacak? İlk önce Şehir Tiyatrosunda yönetmelik değişti, estetik cerrah büyükşehir de başkan olabiliyorsa alaylılar da kadroya girebilmeliydi. Ardından Yücel Erten gibi bir bunak! görevden alınmalıydı ( zira bu İzmir'in en büyük beka sorunuydu). Buraya kadar sıkıntı yoktu ama en az Yücel hoca kadar başarılı! vizyoner ! ahlaklı!, liyakatlı! sosyalist ama cok sosyalist, en sosyalist! biri "Genel Sanat Yönetmeni" olmalıydı. Bütün bu özellikler Türkiye'de tek bir kişide bulunuyordu. Tabii ki o duayen! herkesin tahmin ettiği gibi Levent Üzümcü'ydü. Sevgili Yücel Erten"i sadece yazıyla görevden alan Cemil Tugay (Elbette şehir tiyatrosu kuruluş süreçleri nedeniyle Yücel Erten bir bedel ödemeliydi, lakin yöntem bu olmamalıydı) Levent Üzümcü'yü göreve getirdi. Levent Üzümcü de çok sevgili Özkan Ataklı'nın görevinin son bulmasını sağladı, zira hiçbir başarı cezasız kalamazdı. Bu arada İzmir Şehir Tiyatrosu daha önceki dönem genel sekreter yardımcısı olan Ertuğrul Tugay'a bağlıyken bu dönem Kültür Daire Başkanlığına bağlandı. (Duyumlarıma göre Marmaris'ten gelen Kültür Daire Başkanı Sedat Bey şehir tiyatrosunun tüm sorumluluğu Levent bey'e bırakmış diyorlar.) Bu herkesin içinde su serpen liyakatlı! atamadan sonra, İzmir Şehir tiyatrosu başka bir kimlikle, sanatsal anlamda muhteşem! bir sezon açılışına ev sahipliği yapacak diye beklerken narsizmin vücut bulmuş bir kopyası çıktı karşımıza.

Zeynep Altıok Akatlı
KİMSE SESİNİ ÇIKARAMADI!
"Rüstemoğlu Cemal'in Tuhaf Hikayesi" Evet yanlış okumadınız, Levent Üzümcü şehir tiyatrosuna bir vizyon katacağım diye gelip, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'ndan devşirdiği ve yol arkadaşı Cengiz Toraman"ın yönettiği! bir oyunla sezonu açıyor. Benim ve tüm tiyatro camiasının içi acıyor. Şehir Tiyatrosunda görevli oyuncu, tekniker, tasarımcı, yönetmen herkesin aklıyla alay eder gibi ve bir kişi çıkıp da bu yanlıştır demiyor, diyemiyor..
Ekonomik anlamda zor durumda olan bir sektörde özelden kendini kurtarıp zar zor şehir tiyatrosuna girip sanatını icra eden tiyatro emekçilerine hiç bir sözüm yok, lakin seçici kurulda veya danışma kurulunda yer alan tiyatro insanlarının çıkıp bir eleştiri yazısı paylaşmaması size de tuhaf gelmiyor mu?
Belki de oyunun adını değiştirmek lazım.. "İzmir Şehir Tiyatrosu'nun Tuhaf Hikayesi" diye... Başrollerde de; Tunç Soyer, Cemil Tugay, Zeynep Altıok Akatlı, Levent Üzümcü ve İzmir'in kültür sanatını vampir gibi kemiren "SOSYALİST" bir güruh..."
